Emre Konuk

Yemek ve Bağımlılık

Bir süre önce yemek, kilo alma, zayıflama ve bütün bunların etrafında oluşan, bütün dünyada devasa boyutlara ulaşan ve içine ilaç şirketlerinden araştırmacılara, hekimlerden zayıflama uzmanlarına, psikologundan normal vatandaşına kadar hepimizin bir çeşit bulaştığı dev bir endüstride dönen dolapları, oynanan oyunları özetlediğim bir dizi yayınlamıştım.

Bu yazılara pek çok tepki aldım. Bunlar genellikle ya dile getirdiğim görüşlere ve araştırmalara inanmadıklarını söyleyenler ya da çok şaşıranlar ve kaynak soranlardan oluşmuştu. Bir kısmı da üzerinde fazla duramadığım konularda daha ayrıntılı bilgi istiyordu.

Bugün merak edilen bir-iki konuyu biraz daha ayrıntılarıyla paylaşmak istiyorum.

Beyin görüntüleme araçları geliştikçe, beynin de sırları bir bir çözülüyor. Aşırı yemenin ve uyuşturucu kullanımının beyni benzer şekilde etkilediğinin anlaşılması, obeziteyi anlamak ve tedavi etmek için yeni bir bakış açısı getiriyor.

Uyuşturucu maddeler, kumar, sevgilimin resmi, yemek yemek beynin aynı bölgesini, yani doyum ve zevkle ilgili bölgesini harekete geçiriyor. Bu maddeleri sadece görmek ve tüketildiği ortamda bulunmak bile beyni tetikliyor. Hatta bu bölgeyi harekete geçirmek için bütün bunları hayal etmek dahi yetebiliyor. Bu temel; “devamlı doyum arayışı” davranışını sergilememizin ve yemek veya uyuşturucu yüklemesi yapmamızın nedeni olabilir.

Yemek ve uyuşturucu beynin hangi döngülerini harekete geçirir?

Yemek insana zevk verir ve ödüllendirilmişlik duygusu yaratır. Beyin bu zevk hissinin yaratıldığı koşulları algılar ve hafızaya kaydeder. Böylece yemek gibi haz uyandıran maddeler ve ortamlar önceden farkedilir ve özellikle aranır. Uyaran ile davranış arasında belirli bir ilişkinin oluştuğu bu sürece “koşullanma” denir. Koşullanılan madde veya ortama dair beyinden gelen tepkiler ise refleks gibi otomatikleşir. Yemek de uyuşturucu da beyindeki ödüllenmeyle/doyumla ilgili döngüleri tetikler.

İnsanlar, yemek yiyeceği haberini aldığında dopamin salgılar ve bizi yemeğe yöneltir. Yapılan bir araştırmada, deneklerin dopamin seviyesi, yemeyi yalnızca görme izni olduğunda bile yükselmiştir. Beynin verdiği bu nörokimyasal tepki, aynı bağımlıların uyuşturucu kullananların filmini izlediğinde verdiği tepkiye benzer. Dopamin salgılanmasıyla oluşan bu biyolojik tepki, insanı tüketim davranışına sürükler ve sadece irade gücüyle engellenmesi çok zordur.

Eski çağlarda avcı ve toplayıcılar her zaman yiyecek bulamazlardı ve yüksek kalorili besinler daha çok enerji verdiklerinden hayatta kalmak için avantaj sağladılar. Böylece kalorili besinler evrimsel koşullanma sürecini pekiştirdi ve aşırı yeme davranışını özellikle tetikledi. Bugün ise birçok toplumda yemek bulamama gibi bir seçenek yok, raflar yağ ve şeker miktarı çok yüksek besinlerle dolu ve obezite yaygınlaşmakta.

Yüksek risk grupları

Uyuşturucu bağımlılarında ve obezlerde genetik risk faktörü yaklaşık %50’dir. Bazı insanlar, yemek beyinde daha yoğun bir ödüllendirme etkisi yarattığı için şişmanlama riski altındadır. Bazı insanlar ise doygunluk hissini algılamazken açlığa daha hassastırlar.

Bağımlılık ile obezite arasındaki benzerlik müdahale için yeni hedefler gösterir mi?

“Koşullanma” sürecini hedef alan ve öğrenme ile oluşan bağların ortadan kaldırılmasını hedefleyen psikoterapi yöntemleri çok umut vaat ediyor.

Aynı şekilde, insanların beynindeki yemek ve uyuşturucu ile ilgili şiddetli arzuların oluştuğu belirli bölgeleri çalıştırmasını ve beynin aktivitesini kontrol altına almayı öğrenmesini hedefleyen çalışmalar da başlamış ve epeyi yol almış durumda.

Farmakolojik müdahaleler arasında da beynin dopamine vereceği tepkiyi etkileyecek ilaçlar araştırılmaktadır.
05.10.2008

Benzer İçerikler :

İkna ve Etkileme: İlkeler Nasıl İşliyor?

Geçtiğimiz haftalarda, kolayca ikna olmamıza ya da bizden istenen bir şeyi yapmamıza neden olan temel ilkelerden söz etmiş ve altı başlık altınd...

Fast Food ve Depresyon - II

Geçtiğimiz hafta, hızlı tüketim gıdalarının, fiziksel sağlık ile olduğu gibi, psikolojik sağlık ile ilişkisi olduğuna dair bilimsel bulgulara ulaşıldığından...

Ruh İkizimi Ararken 4

1. Temel sorumuz şuydu: Kurduğumuz ya da kuracağımız ilişkinin uzak geleceği ile ilgili doğru bir tahminde bulunmak mümkün müdür? Evet, doğru kriterler...

Evlilikler Nasıl Başlar Nasıl Biter 2

Geçen hafta kadın erkek meselesinde bir türlü hallolmayan bir şeylerin olduğunu ve her şeyi açıklamasa bile, yapısal farkların katkısı olabileceğinden söz...

İlginizi Çekebilir :

Eğitimde Dönüşüm - III

Geçen hafta, eğitim sistemine yönelik beklenti ve ihtiyaçlara dikkat çeken bazı bilimsel çalışmalardan bahsetmiş ve eğitimin ne olması gerektiği üzerinde...

Nasıl Zayıflayacağız 3

Geçen hafta, zayıflamak söz konusu olduğunda, öncelikli hedefin zayıflamak değil, yemekle kavgayı sonlandırmak ve yemekten keyif almayı öğrenmek olması...

Yöneticiler İçin Başarı Stratejileri 1

CCL (Center for Creative Leadership) bizim bugün liderlikle ilgili ne biliyorsak pek çoğunu borçlu olduğumuz bir araştırma ve eğitim kurumu. 1983’de...

Çalışanınıza Güvenin

Kanada’da Queens Üniversitesi’nden Julian Barling ve arkadaşları, iş ortamındaki psikolojik dengeleri inceleyen bir araştırma yapmışlar. B...