Emre Konuk

Hayatın Tuzakları

Geçtiğimiz haftalarda sizlere özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmaların ya da başka türlü ifade edecek olursak; fiziksel, duygusal ya da cinsel istismarların yetişkin yaşamına uzanan etkilerinden söz etmiştim.

Travmayı da kişinin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü tehdit eden olaylar olarak tanımlamıştık. Örnek verecek olursak; bir köpeğin ısırması, kaza, fiziksel şiddet, sevdiğimiz bir kişinin ölümü, terk, ihmal, onaylanmama ve dışlanmayı sayabiliriz.

Araştırmalar travmatik yaşantıların bir kısmının bir süre sonra olumsuz etkilerinin ortadan kalktığını, yani zihnin kendi kendisini tamir ettiğini, ancak azımsanmayacak bir kısmının ise kişinin yaşamında belirgin bir güçlüğe ya da psikopatolojiye neden olduğunu gösteriyor.

Bu arada yazıları okuyan pek çok danışanım ve okuyucum, yaşadıkları güçlüklerin ve sorunların hayatlarında yaşadıkları travmalarla ilgili olup olmadığını sordu. Aslında travmayı yukarıdaki gibi tanımladığımızda, yaşadığımız pek çok sorunun travmayla yakın ilgisi olduğunu söyleyebiliriz.

Şöyle bir soru sorabiliriz: Travmatik olayları ya da durumları etkilerine göre ayırmak anlamlı mıdır? Evet anlamlıdır. Beni bir köpek ısırdığında veya asansörde kapalı kaldığımda, yani travma tek bir olayla sınırlı kaldığında aşılması çok daha kolay oluyor. Örneğin; Marmara depreminde yaptığımız çalışmada, ortalama seans sayısı 5.2 idi. Yani, terapisini üstlendiğimiz insanların travmaları çok “ağır” olduğu halde, normal yaşama dönebilmeleri için yalnızca birkaç seans yetmişti. Bunu travmanın tek bir olayla sınırlı olmasına ve doğal bir olay sonucu oluşmasına borçluydular.

Travmatik süreç zamana yayılmışsa, yani tekrar etmişse ve travma bir insanın diğer bir insana yaptığı ile ilgili ise aşılması da, terapisi de ciddi biçimde zorlaşıyor. Travmatik yaşantının şiddeti travmatik olayın büyüklüğü ile orantılı olmayabiliyor. Yani ağır bir travma yaşamam için büyük bir olay olması da gerekmiyor. Küçük olayların zamana yayılması yetebiliyor.

Peki bu küçük ve zamana yayılan olayların adı var mı? Evet bunları bir çeşit sınıflandırmamız mümkün. Yukarıda bunlardan birkaçını saymıştık: Terk, ihmal, onaylanmama ve dışlanma. Eğer kişi, yaşından bağımsız olarak bu travmatik süreçlere maruz kalmışsa, sorun büyük ihtimalle ağır yaşanıyor demektir. Bu arada garantili travma “jeneratörü” olarak her zaman şiddetin ve cinsel istismarın başı çektiğini eklememiz gerekir.

Şimdi gelelim okuyucunun ve danışanın sorusuna: Bugünkü şikâyetlerime bakarak, bunların geçmiş travmalarla ilgili olup olmadığını anlayabilir miyim? Evet hemen kesin yargılara varmadan ve tercihan travmayla uğraşan bir profesyonele danışarak, yani tedbirli hareket ederek, aşağıda sıraladığımız danışan şikayetlerinin en azından bir kaçına siz de sahipseniz ve bunlar günlük yaşamı ve ilişkileri sıkıntılı hale getiriyorsa, bu şikayetlerin geçmiş travmalarla bir bağı olduğunu düşünebiliriz.

Şikayetler:

  • Kimse beni sevmiyor
  • Zayıfım/Şişmanım/Kısayım vs.
  • Yetersizim
  • Hiçbir işi doğru yapamıyorum
  • Yanlış yapmaktan çok korkuyorum
  • Herşey düzenli olsun istiyorum
  • İstediğimi alamazsam deliye dönüyorum
  • Çabuk pes ediyorum
  • Sonunda hep yalnız kalıyorum
  • Yakınlarımı kaybedeceğim diye kendimi kahrediyorum
  • Kimseye güvenemiyorum
  • İnsanları durmadan kırıyorum
  • İnsanlar durmadan beni kırıyor
  • Kimse beni anlamıyor
  • Herşey yabancı gibi
  • Sanki boşluktayım
  • Eleştirilmeye gelemiyorum
  • Çok eleştiriyorum
  • Gidip gidip aynı yere tosluyorum

Bu listenin aslında çok daha uzun olduğunu ve yerimizin darlığı nedeniyle ve bir fikir vermesi amacıyla kısa tutulduğunu söylemek isterim.

Literatürde bunlara “Hayatın Tuzakları” deniyor. Böyle bir tuzağa yakalanıp yakalanmadığınızı üç kritere bakarak anlayabilirsiniz. Hayat Tuzakları:

  • Yaşam boyu varlıklarını sürdürürler
  • Zara verirler
  • Rahatsız da olsak varlıklarını sürdürürler

28.06.2009

Benzer İçerikler :

Akıldışının Cazibesi - VII

Geçtiğimiz hafta, empati ve empati ile ilişkili yardım etme davranışı üzerine konuşmuştuk. Her zaman, her durumda, herkese karşı aynı seviyede empa...

Fast Food ve Depresyon - II

Geçtiğimiz hafta, hızlı tüketim gıdalarının, fiziksel sağlık ile olduğu gibi, psikolojik sağlık ile ilişkisi olduğuna dair bilimsel bulgulara ulaşıldığından...

Beyin Yıkama, Propaganda, Etkileme

Bu dizide insan davranışlarını, duygularını ve düşüncelerini etkileme, yani değişiklik sağlama yöntem ve stratejileri üzerinde durduk. Beyin yıkama, yöntem ...

Çalışan Bağlılığı ve Kişiliğim 2

Birkaç haftadır sizlere Davranış Bilimleri Enstitüsü’nde yaptığımız bir dizi araştırmayı aktarıyorum. Bu araştırmaların odak noktası kişilik özellikleri. ...

İlginizi Çekebilir :

Kısa Kısa

Her yıl, psikoloji alanında çok çeşitli bilimsel çalışmalar yapılıyor; bazıları, öngörülerimizi destekliyor, bazıları ise ters düz ediyor. Sürekli, insana dair ...

Değişim niye o kadar zordur? II

Çiftlerle uğraşırken, kimin değişebileceği kimin değişemeyeceği konusu seanslarda kader gibi eninde sonunda gündeme gelir: “Bu yaştan sonra bir insan...

Akıldışının Cazibesi - IV

Geçtiğimiz haftalarda sizleri, birçoğumuzun ısrarla kabul etmek istemediği irrasyonel tarafımızla yüzleşmeye davet etmiş; sanılanın aksine, akıldışının ...

Travmadan Performansa - III

Son iki yazımızda, yaşamlarını geçmişte yaşadıkları travmatik süreçlerin etkisinde sürdüren, kendileriyle ilgili tanımlarını ve duygularını (ben sevilmem,...