Çalışanı Tanımak
Geçenlerde ekibiyle ilişkisini düzenlemek amacıyla bir araya geldiğimiz bir yöneticiyle “çalışan bağlılığının” organizasyona katkısı üzerinde konuşuyorduk. Benden “bağlılığı yüksek” çalışanlarla ilgili, kendi değimiyle, bir “check-list” istedi. Bu arada, bu konuda yazdığım yazılarda, herşeyden söz ettiğmi ancak bu tipin bir profilini vermediğimi de kibarca iletti.
Gerçekten de dönüp baktığımda hak verdim. İK jargonuyla konuşacak olursak; çalışan bağlılığını bir yetkinlik olarak tanımlarsak, “davranış göstergelerini” şöyle bir güzel sıralamamışız. Bu yazıyı da buna ayırmak şart oldu.
Önce kısa bir özet yapalım:
1. Bir organizasyonda ya da iş biriminde (şube, mağaza, ekip vb.) çalışan bağlılığı ve müşteri bağlılığı ile iş sonuçları (verim, kar, satış, işten ayrılma) arasında çok yakın bir ilişki var. Yalnızca bu iki değişkenle iş sonuçlarının büyük bir kısmını açıklamak mümkün.
2. Eğer organizasyonda çalışan bağlılığını ölçecek olursak, çalışanları üçe ayırabiliriz:
a. Bağlı olanlar: Yüksek performans gösteren Yıldızlar bu grupta yer alır. Çalışan Bağlılığı her zaman yüksek çıkar. Müşteri ile yakın ilişki içindelerse, müşterilerinde ürüne, hizmete, markaya ve firmaya olan bağlılık hep yüksektir. Çalışanların yaklaşık %20-%25’ini oluştururlar. İşten kopuk olanlara göre verimleri ortalama 3.5 kat daha fazladır. Ne yazık ki çoğu zaman diğerleriyle kıyaslandığında aynı parayı alırlar.
b. Bağlı olmayanlar: Çalışırlar, üretirler ve kendilerinden bekleneni verirler. Özellikle dağılımda yüksek performans gösteren gruba yakın yerde yer alanlar, değişime en yatkın olanlardır. Çalışanların yaklaşık %50-%60’ını oluştururlar.
c. Kopuk olanlar: Çalışan Bağlılığı en düşük gruptur. İşten kopuk yaşarlar. Bedenleri işte ruhları başka bir yerdedir. Yalnızca işlerinden değil, yaşamın diğer alanlarından da doyum alamazlar. Çalışanların yaklaşık %20-%25’ini oluştururlar.
Yukarıdaki rakamlar onbinlerce işyerinden ve birçok ülkeden elde edilen ortalamalar. Örneğin; Fransa ve Japonya’da işyerlerine bağlı olanların oranı %8-10 cıvarında. Bir de “çalışan memnuniyeti” ile “bağlılığını” ayırmak gerekiyor. Yani işyerimden memnun olabiliyorum ama bağlanmayabiliyorum. Bağlanma büyük ölçüde duygusal zeminde oluşuyor.
Bağlı Çalışan Profili
Profil aşağıdaki davranışlarla sınırlı değildir. Okuyucu, ister bir “çalışan” olsun, isterse “yönetici” her davranışı 1 ile 5 arasında puanlayıp bir “toplam puan” elde edebilir. Bu ölçümün bir “envanter” ya da “ölçek” niteliğini taşımayacağını bilmek gerekir.
• Yeteneklerini her gün kullanırlar.
• Sürekli olarak yüksek performans gösterirler.
• Verimlilik için sanki doğal bir itilimleri vardır.
• Destekleyici ilişkileri bilerek oluştururlar.
• Yaptıkları işten beklenen sonuçlar hakkında kafaları nettir.
• Yaptıkları işe duygularıyla kendilerini verirler.
• Enerjik ve heveslidirler.
• Her zaman yapacakları birşeyleri vardır.
• İşyerlerine, ekip arkadaşlarına ve rollerine bağlanırlar.
Bağlı Olmayan Çalışan Profili
Çalışanların çoğunluğunu oluşturur. İstatistik dağılımda “bağlı” gruba yakın olanlar değişime daha yatkındırlar. Yeteneklerinin görülmesi, geliştirilmesi ve yönetilmesi gerekir. Bir organizasyonun geleceğini oluşturmak için kullandığı kaynak burasıdır.
• Gerçek bir başarıya ulaşma anlayışı yoktur.
• Kendilerinden bekleneni verme gayreti içinde olurlar.
• Kafa karışıklığı yaşar ve güvensiz hareket eder.
• Az risk ve az sorumluluk alır.
• Organizasyona karşı sorumluluk duygusu olabilir ama rolüne ve grubuna karşı her zaman olmaz.
Kopuk Çalışan Profili
Kendileri işte ruhları başka yerdedir. Yalnızca işlerinden değil yaşamdan da doyum almakta zorlanırlar.
• Normal tepkileri genelde “karşı çıkma” ve “direnme” şeklinde olur.
• Kendilerine ve başkalarına güvenmede zorlanırlar.
• “Ben çok iyiyim. Diğerleri değil.”
• Yalnızca işleri, yöneticileri değil, yaşadıkları şehir, arkadaşları vs.’de kötüdür.
• Karamsarlıklarını bulaştırırlar.
• Problemden çözüme doğru hareket etmede başarısızdırlar.
• Şirkete, ekip arkadaşlarına ve role karşı sorumlulukları düşüktür.
• Yalnızlık çekerler.
• Olumsuz görüşler hakkında açık açık konuşmayabilir ama belli etse de etmese de asabidir.
Haftaya devam.
20.07.2008
Benzer İçerikler :
Önce geçen haftayı bir özetleyelim: 1. ‘Gerçek’ güvenilir kaynaklar tarafından sunulursa, çarpıtılmış bile olsa, inanılır. 2. Bilimsel...
Daha önce en çok satan ilişki manuellerine kadın ve erkeklerle ilgili tutumların yansımalarından bahsetmiştik. John Gray örneğinden yola çıkarak, ...
İkna, yaklaşık yarım yüzyıldır bilimsel olarak çalışılan bir psikolojik olgu. Ancak, ilgili araştırmalar henüz akademik camianın dışına pek çıkabilmiş değil. ...
Geçtiğimiz hafta, dış kaynakların etkisiyle oluşan, yoğun biçimde içselleştirilmiş ve makul sınırları olmaksızın yaygınlaşmış korkulardan söz etmiş; bir ...
İlginizi Çekebilir :
Geçen hafta çocuğun içgüdüleriyle doğduğunu, içgüdülerinse tanımı gereği sınır tanımadıklarını ve hedefin anında doyum olduğunu söylemiştik. Oysa aile yaşamı ...
Geçen hafta ergenlerin beyinlerinin gelişimiyle ilgili araştırmaları özetlemiştik. İnsan beyninin gelişimini 12 yaşında tamamladığı düşünülüyordu. Oysa yeni ...
Geçen hafta işyerlerine, ekiplerine ve çalıştıkları kurumlara bağlılığı yüksek olan çalışanların profili üzerinde durmuştuk. Bununla da kalmayıp, “bağlı ...
1999 Marmara Depreminden sonra bölgeye giden meslektaşlarımız çok ilginç bir durumla karşılaşmışlardı. Aslında bu, hiç beklemediğimiz ya da bizi çok şaşırtan ...

