Melis 15 yaşında lise 1. sınıf öğrencisiydi. Küçüklüğünden beri yaşıtlarına oranla kilosu hep biraz daha fazla olmuştu. Boyu da kısa olduğundan biraz daha şişman gözüküyordu. Ailede her zaman Melis’in kardeşi olan Nazlı’nın ne kadar alımlı ve hoş bir kız olduğundan bahsedilirken, Melis’e her zaman biraz kilo vermesi ve spor yapması gerektiği söylenmişti. İlkokul süresince okulda arkadaşlarından görünüşüyle ilgili pek olumsuz bir şey duymamış bu yüzden de lise çağına gelinceye dek nasıl göründüğünü kafasına pek takmamaya çalışmıştı. Ancak, liseye başladığında her şey çok daha farklıydı. Ergenliğindeki hormonal bazı değişimlerin de etkisiyle beden ölçüleri ve bedenin şekli onu çok rahatsız eder olmuştu. Kendisini oldukça şişman ve çirkin buluyordu. Ona göre sınıfındaki bir çok kız sanki manken gibiydiler ve çok da havalılardı. Ne giyseler yakışıyordu ve okuldaki tüm oğlanlar da peşlerindeydi. Melis onlara çok özeniyor ve aynada kendine bakmak istemiyordu.
Ailesi Melis’teki mutsuzluğun farkındalardı. Okula bile gitmek istememeye, hafta sonları da dışarı çıkmamaya başlamıştı. Etrafındaki tüm arkadaşlarından yavaş yavaş kopmuştu. Bu arada kilo verme çabaları da hep boşa gidiyor, iki gün yemek yemesine dikkat etse üçüncü gün deliler gibi yiyip verdiği tüm kalorileri yeniden alıyordu. Bu durum ailesini de çok üzüyordu. Derslerindeki düşüş ve kendini eve hapsetmesinden sonra ailesi onu bir psikoloğa götürmeye karar verdi.
Beden imajı, çocuğun kendi zihnindeki fiziksel görünümüdür. Beden imajının gelişmesinde bedenle ilgili tüm tutum, duygu, algı ve yorumlar önemlidir. Yeni doğan bir bebek bile hemen bedenini keşfetmeye ve onunla neler yapabileceğini araştırmaya başlar. Çocukluk döneminde ise, beden imajı çevredeki kişilerin, çocuğun nasıl göründüğü ile ilgili yaptıkları yorumlardan etkilenir. Ergenliğe girişle birlikte de genç, toplumun standartları ve “ideal beden” ile ilgili daha fazla farkındalık kazanmaya başlar.
Olumsuz beden imajı hem kız hem de erkekleri özellikle ergenlik döneminde oldukça etkiler. Kızlarda beden imajı baskısı, hormonal bazı değişimlerle birlikte ulaşılan normal kilo ile daha da yoğun hissedilmeye başlanır. Bu dönemde beden ölçüleri ve beden şeklindeki doğal değişimler genç kızları ideallerindeki “ideal kadın” görüntüsünden uzaklaştırır. Kendilerini şişman ve çirkin görmeye başlarlar. Erkeklerde ise beden imajı baskısı kızlardakine oranla biraz daha az hissedilir. Erkekler nasıl göründüklerinden ziyade fiziksel güce önem verdiklerinden, ergenlik dönemiyle birlikte vücutlarındaki değişimler, onları ideallerindeki büyük ve güçlü olarak tanımladıkları “ideal erkek” ölçülerine yaklaştırır. Ancak yinede “yağsız ve kaslı” olarak tanımladıkları ideal beden imajı onlarda da baskı yaratır. Günümüz toplumlarında medyanın (televizyon, dergi vs.) da etkisiyle güzellik ve ideal beden ölçülerine verilen önem daha da artmaktadır. Bu durum çocuk ve gençleri fiziksel ve duygusal bir çok sorunla karşı kaşıya getirmektedir.