Emre Konuk

Beyin Nasıl Yıkanır

Beyin yıkama, bir başka deyişle diğerlerinin beynini bir anlamda kontrol altına alma, uzun zaman anlaşılamamış bir fenomen aslında. Ancak, bugün, bilimsel gelişmeler aracılığıyla bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak mümkün. Özellikle, bireysel ve grup davranışı konusunda anlayışımızı geliştiren sosyal psikolojinin ve insan beyninin gizemine ışık tutan sinirbilimin, duygusal ve bilişsel psikolojinin buna katkısı var.

Özgür irade yok değişim var

Sosyal etkileşimlerimizin çoğu iki olguya dayanıyor; özgür irademiz ve sağlamlık inancımız. Beyin yıkamada, kişinin özgür iradesi ortadan kaldırılırken kişinin hala özgür hareket ettiğini düşünmesi sağlanıyor. Sağlamlık inancımız, yani kişiliğimizin, değerlerimizin değişmeyeceğine dair güçlü düşüncemiz ise, beyin yıkayan kişi tarafından değiştiriliyor. Yani, en tanıdık olduğumuz ve en zor değişeceğini sandığımız düşünce ve tutumlarımızın bile kolayca değiştirilebileceği varsayımı ile hareket ediliyor.

Ya davranışını değiştir, ya inancını

Buradaki bir diğer önemli nokta da, bilişsel uyumsuzluk ilkesi. Bu ilkeye göre, bir davranışımızla bir inancımız arasındaki uyumsuzluğa tahammül edemiyoruz ve bunu gidermek için ya inancımızı ya da davranışımızı değiştirmek zorunda kalıyoruz. Bu ilkeye dayanarak, beyni yıkanan kişiye sadece sözel komutlar verilmiyor, onlardan bazı davranışlarda bulunmaları da isteniyor. Bu durumda, kendini bir anda vatan aleyhine yazılar yazarken bulan bir kimse, bu davranışını değiştiremediğinden tek çare olarak inancını değiştiriyor.

Belirsizlik ve korku

Aynı süreci duygusal açıdan ele aldığımızda da, durumun şizofreni hastalarının yaşadığı komut veren halüsinasyonlardan farklı olmadığını görüyoruz. Bir beyin yıkama sürecinde mağdur:

1. Kontrolü kaybettiğine dair korku ve endişe yaşıyor
2. Başka birisi/birileri tarafından kullanılıp hükmedildiklerini hissediyorlar
3. Benlik duygularını kaybettiklerini hissediyorlar

Tüm bu hisleri yaşadıkları bir ortamda çok daha kolay etki altında kalabiliyorlar.

Sık tekrarla sinir ağlarını güçlendirmek

Tüm bunları bir kenara bırakarak, olaya nörolojik açıdan bakacak olursak, inançlarımız aslında bir grup sinir hücresinin oluşturduğu ağdan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Çoğumuzun bildiği gibi, beyin sinir hücrelerinden oluşuyor ve bu hücreler birbirlerine sinyal göndermek için özelleşmişler. Bir hücrenin aktive olması, bir diğerini aktive etmesi ve onun da bir diğerini harekete geçirmesi üzerine bir sinir ağı ateşlenmiş oluyor. Bu sinir ağı, her zaman bu şekilde aktif olarak kalmıyor; bir ömrü var, bir süre sonra sönüyor. Fakat önemli olan şu ki, aradan belli bir zaman geçmeden bu hücreler yeniden uyarılırsa, aynı sinir ağı harekete geçirilmiş oluyor. Yani kısa süre önce uyarılmış olan hücre yeniden uyarılmaya daha müsait. Bu nedenle kısa aralıklarla bir şeyin tekrar edilmesi, aynı hücreler topluluğunun uyarımını, yani öğrenmemizi sağlıyor. Beyin yıkama da benzer şekilde, birey ardı ardına sık ve yoğun sinyallere maruz bırakılıyor ve böylelikle nöronlar arasındaki bağlantılar giderek güçleniyor.

Haftaya konunun medya/alışveriş merkezleri ve tüketici davranışları ile ilişkisinden söz edeceğiz.

28.07.2010

Benzer İçerikler :

Kolestrol: Bir Masal Daha 2

Geçen hafta “şehir efsaneleri” dizisinden “kolesterol masalını” irdeleyeceğimizi müjdelemiştik. Daha önce de hatırlayacaksınız, kilolu ...

Fransa Nasıl Kurtulur?

Yıllar önce davetli olduğum bir yemekte global ölçekte büyük bir Fransız firmasının Genel Müdürü ve eşiyle tanışmıştım. Masamızda benden başka hemen herkes ...

İstanbul Nereye?

Geçen hafta yanına yaklaşılmaması, daha doğrusu uzak durulması gereken kadın ve erkeklerden söz etmiştik. Aslında daha önce yayınlanmış bir yazıydı. Ama ...

Aldatma ve İhanet 1: Terapiye Yansıyanlar

Geçen hafta İstanbul’un yakın tarihinin terapiye nasıl yansıdığı üzerinde durduk. Hafif de kafa bulduk. Devam edelim. Evlilikle ilgili sorunların ...

İlginizi Çekebilir :

Tarikata Nasıl Bulaştım?

Herhalde 14–15 yaşlarında olmalıyım. Okulda fena halde canım sıkılıyor. Bildiğiniz can sıkıntısı. Canı sıkılan ergen ne yapar? Tabii ki okulu kırar. Yıl ...

Kendini Tanımak

Geçen hafta size insanların hakkımızda ne düşündüklerini kestiremeyişimizin en büyük sebebinin onların aklını okuyamıyor, kendi düşüncelerimizi onlara yüklüyor ...

Mutluluk ve Yarış

Son iki yazımızda soruyu şöyle sormuştuk: Yarışmaya, statüye ve kıyaslamaya odaklanmayan bir yaşam kurmak bir fantezi midir? Başarıyı; kıyaslamanın ve yarışın ...

İletişim Kuramı Ve Hipnoz

Bugünkü yazımızda, iletişim kuramı perspektifinden hipnozu konuşacağız. Hipnoz, birçoğumuzun merak ettiği, ancak pek az bildiği ya da anlayabildiği bir olgu. ...