Emre Konuk

İletişim Kuramı Perspektifinden Psikanaliz

Bir süredir iletişim kuramı çerçevesinde çeşitli konuları ele alıyoruz. Bugün yine iletişim kuramı perspektifinden bir başka merak uyandıran konuya, psikanalitik psikoterapiye, değineceğiz. Bir not düşmekte fayda var: Psikanaliz ve psikanalizin türevi psikanalitik psikoterapiler, teorik bakımdan çok zengin ve üzerine pek çok şey söylenebilecek olan başlıklar. Biz ise bugün yalnızca iletişim kuramı paralelinde psikanalitik ekolden konuşacağız.

Devam etmeden, daha önceki yazılarımızda yer verdiğimiz bir açıklamayı yineleyelim: İletişim kuramı, en genel tanımıyla, insan ilişkilerini, psikopatolojiyi (psikolojik sağlık sorunlarını), ve psikoterapiyi, kişilerarası ilişkiler bağlamında ve iletişim biçimleri üzerinden inceleyen bir yaklaşım. İnsanı, içsel psişik deneyimleri sınırlarında değil, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel alanlar ve ilişkisel bağlamlar içerisinde değerlendirmenin önemini vurgular. Başka bir deyişle, bireyin davranışlarının anlaşılmasının, yalnızca, bireyi, kişilerarası alandaki ilişkileri ve bu ilişkileri belirlemek üzere kullandığı iletişim biçimleri ile bir bütün halinde görerek mümkün olduğunu savunur.

İletiÅŸim kuramı ve psikanalitik ekollerin; insana, iliÅŸkilere, psikopatolojiye ve psikoterapiye dair varsayımları, bazı bakımlardan benzerlik gösterse de, genel olarak oldukça farklı, ve iletiÅŸim kuramının psikanalize ve psikanalitik terapilere dair eleÅŸtirel bir bakışı var. İletiÅŸim kuramının aksine, psikanalitik ekole göre, psikoterapide üzerinde durulması gereken baÅŸlıca konu, kiÅŸinin gözlemlenebilir iletiÅŸimsel davranışlarından ziyade, içsel psiÅŸik yaÅŸantılarıdır. KiÅŸinin duyguları, fantezileri, çaÄŸrışımları ve rüyalarıyla ilgilenir. Öte yandan, bundan psikanalitik ekollerin iliÅŸkiler üzerinde durmadığının anlaşılmaması gerekir; zira, terapi sürecinde özellikle analist ve analizand/hasta (bunlar, psikanalitik ekolün danışan için kullandığı tabirlerdir) arasındaki iliÅŸkiye odaklanılır. Bu iliÅŸkinin, kiÅŸinin hayatındaki önemli figürlerle kurduÄŸu iliÅŸkileri yansıttığına; yani hastanın analistle bir “aktarım iliÅŸkisi” kurduÄŸuna inanılır ve psikoterapi sürecinde bu iliÅŸki üzerinden çalışmak çok öncelikli bir yer tutar. Bununla birlikte, hemen altını çizelim; aktarım iliÅŸkisi üzerinden çalışılan, esas olarak kiÅŸinin içsel psiÅŸik yaÅŸantılarıdır.

İletiÅŸim kuramına göre, tüm psikoterapiler gibi, psikanalitik psikoterapi de, özünde, bir iletiÅŸim sürecidir ve terapide kiÅŸide eÄŸer bir deÄŸiÅŸim gerçekleÅŸiyorsa, bunun, terapistle arasında deneyimlenen gözlemlenebilir iletiÅŸimsel davranışlarla ilgili olduÄŸu kabul edilir. Hatırlarsanız, iletiÅŸim kuramının, kiÅŸinin kendisini anlamasını, yani içgörü kazanmasını, yalnızca iliÅŸkisel alandaki yeniliklerin bir “yan ürünü” olarak deÄŸerlendirdiÄŸini, deÄŸiÅŸim saÄŸlayan bir unsur olarak kabul etmediÄŸini söylemiÅŸtik. Psikanalitik ekollere göre ise, içgörü, deÄŸiÅŸimin baÅŸlıca önkoÅŸulu.

İletiÅŸim kuramı perspektifinden psikanaliz ve psikanalitik psikoterapilerde analist ile hasta arasında geliÅŸen iliÅŸkiye deÄŸinecek olursak, tümleyici (hiyerarÅŸik), hatta birçok kez tümleme-ötesi bir iliÅŸkiden söz edebiliriz. Hatırlarsanız, daha önce, bir kiÅŸinin iliÅŸkiyi tanımlamak, yani belli bir çerçevede yapılandırmak amaçlı söylemlerini ve davranışlarını “manevra” olarak tanımlamış; diÄŸer tarafın manevralarını kontrol ederek iliÅŸkiyi kontrol eden kiÅŸilerin, tümleme-ötesi iliÅŸki kurduklarını belirtmiÅŸtik. İletiÅŸim kuramına göre, analist, çeÅŸitli manevralarla kiÅŸinin davranışlarını kontrol eder, ancak kontrol ettiÄŸini yadsır. ÖrneÄŸin, daha ilk seanslardan, kiÅŸiye, istediÄŸi konuda konuÅŸabileceÄŸi mesajını verir. Bu, aynı zamanda, kiÅŸinin ne konuÅŸacağını kendisinin belirleyeceÄŸi anlamına gelir. Çünkü danışana daha en baÅŸta “ne istersen konuÅŸabilirsin”, diyerek seansta nelerin yer alabileceÄŸini belirlemiÅŸ olur. Daha açık bir ÅŸekilde söyleyecek olursak, analist, kontrolü hastaya bırakır gibi gözükse de, onu seansın yönünü belirlemeye yönlendirerek, iliÅŸkiyi tümleme-ötesi bir biçimde kontrol eder.

İletiÅŸim kuramına göre, psikoterapi ortamında terapistin tümleyici (hiyerarÅŸik) iliÅŸkinin “ikincil” (ast) konumunda bulunması olaÄŸan deÄŸildir; terapist, çeÅŸitli manevralarla iliÅŸkiyi hep kontrol eder. EÄŸer terapistin herhangi bir zamanda ikincil konumda göründüğü bir iliÅŸki var ise, bu, yalnızca, terapistin iliÅŸkiyi tümleme-ötesi bir düzeyde kontrol etmekte olduÄŸu anlamına gelir.

Terapistin kimi zaman ikincil konumda bulunmaya razı olması gerekir; terapist, hastanın/danışanın “üstün” konuma geçmesine izin verebilmelidir. Dikkat çektiÄŸimiz üzere, bu, terapistin kontrolü bırakması deÄŸil; aksine, kontrolü vererek iliÅŸkiyi kontrol etmesi, yani aslında iliÅŸkide “birincil” konumda olmayı sürdürmesidir. İletiÅŸimsel bakımdan deÄŸerlendirdiÄŸimizde, psikanalitik ekol, hastadan herhangi bir ÅŸekilde davranmasını talep etmez; hasta “üstün” bir konuma geçmeye çabaladığında buna izin verir ve bunun aracılığıyla ortaya çıkan ruhsal malzeme ile çalışır. Hasta, kontrole geçmeye çalıştığında, analistin soru ve yorumlarına karşı çıktığında, yani iÅŸbirliÄŸi yapmadığında, bu, analiste karşı kiÅŸisel bir tepki olarak deÄŸerlendirilmez; söz konusu yaÅŸantıya dair derinlere inmeye veya deÄŸiÅŸmeye direnç olarak kabul edilir. Psikanalitik süreç ilerledikçe hastanın da kendi duygu, düşünce ve davranışlarını alışageldiÄŸinden farklı bir biçimde yorumlaması beklenir. ÖrneÄŸin, bir sorusu üzerine terapistini terslediÄŸinde, aslında neden terslediÄŸini, bu sorunun içsel psiÅŸik dünyasında nereye temas ettiÄŸini irdeleyerek samimi bir biçimde fark etmesi arzu edilir.

İletişim kuramının aksine, psikanalitik ekole göre, kişinin savaşımı öncelikle kendi kendine verilen, içsel bir savaşımdır. Başka bir deyişle, ilişkiselden ziyade, kişiseldir. Buna paralel olarak, iletişim kuramı, kişinin farkında olmaksızın ilişkilerini kontrol etmek için semptomlar geliştirdiğini savunurken, psikanalitik ekole göre semptomların sağladığı herhangi bir ilişkisel ayrıcalık, yalnızca bir ikincil kazançtır.

Kaynaklar

Haley, J. (1972). Strategies of Psychotherapy. New York, NY: Grune Stratton.
Haley, J. (1987) Problem Solving Therapy. Wiley.
Watzlawick, P; Bavelas, J; Jackson, D. (1967). Pragmatics of Human Communication; A Study of Interactional Patterns, Pathologies and Paradoxes.

13.07.2012

Benzer İçerikler :

Kolestrol: Bir Masal Daha 5

Geçen hafta ilaç araÅŸtırmalarını yapan bazı araÅŸtırmacıların, “rakamlara iÅŸkence” yaparak istatistikten anlamayanları nasıl kandırdıklarınÄ...

Eğitimde Dönüşüm - III

Geçen hafta, eğitim sistemine yönelik beklenti ve ihtiyaçlara dikkat çeken bazı bilimsel çalışmalardan bahsetmiş ve eğitimin ne olması gerektiği üzerinde...

İyimser Çocuklar Yetiştirebilmek

Daha önce birkaç yazımda hayatta iyimser veya kötümser olmanın ne gibi sonuçlar doğurduğunu dile getirmiştim. İş yaşamında, okulda, yakın ilişkilerde, ru...

Mutluluğun Yolları 1

Geçen hafta bizi neler mutlu eder ve neler mutlu etmez üzerinde durduk. Gördük ki,gelir düzeyi bir yere kadar mutluluğumuza katkıda bulunuyor, sonra bir etkisi ...

İlginizi Çekebilir :

Davranışsal Ekonomi Üzerine

Daha önce bu köşede, varsayımların, herhangi bir alana dair yaklaşımımızı, tutum ve davranışlarımızı belirleyen yapı taşları olduğundan bahsettiğimizi...

Egzersiz Ve Beyin

Bazı okurlar anımsarlar; geçtiğimiz senelerde, egzersizin beyin üzerindeki çok çeşitli etkilerini konuşmuştuk. Birçoğumuzun kolunu kıpırdatmakta güçlük çektiği ...

Çalışanı Kim Memnun Eder

Çalışan memnuniyetini ve bağlılığını belirleyen faktörleri artık iyi biliyoruz. Çalışan bağlılığına odaklı bir kurum kültürü, yönetim anlayışı ve yönetici ana ...

Nasıl Zayıflayacağız? 2

Geçen hafta, kilosuyla kronik sorunu olan bir danışanın portresini çizmiştik. Figen Hanım yaklaşık 15 yıldır zayıflamaya çalışmakta, zaman zaman başarılı ...