Dört-Beş Yaş Çocuklarında Aşk

Dört-Beş Yaş Çocuklarında Aşk

1. 4-5 yaş çocuklarının genel özellikleri nelerdir?

2 yaş krizinin bitiminden sonra, çocuğu 3 yaşına gelen ebeveynler, bir süre dinlenme fırsatı bulurlar. Fakat, 4 yaş ile birlikte bu uyumlu ve dengeli ruh hali sona erer. Anne ve baba yorucu bir döneme daha hazır olmalıdırlar. Bağımsız hareket edebilen, kendi kendine yetebilen 4 yaş çocuğu, sosyal ilişkilerde oldukça ilerleme gösterir. Fakat, zaman zaman hem sözel hem de sözel olmayan iletişiminde ölçüyü kaçırabilir. Arkadaşları ile uzun süre oyun oynayamayabilir, sık sık kavga çıkartır. Bu dönemde ebeveynleri şaşırtan diğer bir değişim, çocuğun aile içinde kullanılmayan küfürleri söylemeye başlamasıdır. Bu küfürleri büyüklerinin yanında kullanmayı, gördüğü ilgi nedeniyle çok sever. Özellikle yapmamasını tembih ettiğiniz birçok şeyi daha sık yapar. Örneğin, “Sakın kardeşine dondurma yediğini söyleme, şimdi o hasta ve yiyemez, canı çeker” dediğinizde, emin olun ki kardeşini gördüğünde söyleyeceği ilk şey dondurma yediği olacaktır.

5 yaş, uyumun ve dengenin yeniden hakim olduğu bir dönemdir. 5 yaşına giren çocuğun bedenini daha kontrollü bir biçimde kullanmaya başladığını farketmemek mümkün değildir. Toplum kurallarına uygun davranışlarında artış gözlenir. Grup oyunlarında daha başarılı hale gelir, kavgalar azalır. Ufak tefek ev işlerinde (sofrayı kurmak gibi) ebeveynlere yardımcı olmaya başlar. Hikayeler dinlemekten ve aynı zamanda kitapların resimlerine bakarak hikaye anlatmaktan hoşlanır.

2. Aşka genel bir tanım yapıp çocukluk döneminde yaşanan aşkın farklılıkları ve yetişkin aşkıyla benzerlikleri nelerdir?

Aşk, bireylerin kendilerince yüklediği farklı anlamlar nedeniyle kişiye özgü ve biriciktir. Kimi aşkı bir paylaşım, kimi acı, kimi bir dokunuş veya bakış olarak tanımlar. Yetişkinler için çoğu zaman cinsellik, bu durumun en önemli parçası olabilir ki çocukların aşkı ile yetişkin aşkı bu noktada birbirinden ayrılmaya başlar. 4-5 yaş çocuğunun aşkı, saf, ani ve geçicidir. O gün ilk kez görüp sadece 2 saat birlikte olduğu bir çocuk ile ertesi gün evlilik hayalleri kurabilir. Aslında bu evlilik hayalleri kurma, onların bir duygu yoğunluğu içinde olmaktan çok büyüklerini model alma ve taklit etme davranışı içinde olduklarına en büyük işarettir.

3. Çocuğu birine aşık olduğunu söyleyen ebeveynin tutumu nasıl olmalıdır?

Burada yapılacak en son şey, çocuğu bu davranışından ötürü kınamak, “Aaaa ne kadar ayıp, başka yerde sakın söyleme” demek, cezalandırmak, dalga geçmek, aşık olduğu diğer çocuk ile görüşmesine engel olmaktır. Çocukların birine aşık olduğunu söylemesi, söylediği kişiye güven duyduğu anlamına gelir. Eğer biraz önce sıralanan tepkiler gösterilirse, çocuk güveninin boşa olduğunu, anlaşılamadığını düşünebilir. Bu durum, pekiştiriciler artmaya devam ettiği takdirde daha yerleşik bir güven problemine, ileri yaşlarda aile ile özel duygu ve düşüncelerini paylaşmamaya zemin hazırlar. Dolayısıyla, bu yaşlarda yaşanan aşkın, ergenler ya da yetişkinler arasında yaşanan aşktan oldukça farklı, ailelerin en çok çekindiği cinsel ilişki temasından uzak olduğu unutulmamalı ve kabullenici bir tavır içinde olunmalıdır. Bu, çocuğunuzun size güven duymasına, her konuyu sizinle yargılanmadan konuşabileceği mesajını almasına olanak sağlayacak güzel bir fırsat olarak değerlendirilmelidir.

Ayrıca, bu durum çocuğunuzun anne ya da babası ile evlenmesinin olanaksız olduğuna ikna olduğu ve cinsel kimliğinin yerine oturmaya başladığının bir kanıtıdır. Anne ve babadan kopup sosyal hayata daha da derinlemesine daldığını gösterir. Yani, çocuğunuzun aşık olması daha çok iyiye işarettir.

4. 4-5 yaş dönemi neden çocuk için aşk sözcüklerinin kullanıldığı bir dönemdir?

Bu yaş aralığı çocukların yaşıtlarıyla sosyal ilişkilerinin oldukça arttığı bir dönemdir. Yuvaya, anaokuluna başlarlar, evlerinin bahçelerinde diğer çocuklarla etkileşime girerler. Dolayısıyla, diğer bireyleri gözlemleme fırsatı bulurlar. Her yaştan insanı gözlemler, model alır, taklit etmeye çalışırlar. Kendilerine model aldıkları yetişkinler gibi olmak isterler. “Ben de büyünce teyzem gibi saçımı sarıya boyatacağım. Arabam kırmızı olacak ve erkek arkadaşım olacak, onunla arabama binip sinemaya gideceğiz!”

Aşık olmak ve biriyle ilişki yaşamak, filmlerde, dizilerde ve gerçek hayatın içinde sık sık karşılaştıkları sahnelerdir. Sosyal hayatın içine dahil olup birçok alanla ilgilenmeye başladıklarında, aşk ve kadın-erkek ilişkileri bu alanların başında gelir. Dolayısıyla, aşk sözcüklerini de kelime hazinelerine eklerler. Bu kelimeleri kullandıklarında gösterilen dikkat, ilgi ve olumlu pekiştireçler ile doğru orantılı olarak kullanımları azalır ya da çoğalır.

5. Eklemek istedikleriniz....

Çocuğunuz aşk acısı yaşıyor ise, duygularını sakın küçümsemeyin. “Sen daha küçüksün ne aşk acısıymış, git oyuncaklarınla oyna” gibi tepkiler çocuğun güven duygusuna vurulan darbelerdir. Ne kadar incinmiş olabileceğini anladığınızı, her insanın hayatının bir döneminde bu tür duygu hali içinde olabileceğini, ama zamanla bu duyguları ile başa çıkmayı öğreneceğini söyleyin. Bilişsel yetileri sebebiyle, bu söylediklerinizi tam olarak algılayamasa da onun yanında olduğunuzu, yargılamadan sorununa birlikte çözüm bulmaya çalıştığınızı görmesi kendini güvende hissetmesine vesile olacaktır.

AÇELYA ŞAHİN, Klinik Psikolog
DBE Çocuk ve Genç Bölümü