Emre Konuk

Hayatın Tuzakları 3

Birkaç haftadır ‘Hayatın Tuzaklarından’ söz ediyoruz. Önce kısa bir özet:
Bütün tuzaklarda olduğu gibi, hayatın tuzaklarında da, istemeden içinde buluruz kendimizi, içinden çıkamayız ve canımız yanar. Zarar verir ve yaşam boyu varlıklarını sürdürebilirler.

Pek çok danışanımız, bu tuzakların bir çeşit farkında olduklarını ama nedense dönüp dönüp aynı yere tosladıklarını söyler. Yaşam stratejileri yanlıştır. Çözümü baltalayacak bir şeyi kesin bulurlar. Birkaçını sayalım:

1. Onu engelleyen, mutsuz eden hep birileri vardır. Kimse onları anlamaz.
2. Travmaları o kadar acı vericidir ki, duygularından-acılarından hep uzak dururlar, yani kaçarlar.
3. İçinde bulunduğu tuzağın “gerçek” olduğuna inanır.
4. Strateji oluşturma ve ona göre plan yapma ve planı yaşama geçirme becerilerini geliştirmemiştir.
5. Aklı tuzağın farkında olsa bile, duyguları tuzağın gerçek olduğunu söyler.

Bizi değişime götürecek faydalı inançlar

Bu kadar ‘eskiye dayanan’ sorunlar gündemde ise değişim mümkün müdür? Evet mümkündür. Örneğin; kolumu kestiğimde bedenim o yarayı iyileştirmek için ne yapacağını bilir. Mikrop kaptığımda da bu böyledir. Psikolojik hasarı da ruhumuz nasıl gidereceğini bilir. Bazen takılır ama doğru stratejilerle ruh yolunu bulur.

Herkesin bir yanı mutlu olmak ve yaşamdan doyum almak ister. Bu bizim “sağlıklı” yanımızdır ve bazen bebeklikten başlayarak ihmal, istismar, ağır eleştiri ve bunlara benzer hasar doğurucu muameleye maruz kalmıştır. Terapi ya da değişim süreci aslında bu sağlıklı yanı yeniden uyandırmak demektir.

Eğer doyurulursa bizi mutlu edecek çok temel ihtiyaçlarımız vardır. Yaşamı planlarken bunları mutlaka hesaba katmamız gerekir. Onaylanma, ait olma, bağımsız olabilme, yetkin ve değerli hissetme, zevk ve keyif alma, sevmek ve sevilmek bunlardan bir kaçıdır.

İnsanlar değişebilir. Bu inanç genel görüşe aykırıdır. Kişiliğimizin erken yaşlarda biçimlendiği ve yetişkin dönemde artık köklü değişikliklerin olamayacağı varsayılır. Bu görüş yanlıştır. Genetik mirasımızın ve erken dönemlerdeki aile deneyimimiz değişimi zorlar ama temel döngülerin değişimi olanaksız değildir. Geçmiş deneyimler ne kadar hasar verdiyse, değişim o kadar zordur.

Hepimiz temel döngülerin değişimine karşı koyarız. Bunlar bize acı verse de değişmemekte direniriz. Eğer değişim için bilinçli bir seçim yapılmadıysa, değişim ciddi biçimde zordur. Yıllar boyu ne yaptıysak onu yapmak kolayımıza gelir ama alıştığımızın dışına çıkmak her zaman bizi zorlar. Değişim için kararlı olmamız gerekir.

Bize acı veren duygularımızdan kaçarız. Bu eğilim de ne yazık ki değişimi zorlaştıran bir eğilimdir. Geçmişte yaşadığımız pek çok travmatik olay, üzüntü, kızgınlık, kaygı, korku, suçluluk, utanma gibi hiç de hoşa gitmeyen duyguları ayağa kaldırır. Bunlardan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışırız. Bunlarla bir çeşit yüzleşmedikçe de ne yazık ki, eskiyi tekrar tekrar yaşamak neredeyse kaçınılmaz olur.

Tek bir yöntem, teknik ya da yaklaşımla her sorunu ya da herkesin sorununu çözemeyiz. Değişim, değişik stratejileri bir araya getirdiğimiz zaman daha kolay gerçekleşiyor. Bu nedenle değişim için değişik modelleri bir arada kullanabilen yaklaşımları ve terapistleri seçmekte fayda var, deriz.

Yaşamımızdan olumsuzu çekince, örneğin korkularımızı aşınca, ille de bunun yerini “mutluluk ve doyum alır” diyemeyiz. İhtiyaçlarımızı iyi tanımak, bizi neyin beslediğini bilmek ve hedeflerimizi net koymak, yani mutluluğu planlamak gerekir. Hayatın Tuzaklarını elimine etmek bir aşamadır, ancak bu bize mutlu olmak için neye ihtiyacımız olduğunu söylemez. Ne demiş filozof: Ne aradığını bilirsen, bulduğunun da farkına varırsın.

Haftaya devam.

19.07.2009

Benzer İçerikler :

Liderler Niye İzlenir?

Malum küresel kriz, tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye’yi de ciddi biçimde etkiledi. Ne yazık ki hala da etkilemekte. Hizmet verdiğimiz pek çok şirket, ...

Malatya Olayına Sevinirken

Malatya olayının sonrasını heyecan ve itiraf etmeliyim keyifle izliyorum. Bir kere aynı olay bir kaç yıl önce olsaydı, ki oluyordu, haberimiz bile olmazdı. ...

Korumalı mı Öldürmeli mi?

Önce geçen haftanın bir özetini yapalım: Bir sorunla karşılaştığımızda, o sorunun “neden ve nasıl ortaya çıktığı” ve “nasıl aşılacağı” ...

Değişim niye o kadar zordur? II

Çiftlerle uğraşırken, kimin değişebileceği kimin değişemeyeceği konusu seanslarda kader gibi eninde sonunda gündeme gelir: “Bu yaştan sonra bir insan...

İlginizi Çekebilir :

İnsanın Doğası 1

Acaba bir insan doğasından söz edebilir miyiz? Eğer bunu yapabiliyorsak, şunu iddia etmiş oluruz: Yer yüzündeki tüm insanlarda ve kültürlerde ortak olan çok ...

Evlilikler Nasıl Başlar Nasıl Biter 2

Geçen hafta kadın erkek meselesinde bir türlü hallolmayan bir şeylerin olduğunu ve her şeyi açıklamasa bile, yapısal farkların katkısı olabileceğinden söz...

Sevgiliyi Kullanım Kılavuzu

Geçen hafta kişisel gelişim kitapları ile ilgili bazı gerçekler ve efsaneler aktarmıştık. Bu hafta, kişisel gelişim kitaplarının kadın-erkek ilişkisine ...

İyimserlik, Karamsarlık ve Başarı Üzeri

1999 Marmara Depreminden sonra bölgeye giden meslektaşlarımız çok ilginç bir durumla karşılaşmışlardı. Aslında bu, hiç beklemediğimiz ya da bizi çok şaşırtan ...