Özel Öğrenme Bozukluğu

Özel Öğrenme Bozukluğu

Okuma Bozukluğu

‘İşte sıra yine bana geliyor!’ diye düşündü Ahmet. 

Sınıfta sıra ile okuma çalışmasından neredeyse nefret ediyordu.  Kıpkırmızı kesilerek okumaya başladı.  ‘Da-da-vid  aan-nee-zine  bön-bü  ev  be-di ki….’  Sınıf çoktan kıkırdamaya başlamıştı bile.  Öğretmen sınıfı susturdu ve Ahmet’ten tekrar okumasını rica etti. 

Ancak bu işe sınıf öğretmeni Nesrin Hanım da pek akıl erdiremiyordu.  Ahmet üçüncü sınıfe geçmişti, matematiği çok iyiydi, gördüğünü yazıyordu, başarılı bir sporcuydu, çabuk algılıyordu, sözlülerde çok başarılıydı, ancak yazılı sınavlarda soruları okumakta zorlandığı için yanlış yanıtlar veriyor ve çok yavaş okuduğu için de sınavları tamamlayamıyordu.  Kendisi kaç kez Ahmet’le okuma çalışmış ama sonuç alamamıştı.  Ahmet hala okurken harf karıştırıyor, ters okuyor, satırları izlemekte zorlanıyordu.

O hafta okullarına bir psikolog gelecek ve ‘Çocuk Ve Öğrenme’ konusunda bir konferans verecekti.  Nesrin Hanım, Ahmet’le ilgili gözlemlerini psikolog ile paylaştı ve Ahmet’in yaşadığı zorlukların ‘Özel Öğrenme Bozukluğu’nun bir çeşidi olan Okuma Bozukluğu olabileceğini öğrendi.  Ahmet ailesi de aynı konuşmayı dinlemişti.  Hiç vakit kaybetmeden oturdukları bölgenin yakınlarında göreve başlayan psikologtan randevu alıp, sınıf öğretmeninin de desteğiyle çocuklarını çalışmalara başlattılar.

Yazma Bozukluğu

Mert’in, psikoloğuyla yazma konusunda çalışmaya başlaması dört hafta olmuştu.

Ama o hala ‘b’ ve ‘d’ yi karıştırıyor, ‘k’ yerine ‘t’ yazıyor, sözcüklerin arasına boşluk bırakmayı unutuyor ve bir türlü hızlanamıyordu.  Sınıfta arkadaşları tahtada yazılanların tümünü defterlerine geçirdiklerinde o dana üçüncü satırda olabiliyordu.  Üçüncü sınıftaydı, ama ev ödevleri de kabus olmaya devam ediyordu, 15:00’te başladığı ödevler 21:00’de bitiyordu. 

Anne ve babasının ve hatta öğretmeninin ‘Yazmaya devam et, düzelecek, az kaldı….’ sözleri de artık umutsuzluğa dönmeye başlamıştı. Psikoloğu bu durumun adını koymuştu: Yazma Bozukluğu. 

Aslında Mert çok rahatlamıştı, çünkü o ana kadar kendini suçlamış, hatta aptalın teki olduğunu bile düşünmüştü.  Halbuki öğrendiğine göre, bu durumun sorumlusu kendisi değildi ve kendi yaşıtı bir çok çocukta benzer şeyler görülebiliyordu.  Bunun  çaresi de uzun süreli bir algı eğitimine başlamaktı.  Psikoloğu, onu kendisi gibi yazma sorunları olan iki çocukla daha tanıştırarak grup çalışmaları yapacaklarını belirtmişti.  Ama Mert uzun sürede değil hemen düzelmek istiyordu.  Sihirli bir değnek değsin, tahtadaki ‘13’ rakamını defterine ‘31’ olarak geçirmesin, harfleri karıştırmasın, çok güzelce hızlı yazsın istiyordu. 

Psikoloğuyla bir an önce hızlı ve güzel yazabilmek için neler yapması gerektiğini konuşmaya karar verdi.

Matematik Öğrenme Bozukluğu

“Yine mi matematik öğretmeni!" diye öfkeyle kapıyı çarptı Aslı. 

Bu eve gelen beşinci matematik öğretmeni olacaktı.  Aslı’nın ne matematik ile ne de matematik öğretmenleri ile yıldızı bir türlü barışmıyordu.  Her tür öğretmeni denemişlerdi: yumuşak, disiplinli, oyun ile öğreten…  Ama hiçbir öğretmen Aslı’nın tekrarladığı hatalara dayanamıyordu.  En son öğretmeni de, Aslı 15. dersten sonra da toplama ve çıkarmayı soldan yapınca, çalışmalara artık devam edemeyeceğini söylemişti. 

Aslı bakkaldan alışveriş ederken de 8.000.000 lira ödemesi gerektiğinde uzun süre düşünüyor, sonra bakkala 5.000.000 lira uzatıyor ve paranın üzerini beklemeye başlıyordu.  Sık sık mahcup olduğu için de artık bakkala gitmek istemiyordu. Aslı’nın ailesi ve öğretmenleri, çocuğun bir çok alanda başarılı olmasına karşın sayılarla arasının bu kadar kötü olmasına bir anlam veremiyorlardı. Çok güzel resimler yaptığı, şiirler yazdığı halde, işlemlerinde eldeleri unutuyor, sayıları ters yazıp okuyor, dört basamaklı sayıları okumada zorlanıyor ve çarpım tablosunu kesinlikle ezberleyemiyordu. 

Aslı’nın emin olduğu bir tek şey vardı: Matematikten NEFRET ediyordu. 

Sonunda Aslı’nın matematik sorunu ile ilgili olarak bir psikoloğa başvurmaya karar verdiler.  Uzun görüşmeler ve incelemeler sonucunda, psikolog, Aslı ile matematik arasına giren kara bulutların nedenini açıkladı: Aslı, son derece parlak bir zekaya sahip olduğu halde, "diskaküli" veya "aritmasteni" de denen matematik öğrenme bozukluğuna sahipti.

Öğrenme Bozukluğu Nedir?

Dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma, harfleme ve/veya aritmetik hesaplamaları yapmada kendini gösteren, sözlü/yazılı dili anlama ve/veya kullanmayı içeren temel süreçlerin birinde yada birkaçında bozukluk durumudur.

Özel Öğrenme Bozukluğunun, Okuma Bozukluğu, Yazma Bozukluğu, Aritmetik Bozukluğu, Sözel Olmayan Öğrenme Bozukluğu gibi türleri bulunmaktadır.

Çocukta öğrenme bozukluğu olduğu şu verilerle saptanabilir:

Çocuk işitsel ve görsel algılama, tanıma, hatırlama, sıralama becerilerinde zayıftır.
Dalgındır, sakarlıkları vardır.
Arkadaş edinme ve sürdürmekte zorlanır.
Aşırı hareketli olabilir.
Dikkatini toplamak ve sürdürmekte zorlanır.
Sınırlı bir sözcük dağarcığına sahiptir.
Okumayı öğrenirken zorluk yaşar.
Okuması akıcı değildir.
Okuduğunu anlamakta ve ifade etmekte zorlanır.
El yazısı okunaksızdır.
Yazılı anlatımda cümleleri kısa, bozuk ve oldukça basittir. Matematik ifadelerini işleme dönüştürmekte zorlanır.
Problemlerdeki işlemlerin hangi sırada yapılacağına karar veremez.
Özel öğrenme güçlüğü, ilkokulun ilk sınıflarında fark edilip ele alınmazsa, çocuğun zeka düzeyi ile ilgili bir sorunu olmadığı halde okul yaşamı zorluklarla devam eder. Hatta çocuğun eğitimini yarıda bırakmasına dahi neden olabilir. Bu kişiler, ileri yaşamlarında da okunması gereken metinleri çözemedikleri ve kendilerini ifade etmede zorlandıkları için, kapasitelerini tam olarak göstermekte zorlanırlar.

Çocuk, yukarıda belirtilen özellikleri taşıyorsa ve bu durum onun eğitim hayatını ciddi bir şekilde etkiliyorsa, bir uzmana başvurulmasında yarar vardır.

Öğrenme güçlüğü olan bir çocuğun kendi kendine yapabileceği çok fazla bir şey olmamakla beraber, okulun ve ailenin bu durumu anlayışla karşılamaları, çocuğu "tembel", vs. gibi etiketlememeleri, ödevleri çocuğun temposuna göre ayarlamaları çok önemlidir.