Motivasyon - III
Geçen yazımızda motivasyon kuramının tarihsel sürecini ele almış ve bunun iş dünyası için ne anlama geldiğini paylaşmıştık. Bilimin ortaya koyduğu bulgularla iş dünyasının baz aldığı varsayımların örtüşmediğini, motivasyon hakkında bilinenlerin, ilgili yaklaşım ve uygulamaların gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulamıştık.
Bu hafta, performansı arttırmak için başvurulan ödül veya cezaların neden belli koşullar dışında birçok defa işe yaramadığından ve nasıl olup da kimi zaman işe yarayanı da bozduğundan bahsedeceğiz.
Modern ekonomilerde yaratıcı işlerin giderek çoğaldığını söylemiştik. Ancak iş dünyası hala işleyişi belli, rutin görevlere göre bir anlayışla hareket ediyor. Oysa ki, yenilikçi ve yaratıcı düşünmeyi, fikir üretmeyi, kişisel beceri ve yetenekleri kullanmayı gerektiren görevler çok daha farklı bir tutum gerektiriyor. “Peki, ama neden?” diyorsanız gelin, ödül ve cezanın yan etkilerine birlikte göz atalım.
İçsel motivasyonu yok edebiliyor: 30 yıl boyunca yapılan 128 farklı deneyi analiz eden Edward Deci ve meslektaşlarının çalışmasının da aralarında bulunduğu pek çok araştırma gösteriyor ki somut ödüllerin içsel motivasyon üzerinde belirgin biçimde olumsuz bir etkisi var. Özellikle belirli bir koşula bağlı olarak sunulan, “öyleyse-böyle” tarzı ödüller, içsel motivasyonu yok etmek için birebir. Bu tip ödüller kişilere otonomilerini kaybettiklerini hissettiriyor ve sonucunda eskiden keyif alınan faaliyet haz vermemeye başlıyor.
Performansı düşürebiliyor: Araştırmalar birçok işverenin, yöneticinin veya liderin sandığının aksine, maddi teşviklerin performansı düşürdüğüne işaret ediyor. Ekonomist Dan Ariely ve meslektaşları, yaptıkları üç farklı deney kapsamında motor beceriler, yaratıcılık ve konsantrasyon gerektiren görevlerde teşvik miktarı arttıkça performansın düştüğüne dikkat çekiyor. London School of Economics’te çalışan akademisyenlerin 2009 yılında kurumsal alandaki 51 farklı performansa-yönelik-ödeme planını inceledikten sonra vardıkları sonuç da aynı yönde.
Yaratıcılığa ket vurabiliyor: Birçok iş alanında yaratıcılığın rolü tartışılmaz nitelikte. Ancak koşullu ödüller çoğu zaman yaratıcı düşünme becerimize zarar veriyor. Çünkü ödül, doğası gereği, odağımızı minimize ederek görüş açımızı daraltıyor. Oysa yaratıcılık isteyen işlerde gerek ilham alabilmek için gerekse alternatif fikirler ve başarılı bir çözüm üretebilmek için geniş bir görüşe sahip olmak büyük önem taşıyor.
Olumlu davranışı ortadan kaldırabiliyor: Olumlu davranışı teşvik etmek için ödül sunmak arzu edilen davranışı garanti etmiyor; aksine söz konusu davranışın daha az sergilenmesine sebep olabiliyor. Nedeni anlaşılır; belli bir davranışı sağlamak üzere vaat edilen para ve benzeri somut ödüller, kişide “satın alınmak” gibi nahoş bir his yaratıyor ve iyi niyetli davranışın özüne aykırı düşüyor.
Etik olmayan davranışa mahal verebiliyor: “öyleyse-böyle” şeklindeki koşullu ödüller bir hedefle ilişkili olarak sunulur. Ancak kişinin kendisi için hedef koymasından farklı olarak, başkaları tarafından empoze edilen hedeflerin olumsuz sonuçları olabiliyor. Pek çok araştırmanın gösterdiği gibi hedefin, dolayısıyla ödülün bağlı olduğu zaman kısıtlaması, satış adedi ve benzeri unsurlar kişiyi etik olmayan davranışa yönlendirebiliyor.
Bağımlılık yapabiliyor: Rus ekonomist Anton Suvorov ve Stanford Üniversitesi akademisyenlerinden Brian Knutson’ın da aralarında bulunduğu birçok araştırmacı, ödüllerin bağımlılık yapıcı olabildiğine dikkat çekiyor. Kişi, belirli bir başarı için “öyleyse-böyle” tarzı bir ödülle karşılaştığı takdirde, benzeri bir görev söz konusu olduğu her durumda yeniden ödül bekliyor. Üstelik bir süre sonra aynı miktarda ödül kafi gelmemeye başlıyor; bağımlılık terminolojisini kullanacak olursak “toleransı artıyor”. Ayrıca, kişinin risk alma eğilimi de artıyor. Beyin görüntüleme araçları gösteriyor ki bağımlılıkta ve ödül bekleme durumunda beyinde aynı fizyolojik süreç gerçekleşiyor. İkisinde de belirli bir beyin kimyasalı (dopamin) beynin belirli bir bölgesine (nucleus accumbens) doğru akın ediyor. Bir başka deyişle, maddi teşvik vaadi ve madde kullanımı beyinde aynı etkiyi yaratıyor!
Kısa vadeli düşünmeye sevk edebiliyor: Belirli bir hedefe ulaşılmasını sağlamak için sunulan koşullu ödüller, kişiyi kısa döneme odaklanmaya yönlendiriyor. Birçok kişi yalnızca ödülü almasını sağlayacak kadar çalışıyor, işi daha ileri taşımak için fazladan en ufak bir çaba göstermiyor.
Üç tavsiye:
1. Personelinizi yalnızca görev tamamlandıktan sonra, beklentisiz ödüllendirin.
2. Teşekkür ve olumlu geribildirim gibi, maddi olmayan ödülleri kullanın.
3. Çabaya, stratejiye ve detaylara odaklanın, düşüncenizi işine yarayacak tarzda verin. verin.
Haftaya devam.
Kaynaklar
Pink, D.H. (2010). Drive: The surprising truth about what motivates us. NY: Canongate Books.
Deci, Edward L. (2006). Richard M. Ryan. ed. The Handbook of Self-Determination Research. University of Rochester Press.
Ariely, Dan (2010), The Upside of Irrationality, HarperCollins
14.04.2011
Benzer İçerikler :
Geçen hafta Fransızın iflah olmaz, bir hayli komik kaçan İngilizce alerjisinden söz etmiştik. Aslında alerji başta Amerika olmak üzere, İngiltere yani ...
Geçen hafta iki iddiada bulunduk: 1. Bir iş yerinde çalışanların mutluluğunun artması, o iş yerine ciddi para kazandırır. 2. Bu iddia çok araştırmalarla ...
Geçtiğimiz hafta, insanı ve insan yaşamını çalışanların sorguladıkları başlıca felsefi sorulardan birini ele almıştık: Doğa mı (genetik mi) yoksa yetiştirilme ...
Kalite ve Verim İçin İş Yeri Tasarımı Ergonomi, çalışanların iş yeri ile uyumunu inceleyen bir bilim dalı. Bu kelime Yunanca ‘ergon’ yani ...
İlginizi Çekebilir :
İlkin daha önce söylediklerimizi özetleyelim: 1. Bir kısım araştırmacı, özellikle son 40 yılda yapılan ve bugünün beslenme ve şişmanlıkla ilgili sağlık ...
Geçen yüzyılın daha başlarında Freud, psikolojik sorunların nasıl ortaya çıktığını formule ederken temelde şöyle düşündü: Çocuk içgüdüleriyle doğ...
1. Temel sorumuz şuydu: Kurduğumuz ya da kuracağımız ilişkinin uzak geleceği ile ilgili doğru bir tahminde bulunmak mümkün müdür? Evet, doğru kriterler...
Yıllar önce davetli olduğum bir yemekte global ölçekte büyük bir Fransız firmasının Genel Müdürü ve eşiyle tanışmıştım. Masamızda benden başka hemen herkes ...

