Televizyon ve Şiddet

Televizyon ve Şiddet

1. Bu güne kadar televizyon izlemenin çocuklar üzerindeki etkisiyle ilgili bir çok çalışma yapıldı. Geldiğimiz noktada televizyonun çocukları nasıl etkilediğine dair başlıklar nelerdir?
Televizyon kuşkusuz yaklaşık yüz yıllık  icadından bugüne kadar kitle iletişim aracı olarak insanları ve yaşantılarını etkilemektedir. Aile ve sosyal yaşamlar,  zihinsel gelişim, dil gelişimi, tüketim ve beslenme alışkanlıkları,  globalleşme açısından tarihsel gelişimden söz edebiliriz.

Çocuklar açısından değerlendirildiğinde yaş dönemlerine göre olumlu veya olumsuz farklı etkilenmektedirler. 

 0-3 yaş çocuklar ve TV

0-3 yaş sevgi ve güven gereksiniminin tam karşılanması gereken bir dönemdir. Çocuğun beslenme, temizlik ihtiyaçlarının yanında kucaklamak, okşamak, onunla konuşmak, sevildiğini hissettirmek, onunla oyun oynamak, düzenli olarak onu gezdirmek,  beraber kaliteli zaman geçirmek onun zihinsel, duygusal,  sosyal, dil ve motor gelişimine katkıda bulunur. Çocuğun bu dönemlerde duygusal ve sosyal açıdan cansız bir uyaran ile karşı karşıya kalması konuşmasına, bakışına, gülmesine karşılık alamaması, iletişim ve etkileşim sağlayamaması,  sosyalleşme ve bireyselleşmesini olumsuz etkileyecektir.

Günlük 1-2 saatin üzerinde tv karşısında bırakılan  0-3 yaş  çocuğu ,, sosyal gelişim,  duygusal etkileşim ve karşılık verme, sosyal ortamlara uyum , insanlar ile ilgilenme , onlara yakınlık gösterme , yaşıtlarına ilgi , iletişimde  konuşma , anlamlı jest ve mimikler , heceleme , agulama , ses çıkarma , cümle kurma  için gerekli olan fonksiyonların gelişiminde gecikmeler veya yetersizlikler görülür. Bu duruma yani iletişim ve etkileşim bozukluğuna yol açabilecek diğer nedenlerin olup olmadığı incelenmelidir.

4 -7 yaş çocuklar ve TV

Bu dönemde anne baba , arkadaş ve sosyal çevre ile etkileşim ve iletişim belirgin olarak artmış ve artık erişkinlerle birlikte belirgin olarak uyum sağlanmıştır. Bu dönemde gerek dil gelişimi , gerek motor gelişim de önemli aşamalar kaydedilir.

TV nin bu dönemde çok aşırı izlenmesi çocuğun dil ve sosyal gelişiminde bazı sıkıntıların ve eksikliklerin oluşmasına neden olabilir. Bu dönemde çocuklar TV de gördükleri görüntüleri tamamen somut olarak yorumlarlar yani çocuklarda tam olarak soyut düşünce gelişmediği için gerek çizgi filmler gerek filmler de görülen görüntüler olduğu gibi algılanır. Çocuk bütün bunları olduğu gibi uygulamaya çalışabilir. Yani çizgi filmde gördüğü bir hareket veya sahneyi olduğu gibi yapmaya çalışabilir. Çocuk için bu dönemde şiddet içeren ve aşırı abartılı konulardan oluşan çizgi filmler oldukça sakıncalı olabilir. Bilinçaltı şiddet duygularının yerleşmesine neden olabilir . Aynı zamanda çocuğun bu dönemde izleyeceği  gerilim, korku veya aşırı şiddet içeren görüntülerden   çocuklar oldukça aşırı etkilenebilir ,  bu durum onları akla gelen görüntüler ve düşünceler ile günlerce rahatsız edebilir. Ek olarak çocukta uyku bozukluğu , yalnız kalmak istemememe , korku ve endişe duyguları yerleşebilir . O nedenle anne babaların bu dönede izlenen programlara özellikle dikkat etmesi gerekir.

7-12 yaş arası çocuklar ve TV

Bu dönem eğitim ve öğretimin başladığı okul dönemidir. Aynı zamanda TV ‘nin eğitim amaçlı kullanımından daha fazla yararlanacak bir yaş grubunu oluşturmaktadır. Bu yaş grubunda soyut düşünce yerleşmeye başlamış olmasının etkileri görülür. Çocuklar TV deki görüntülerden yetişkin düzeyinde etkilenmeye başlarlar. Yukarıda değindiğimiz gibi bu yaş grubunda da şiddet içeren , korku ve gerilime neden olan sahnelerin çocuğun gelişiminde problem oluşturacağını söylemek gerekir. Yukarıda bahsettiğimiz iletişim ve sosyal adaptasyon üzerine  diğer yaş grubundaki kadar negatif şekilde olmaz . Çocukların bu yaşlardan itibaren TV üzerinden kazanımları eğer iyi yönlendirilir ve seçici davranılırsa devam eder. Bu yaştaki çocukların ders ve okul saatleri de göz önüne alınarak TV izleme saatleri uygun bir şekilde sağlanmalıdır. TV izlemenin aşırılığı durumunda çocuğun sosyal aktivitelerinde , arkadaş ilişkilerinde , ders başarısında , sportif faaliyetlerinde , yaşa uygun becerilerin geliştirilmesinde sorunlar yaşanabilir.

2. Televizyondaki şiddetin çocuklar üzerindeki etkileri açısından düşündüğümüzde, görüntüler çocukların ruh sağlığını nasıl ve ne ölçüde etkilemekte (Saddam görüntüleri v.s.) Bu konuda yapılmış çalışmalar var mı?

Artan şiddet olayları ile kitle iletişimi ve şiddet arasında bir ilintinin varlığı konusunda araştırmalar yapılmaktadır. Araştırmalar yanında kitle iletişim araçlarının şiddete yönlendirme ve etkilemesi üzerinde bir görüş birliğinden de söz edilmektir. Şiddet bireysel ve toplumsal bir olgu olarak psikolojik, sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik boyutlar ile kitle iletişim araçlarında yer alırken söz konusu araçlarda yer verilen şiddet unsuru da toplumsal yaşamda yansımasını bulmakta ve toplumsal yaşamı etkilemektedir. Bu kapsamda realiteden medyaya karşılıklı bir etkileşim söz konusu olmaktadır.

İnsanın doğasında mevcut bastırılmış bir davranış biçimi olan şiddet sözcüklerde sert, katı davranış; azarlamada ve cezalandırmada aşırı gitme; inandırma ve anlaşmaya varma yerine kaba kuvvet kullanma şeklinde tanımlanıyor. En geniş haliyle saldırganlıkla bağlantılı bir davranış biçimidir.

Araştırmalar şiddete ve saldırganlığa yönelik davranışların yaşamın erken dönemlerinde öğrenildiğini göstermektedir. Ancak, yine araştırmalar, çocukların duygularını şiddet kullanmadan ifade edebilmeleri için ailelerinin büyük yardımı olabileceğini de göstermektedir.  Ülkemizde ŞİDDETİN BEŞİĞİ AİLEDİR; ancak, bu sonuçlara göre, ailede başlayan şiddet okulda hemen hemen aynı yoğunlukta devam etmektedir. Şiddete karşı mücadelenin sadece ailede verilmesi yetmez; bunun okulda da sürdürülmesi gerekir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile D.E.Ü.Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalımız Hannover Kriminoloji Enstitüsü ile işbirliği yapılan araştırma sonuçlarına göre şiddetin sebepleri şu şekilde sıralanmaktadır.

a)     Eğitimsizlik %33.88

b)     Anne-babanın ilgisizliği,  %46.05

c)      Şiddet içerikli yayınlar, programlar, oyunlar  %14.50 dir.

Çocukların şiddete yönelmesinin sebepleri ise;

a)     Çocuğun psikolojik durumu,  %21.77 dir.

b)     Çocuğun içinde yaşadığı sosyal çevre, %51.04 dür.

c)      Çocuğun içinde bulunduğu ekonomik koşullar,  %15.99 dur.

d)     Büyükleri taklit,  %9.35 dir.

Halkımıza göre, çocukların ve gençlerin şiddete yönelmesinin sebepleri ÖNEM SIRASIYLA esas olarak şunlardır:

  1. Çocuğun İçinde Yaşadığı Sosyal Çevre
  2. Anne-Baba İlgisizliği 
  3. Eğitimsizlik   
  4. Çocuğun Psikolojik Durumu
  5. Ekonomik Koşullar
  6. Şiddet İçerikli Yayınlar, Programlar ve Oyunlar
  7. Büyükleri Taklit

Televizyonun  şiddet, ölüm, korku, gerilim unsurlarıyla etki yarattığı, yakın zamanda yaşanan bazı çocukların  hazırlıklı ya da hazırlıksız tanık oldukları Saddam’ın idam görüntüleridir.

Saddam’ın asılma kararıyla birlikte, asılmasının kaydedilmesi,  asılma öncesi yaklaşımlar, asılma aşamalarına ait her detayın medya da yer almasının etkisiyle, yetişkinlerden daha travmatik olarak çocuklar yaşıyorlar. Onlar yaş özelliklerine göre  bu durumu yetişkinlerden farklı algıladılar. Şu ana kadar dünya da yedi çocuğun kendini asarak ölmesi bu farklı algılamanın sonuçları.

Çocuklar taklit eder, özdeşim kurar, ölüm kavramını oyunlarındaki  geri dönüşü olan bir durum olarak değerlendirir. Gerçek onun yarattığı gerçektir. Neden sonuç ilişkilerini yaşayarak görmek isterler. 2-3 yaşında ki bir çocuk  birine vursa ona zarar verdiğini düşünmez. Televizyon ve sinemada izlediklerini oyunlarına aktarır. Eğlence yaratan, sosyalleştiren bu oyunlardaki şiddet ve  kavgaya karşı da zamanla duyarsızlaşmaya başlar.

ÖLÜM..

Yaşamın sonudur,
Geri dönülmezliktir,
Kaçınılmazdır,
Evrenseldir.

  • 5-6 yaş “ölüm” kavramını anlamaya başlar ama geri dönülmezliği anlamayabilir.
  • 6-7 yaştan itibaren evrensellik kaçınılmazlık anlaşılmaya başlanır.
  • 7-10 yaş tam olarak anlar.
  • 10-12 yaşlarda felsefi  bir ilgi vardır. Tehlikeli olabilir.

Çeşitli sebeplerle gerçekleşen ölüm kavramı bir de  ceza unsuru olarak çocukların önüne serildiğinde, zihinsel kapasitesinin sınırlı olduğu veya sosyal adalet kavramının geliştiği yaşlarda bu görüntülere tanık olmasının yarattığı stres etkileri fiziksel, duygusal, zihinsel, davranışsal ve sosyal tepkilerle de kendini gösterir.

Bu süreci değerlendirdiğimizde Stres, kişinin baş etme yeteneğini aşan ya da zorlayan bir durum algılandığında ortaya çıkan otomatik tepkidir.

Stres bir süreç olarak ele alındığında, olayları değerlendirme şeklinden düşüncelere, duygulara, davranışlara kadar pek çok boyuttan oluşur. Stresi oluşturan,  çevresel etkileri bireyin nasıl algıladığıdır. Kişi karşılaştığı olayları pek çok faktör ışığında değerlendirir ve yaşadığı olaylara bir anlam yükler, yaptığı bu değerlendirmeler sonucunda çevresindekiler sebebiyle stres yaşar ya da yaşamaz.

Başkalarının fizik bütünlüğüne bir tehdit olayını yaşamak ya da tanık olmak uyum bozukluğu, akut stres bozukluğu ya da travma sonrası stres bozukluğu olarak kendini gösterir. Olayı yaşamak birinci derece, tanık olmak ise ikinci derece etkilenme kategorisindedir. 

Çocuklar Nasıl Etkilenir?

  • Korku, çaresizlik, dehşete düşmenin etkilerini çocuklar organize olamayarak, sinirli, uyumsuz davranışlarla  dışa vurabilirler.
  • Travmanın kendisini ya da değişik yönlerini konu alan oyunları tekrar tekrar oynayabilirler.
  • İçeriğini tam anlamaksızın korkunç rüyalar görebilirler, uykuya dalma, sürdürme sorunları yaşayabilirler.
  • Görüntüler akıllarına tekrarlayıcı olarak gelir ve rahatsız edici olabilir.
  • Ya da alaya alarak, duyarsız davranarak olaydan kaçınabilirler.
  • Cezanın ölüm olması, ebeveynlerin ve eğitim sisteminin verdiği  adalet duygusu, politika ve siyaseti yorumlama, düşünce ve inanç sistemlerinin etkilenmesine yol açabilir.

Evde ve Okulda Neler yapılabilir?

  • Aileler bu görüntülerden çocuklarınızı öncelikle uzak tutunuz.
  • Görüntüleri izleyen çocuklara yaşlarına uygun olarak olayla ilgili bilgi veriniz.
  • Özellikle görmezden gelme, duyarsız görünme durumlarını konuşunuz
  • Duygularını dile getirmesi teşvik ediniz.
  • Fiziksel temas kurunuz. Gerginliklerini azaltmak için oyun imkanları tanıyınız.
  • Okullarda uygulanabilecek Kaçınma, Etkilenme ve Aşırı Uyarılma durumlarının tespit edildiği “Olayların Etkisi Ölçeği” ile PTSB yaşayan çocuklar tespit edilerek müdahale programı oluşturunuz.
  • Resim yaparak gerginliklerinden kurtulmaları için yönlendiriniz.

3. Bazı anne babalar, çocuklarının televizyon karşısında geçirdiği zamanı sorun kabul etmekte ve ‘çocuklarını televizyon bağımlısı’ olmasından çekinmekte. Bu konuya ilişkin yaklaşımlar neler?  Yani tv bağımlısı olmak gibi bir tehlike söz konusu mu?

Çağımızın teknolojik gelişmeleriyle birlikte internet bağımlılığı gibi televizyon bağımlılığından da söz edebiliriz. Beslenme ihtiyaçlarını televizyonun karşısında giderme isteği,  uykularını ertelemeleri, sosyal arkadaş ilişkileri ve birliktelikler yerine evde televizyon izleme tercihi,  takıntı halinde belli çizgi film, dizi ya da filmleri takip etme ve başka ihtiyaçlarını bunlar için erteleme, izleyemediği zaman pişmanlık, üzüntü ve vicdan azabı yaşamak, bunu duygusal olarak somurtma, inatçılık ve agresif davranışlarla göstermek bu bağımlılığın belirtileri olarak sayabiliriz.

4. Çocukların tv ile ilişkileri nasıl düzenlenmeli?

Çocuklar televizyonla kendilerini daha iyi değerlendirebilir, televizyonlardan aldıkları bilgileri kendi mantıklarıyla biçimlendirebilirler. Bu durumda televizyon ideal bir iletişim aracı haline gelir. Çocuğun sosyalleşmesi, yakınları ile diyalog kurması, sosyal adaptasyonu, dil gelişimi ve buna benzer konular  TV izleme (aşırı miktarlarda) ile eksik kalabilir. Bu yaşlardaki çocukların eğitici programlar harici özellikle şiddet içeren ve çocuklar için travmatik olacak görüntülerden uzak kalmaları uygun olur. Bu hazırlıksız karşılaşılan görüntüler onlarda bilinçaltı kaygı, gerilim, korku, şiddete eğilim gibi sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle TV gibi iletişim araçları eğitim amaçlı olarak kullanılmalı, eğlence amaçlı ise  belli sınırlarda  kullanılmalıdır. Özellikle anne babalar, aile olarak birlikte izledikleri programlar konusunda oldukça seçici davranmalıdırlar. Bütün bunlara ek olarak, aşırı ve uygunsuz TV izleme durumunda, daha çok geç saatlerde izlenmesine müsade edilen programlar ile çocukların uyku ritmi bozulmakta, vakit ve motivasyon eksikliğinden dolayı  çocukların oyunlar ve değişik aktiviteler ile kazanacakları motor beceriler yetersiz kalmakta, çocukların arkadaş ortamlarında kazanacakları sosyal adaptasyon yeteneği istenen seviyede olmamakta, ince motor becerilerin gelişimine ve anne babanın eğitimi için gerekli vakit azalmakta, bu yaş için gerekli olan fiziksel hareketlilik ile enerji atımı eksik kalmakta, TV nin çocuklar için bir miktar katkısı olsa bile genel olarak dil, sosyal ve motor  gelişimde sıkıntılar gözlenmektedir. Bu durum eğer anne babanın çocuğu için yeterli vakit bulmasında sorun varsa, çocukta ek olarak psikiyatrik sıkıntılar varsa, çocuğun gelişimini destekleyecek diğer faktörler eksik ise daha da büyük sıkıntı olmaktadır.

  • Anne baba olarak uygun model olun.
  • Televizyon izlemeyi günde bir ya da en fazla iki saatle sınırlandırın.
  • Hangi televizyon filmlerini, dizileri, çizgi filmleri (bazıları şiddet içeriklidir) izlediklerini takip edin.
  • Televizyon programlarında, sinemalarda ve bilgisayar filmlerinde izledikleri şiddet hakkında onlarla konuşun. Bu tür davranışların gerçek hayatta ne kadar acı verici olduklarını ve ne tür ciddi sorunlara yol açabileceklerini anlamalarını sağlayın. 
  • Sorunların şiddet kullanmadan nasıl çözülebileceğini onlarla tartışın. 
  • Çocuklarınızı uzun vadeli evde yalnız bırakmayın. Yalnız kalmasının zorunlu olduğu durumlarda bir yakınınız ya da telefonla ondan bilgi alın. 
  • Sportif, eğitsel faaliyetlere yönlendirin. 
  • Şiddet, cinsel içerikli yayınlar konusunda önceden uyarın. 
  • Onunla birlikte izleyerek, yorum ve tartışmalarla izlediklerini değerlendirin. 
  • Program seçmesine yardımcı olun. 
  • Tatil günlerinde yayınlanan, çocuklar için eğitici, öğretici ve eğlendirici nitelikli programları seyretmelerini sağlayarak ya da teşvik ederek televizyon kullanımını olumlu hale getirin.   

Şeyda Özdalga
Psikolog
Davranış Bilimleri Enstitüsü
Çocuk ve Genç Bölümü