Salgın Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Salgın Hakkında Bilinmesi Gerekenler

İçinde bulunduğumuz bu salgın sürecinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak harekete geçmemiz gerekir. Kendimizi maruz bıraktığımız haber miktarını sınırlandırmalı ve bunun yerine uzmanlardan somut tavsiyeler almaya odaklanmalıyız. Dünya Sağlık Örgütü, medya endişe veya sıkıntıya neden oluyorsa izlediğiniz haber miktarını sınırlamayı ve kendinizi ve etrafınızdakileri korumak için pratik adımlara odaklanmayı içeren bir dizi zihinsel sağlık konusunu özetlemiştir. Bunların en başında, güvenilir kaynakları takip etmek ve konu ile güncellemeleri sınırlandırmak vardır.

Korona virüs ile ilgili önemli sağlık mesajları, haber izlenme oranlarını artırmak için gerçekleri sansasyonel hale getirmemelidir. Mesajlar, virüsün risklerini net bir şekilde açıklamalı ancak en önemlisi insanların virüs bulaşma riskini en aza indirmek için neler yapabileceklerini belirtmelidir. Bilgilendirmeler, özellikle yaşlılara ve en savunmasız kişiler arasında olduğu bilinen önceden mevcut sağlık koşullarına sahip olanlara odaklanarak belirli ve spesifik hale getirilmelidir.

Topluma sunulan gerçeklere ve uzman tavsiyelerine rağmen önemli bir kitlenin panik halinde olması beklenen bir tablodur. Geçmişe baktığımızda, yeni salgınlar ortaya çıktığında, yüksek düzeyde kaygı, belirsizlik ve dehşet durumunun tetiklendiğini görebiliriz. Bu süreçte olağan önlemlere sahip olmadığımız (aşı veya ilaç gibi) için korku ve endişe seviyesi yükselecektir. Hızlı hareket eden bir tehditle karşı karşıya olan insanlar bilgiye aç olurlar ve bu durum yetkililerin normalde halk sağlığı tavsiyelerine uymayacak insanlara dahi ulaşma fırsatı yaratır. İnsanlar güneşli ve güzel günlerde sağlık otoritelerini dinlemezler, ancak aşırı koşullar altında insanlar söylenenleri takip etmeye başlar.

Bazen risk ve belirsizlik içeren karmaşık bilgilerin (istatistikler ve büyük sayılar gibi) topluma iletilmesi zordur. Bilgiyi işleme biçimimizde sistematik önyargılarımız vardır. Bunlar, sağlık bilgisine duygusal önyargılar veya duygusal tepkiler olarak adlandırılır ve bu da insanların anlayışına yönelik bir engel oluşturabilir. Sonuç olarak bu durum,dikkatimizi iletinin içeriğinden uzaklaştırır ve bize ne yapmamız gerektiğinden ziyade iletinin bizi nasıl hissettirdiğine odaklanmamıza neden olur. Önlem almaya yönelik motivasyonumuzu ve davranışlarımızı sınırlayabilecek daha az sistematik kararlar veririz.

Korona virüsün maruz bıraktığı riskler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek söz konusu olduğunda, bu bilgilendirici ve hassas bir şekilde yapılmalıdır. Örneğin, istatistiklere tek başına bakılmamalı ve her zaman bu bir bakış açısı şeklinde değerlendirilmelidir. İstatistikler genellikle medyada, haber sayılarını sansasyonel hale getirmenin bir yolu olarak sunulur ve bu sayılar genellikle çok az yorumlanır. Korona virüs önemli bir halk sağlığı sorununu temsil etse de istatistikler her zaman kamu tarafından dikkatli bir şekilde ve her zaman bağlam içinde yorumlanmalıdır. Sağlık mesajları hakkında zayıf iletişiminin tehlike yaratabileceğini biliyoruz. Korku ve endişe içeren haberleri minimum seviyeye indirin ve uzmanların Korona virisün yayılmasını yavaşlatmak için atabileceğiniz adımlar konusunda sizi yönlendirmesine izin verin. Belirsizliğin yol açtığı şüphe ve endişeyi, medyanın sunduğu bilgi ve gerçek yorumlar ile değiştirebilirsek, endişe ile daha iyi başa çıkabiliriz.

Sosyal izolasyonun etkileri ve alınabilecek önlemler

Sosyal izolasyonun psikolojik etkilerinin en aza indirilmesini sağlamak için, etkilenenlere salgının doğası; salgını yönetmek için alınan önlemler, ve kendilerinden izolasyona tabi tutulmalarının istenmesinin nedenleri hakkında doğru ve tutarlı bilgiler verilmelidir. Evde geçirilen süre boyunca karantina süresi, virüsün bulaşma riski; ruhsal gerilim, engellenme ve sıkılma hissi, yetersiz erzak, yetersiz bilgilendirilme, finansal kayıp maruz kalınan stres faktörlerinin başında yer alacaktır.

Salgının ve sosyal izolasyonun kontrol kaybı hissi yarattığı göz önüne alındığında, insanların kontrolü geri kazanmanın yollarını bulması gerekecektir.

Kontrol kaybı, kontrolden çıkmak veya kendini kontrol edebilmekten yoksun olmak anlamına gelmez. Belirli bir ortamda bir durumu ele almak veya istenen bir sonuca ulaşmak için harekete geçememe konusundaki deneyim anlamına gelir. Kontrol kaybının özerklik yoksunluğundan farklı olduğunu belirtmek önemlidir, bu da insanların kendi isteklerine göre hareket etme güçlerinden yoksun olduklarını hissettikleri zamandır. Bu süreçte gıda depolamak, fazladan kolonya veya maske satın alma davranışların aslında kontrol kaybını  yeniden kazanmak için ortaya konulduğunu düşünebiliriz.

Kontrolde olduğumuzu hissetmemizde bedenimizin önemli etkisi vardır. Derin nefesler almak, ufak egzersizler yapmak, dengeli beslenmek, düzenli uyumak ve en önemlisi alkol ve uyuşturuculardan kaçınmak kontrol hissini ele alabileceğimiz beden ile alakalı temel davranışlar arasındadır.

Başkalarıyla iletişimde kalmak, endişeleriniz ve nasıl hissettiğiniz konusunda güvendiğiniz insanlarla konuşmak yine kontrol hissini bize hatırlatacak olan önemli şeyler arasındadır.

Durumu kişiselleştirmek yerine kolektifleştirmek

Eğer durumu bireysel olarak çerçevelendirirsek örneğin; kendinize iyi bakın gibi, insanların kendileri için rahatsız edici olan ancak başkalarına fayda sağlayan şekillerde davranmalarını sağlamakta sıkıntılar çekilir. Bireye öncelik verirsek, en zor durumda olan yerine en güçlüsü kazanır. Her iki durumda da kişisel çıkar arayışı verimsizdir, krize karşı genel tepkiyi zayıflatır ve daha fazla ölüm gerçekleşir.

Araştırmalar da insanların ‘ben’ açısından düşünmeyi bırakıp ‘biz’ açısından düşünmeye başladıklarında daha teknik bir biçimde, paylaşılan bir sosyal kimlik duygusu geliştirdiklerini göstermektedir. Yani, insanlar birbirlerini koordine ederek ve desteklemeye devam ederek  en büyük yardımıen ihtiyacı olanın almasını sağlarlar. Bazen bu paylaşılan kimlik duygusu, ortak bir tehdit yaşamak gerçeğiyle ortaya çıkar. Bir tehdit bireysel terimlerden ziyade grup olarak çerçevelendirildiğinde, halkın tepkisi daha güçlü ve daha etkili hale gelir. Konuyu kişiselleştirmek yerine, onu kolektif hale getirmek, kamusallaştırmak gerekir. Vurgu, aramızdaki en savunmasız olanların korunmasını ve topluma verilen kayıpların en aza indirilmesini sağlamak için nasıl hareket edebileceğimize dayanmalıdır. Bu şekilde çerçevelenirse, diğerleri için olduğu kadar kendileri için de etkileri nedeniyle herkesin ellerini yıkaması ve öksürürken ağızlarını dirsek içi ile örtmesi daha önemli hale gelecektir.

Bu yaklaşımın zorluğu, elbette, davranışın bireysel ilgi ile yönetildiğinde ısrar eden çağdaş psikolojik sağduyu ile çok çelişkilidir. Salgını çerçeveleme şeklimizi değiştirmek zorundayız. Durumu bireysellikten kolektifliğe çevirmeliyiz.

Uzm. Psk. Altuna Türkoğlu

Psikoterapist

İçeriği Paylaş:

Benzer İçerikler :

EMDR ve Obsesif Kompulsif Bozukluğu’nun Tedavisi 

EMDR ve Obsesif Kompulsif Bozukluğu’nun Tedavisi OKB’nin tedavi edilmesinde EMDR’ın etkili olduğunu gösteren birkaç va...

Batıl İnançlar: Hayal ve Gerçek

Bayağı bir yıllar önce, seanslarda danışanlar burcumu sormaya başladılar. Önceleri umursamadım. Oğlak, dedim geçtim. Zamanla burcumun pek de makbul bir burç ...

Evlilik Dışı İlişkiler

Evlilik içi şiddetten sonra evliliğe en çok zarar veren olgunun evlilik dışı ilişki olduğu gözlemlenmektedir. Evlilik dışı ilişkinin açıklanmasından sonra...

Öz-disiplini Öğrenmek İçin 10 Adım

Merve ile Tanışın! Merve ofiste düzenlenen Tatil Partisi’ndeki tatlıların bulunduğu masaya doğru yürüdü. “Bu parti çok sıkıcı”, “ama ...

İlginizi Çekebilir :

Arkadaşlarımızın Yaşamımızdaki Rolü

Önce Geçen Haftanın Bir Özetini Yapalım Bir çalışan iş yerinden memnun olabilir ama bu onun iş yerine bağlanmasını garantilemez. Aynı şekilde bir müşteri ...

EMDR - Göz Hareketi İle Duyarsızlaştırma ve Zihni Yeniden Yapılandırma

Mazisi oldukça kısa kabul edilebilecek EMDR uygulaması şu anda, başlangıçta tahmin edilemeyecek kadar yaygın kullanılmaktadır. 1987 yılında Francine Shapiro ...

Aşık Anne Sendromu

Evlilik; iki kişinin aile kurmak üzere, kanunların uygun gördüğü şartlarda, ruhen ve bedenen ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmesi diye tanımlanır. Bu ...

Yeşil Çay Beyin Gücünüzü Arttırıyor

Yeni Araştırmalar Yeşil Çayın Beyin Gücünüzü, Özellikle Çalışma Belleğini, Arttırdığını Gösteriyor Yeşil çayın sağlık üzerinde birçok olumlu etkisi olduğu...