Kurumsal Gelişim Merkezi

ERTELEME HASTALIĞI VE MÜKEMMELİYETÇİLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

“Mükemmeliyetçi insanlar yaptıkları işlerin en iyi şekilde sonuçlanmasını isterler ve standartlarını inanılmaz derecede yüksek tutarlar. Kendilerine bu kadar baskı uyguladıkları için de mükemmelliğe ulaşamama korkusundan dolayı çoğu zaman yapmaları gereken işleri ertelerler.”

Bir işe başlarken yapmanız gerekenleri ertelemeye meyilli misiniz? Başlamanız gerektiğinizi bildiğiniz halde yapmak için kendinizi motive edemediğiniz işler oluyor mu? Ya da bir işe başladığınızda bir türlü sonu gelmediği oluyor mu? Belki de iç sesiniz size sürekli yapmanız gereken işler hakkında konuşuyor ancak buna rağmen kendinizi bir türlü motive edemiyorsunuz. Size harekete geçmenizi söyleyen iç sesiniz çok yüksek olsa da bazen o sesi o kadar çok görmezden geliyorsunuz ki neden tüm bunlara rağmen işlerinizi ısrarla ertelediğinizi belki de siz bile anlayamıyorsunuz. Erteleme ile ilgili çok fazla suçluluk duyuyor olabilirsiniz ve “iç eleştirmeniniz” ertelemeleriniz nedeniyle sizi cezalandırıyor olabilir. Suçluluk duysanız dahi yapmanız gerekenler için gerekli motivasyonu içinizde sağlayamıyor olabilirsiniz.

Tüm bunlar uzun süredir yaşadığınız problemler ise neden sürekli ertelediğinizi merak ediyor olmalısınız. Erteleme genellikle mükemmeliyetçilikten kaynaklanmaktadır. “Bir şeyi tam yap ya da hiç yapma.” Cümlesini birçok kez duymuşsunuzdur. İşte çoğu zaman mükemmeliyetçi bireyler de “hiç yapmamayı” tercih ederler. Mükemmeliyetçi insanlar yaptıkları işlerin en iyi şekilde sonuçlanmasını isterler ve standartlarını inanılmaz derecede yüksek tutarlar. Kendilerine bu kadar baskı uyguladıkları için de mükemmelliğe ulaşamama korkusundan dolayı çoğu zaman yapmaları gereken işleri ertelerler.

Mükemmeliyetçiler yaptıkları işin sonucunun tam da istedikleri şekilde olmasını istedikleri için yaptıkları işlere gereğinden fazla zaman harcama eğilimindedirler. Bu yüzden üstlendikleri görevlere hem çok fazla zaman harcarlar hem de psikolojik ve fiziksel olarak çok daha fazla yorulurlar. İşe başlamadan önce her şeyin yerli yerinde olduğundan emin olmak ve hazırlanmak için ekstra zaman harcarlar. Daha sonra yaptıkları işi çok doğru bir şekilde yapmaya odaklandıkları için çalışırken çok yavaş hareket ederler. En sonunda işlerini yaparken sonucun mükemmel olmasını sağlama çabalarından o kadar yorulurlar ki işlerini ya yarıda bırakırlar ya da durdururlar. Çünkü onlar için sonucun istedikleri gibi olmama ihtimali işi tamamen bırakmaktan daha kötüdür.

Tüm bu bahsedilen özelliklerin sizde de olduğunu düşünüyorsanız ve bu paradoksun içinden nasıl çıkabileceğinizi merak ediyorsanız sizin için birkaç önerimiz var.

  • Ertelemenin üstesinden gelmenin en etkili yollarından biri, standartlarınızı düşürmektir. Standartlarınız muhtemelen olması gerekenin çok üstünde fakat siz bunun farkında değilsiniz. Bu nedenle standartlarınızı düşürürseniz, mükemmeliyetçilikten uzaklaşarak işlerinizi “normal” şekilde yapabilirsiniz.
  • Standartlarınızı düşürmeye basit ve küçük şeylerden başlayabilirsiniz. Örneğin birisine göndereceğiniz maili defalarca kez kontrol etmeden yazdıktan sonra sadece bir kez hızlıca gözden geçirip gönderebilirsiniz.
  • Bu küçük adımlardan sonra “kusurlu” olmak için daha büyük bir adım atın. İş için bir sunumunuz varsa, sunum içeriğini bir araya getirmek için normalde ayırdığınız süreden çok daha az bir sürede işinizi bitirmeye çalışın. O kadar az sürede ne kadar çok şeyi yapabildiğinizi görünce şaşıracaksınız.
  • Ertelediğiniz bir hedefi gerçekleştirmek için gerekli asgari başarı düzeyini belirleyin. Ardından o hedefi gerçekleştirmek için çalışmaya mümkün olduğunca çabuk başlayın. Çalışırken kendinize “Bunun mükemmel olması gerekmiyor. Yeterince iyi olması gerekiyor.” Gibi telkinlerde bulunabilirsiniz.

Bu şekilde küçük adımlar atarak çalışma sisteminizi değiştirmeye başlarsanız, erteleme eğiliminizin yavaş yavaş ortadan kaybolduğunu göreceksiniz. Zaman içinde tamamladığınız her görevin, “yeteri kadar iyi” olduğunu gördüğünüzde mükemmeliyetçilikten de kurtulabilirsiniz. Bu süreçte daha önceki işleriniz için çok fazla zaman ve enerjiyi boş yere harcadığınızı fark edeceksiniz. Böylece motivasyonunuz da yavaş yavaş artacak. Gözünüzde büyüttüğünüz tüm işleri tamamlayabilmiş olmanın verdiği tatmin,sizin kendinizi daha da mutlu ve başarılı hissetmenizi sağlayacaktır.

 

KAYNAK
Rider H., (16 Haziran, 2020). Procrastination Is ReallyPerfectionism. PsychCentral.
https://psychcentral.com/blog/procrastination-is-really-perfectionism#1

DBE Kurumsal Ölçme / Değerlendirme ve Eğitim Merkezi
Bizi Arayın  Eğitmenlerimiz

Benzer İçerikler :

ERTELEME HASTALIĞI VE MÜKEMMELİYETÇİLİK ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

“Mükemmeliyetçi insanlar yaptıkları işlerin en iyi şekilde sonuçlanmasını isterler ve standartlarını inanılmaz derecede yüksek tutarlar. Kendilerine bu ...

DEĞİŞİM YÖNETİMİNE ÇEVİK BİR YAKLAŞIM

İş dünyası tartışmasız son bir yılda son dokuz yıla göre daha fazla değişime uğradı. Sayısız gelişme birbirini izledi ve değişime uyum sağlamak başka birçok ...

Şirketler ve Çalışanlar İçin Performans Geliştirme

Performans geliştirme konusu yanlış anlaşılmaya açık bir konu. “Çalışanı nasıl daha çok çalıştırırız” gibi yorumlanabiliyor, o yüzden çalışanlar bu ...

Mutlu ve Verimli Çalışan

Çalışan mutluluğu çalışanın gün içerisinde yaşadığı pozitif duyguların çokluğu, negatif duyguların azlığı ve hayattan alınan haz olarak açıklanmaktadı...

İlginizi Çekebilir :

Onboarding

Onboarding, yeni çalışanları kurum kültürüne adapte etme ve kurumla çalışanı bütünleştirme sürecidir diyebiliriz. Bu süreçte, kurumsal markanın, değerlerinin ...

Koçluk ve Liderlik Eğitimlerine Yılda 69 Milyon Dolar Harcanıyor

Türkiye’nin içinde bulunduğu Doğu Avrupa Bölgesi’ndeki şirketlerin büyük bölümü koçluk ve liderlik eğitimlerine yılda yaklaşık 69 milyon dolar ...

İŞ YERİNDE TERFİ ALMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Terfi almak her çalışan için mutlaka heyecan vericidir. Terfi ile birlikte daha çok sorumluluk üstlenirsiniz, kariyerinizde bir sonraki aşamaya geçmiş ...

İŞ YERİNDE GÜVEN KÜLTÜRÜNÜ OLUŞTURMA STRATEJİLERİ

Sağlıklı ilişkilerin temelinde güven vardır. En genel tanımıyla güven, bir tarafın diğerinin eylemlerinin ve aldığı kararların doğruluğuna inanmasıdır. İki ...