Mutlu Çocuk yetiştirmenin formülü var mı?
Sağlıklı ve mutlu çocuk yetiştirmek her ebeveynin hayalidir. Peki, 23 Nisan gibi özel günlerin dışında da hayatının her anını bayram mutluluğunda yaşayan bir çocuk yetiştirmek için nelere dikkat edilmeli? DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Uzman Klinik Psikolog Merve Soysal Başa, mutlu çocuk yetiştirmenin ipuçlarını paylaştı.
23 Nisan çocukların coşkusunun doruğa çıktığı bir bayram. Peki, böylesine güzel ve anlamlı bir günde onları mutlu etmek mümkün mü? Bu tabi ki mümkün ama asıl yapılması gereken, çocuklar için mutlu bir yaşamın kapılarını açmaktır. 'Mutlu Çocuk', 'Mutlu Yetişkin', 'Mutlu Çalışan' misyonu ile hareket eden DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü hayatın her döneminde olduğu gibi mutlu bir çocukluk dönemi için de ebeveynlerin en büyük yardımcısı oluyor.
Mutlu Çocuklar Yetiştirmek, Tüm Ebeveynlerin Ortak Dileğidir. Peki, Mutlu Bir Çocuk Yetiştirmenin Formülü Var mıdır?
Konuyla ilgili açıklama yapan DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Uzman Klinik Psikolog Merve Soysal Başa, "Hayattan keyif alan, kendini oyalayabilen, çevresindeki olaylara ve canlılara duyarlı, arkadaşları ile iyi bir iletişime sahip, empati kurabilen, duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde ifade eden, insan ilişkilerinde başarılı olan, iniş çıkışlarda yıkılmayan, karamsar düşüncelere alternatifler üretip olayları doğru yorumlayan çocuklara 'mutlu çocuk' diyebiliriz. Bunların yanı sıra, mutlu çocukların başarısızlıkları genellemeyip sadece o duruma özel bir hale soktukları için tekrar denemeye motivasyonları vardır. Bu durum, hem sosyal hem de akademik hayatlarında başarılı olmalarını sağlar. Bu sayede yeteneklerini yaşamlarına yansıtıp aktif bir şekilde kullanabilirler" diyor.
İyimser düşünme becerisinin küçük yaşlardan itibaren öğretildiğine dikkat çeken DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü'nden Uzman Klinik Psikolog Merve Soysal Başa, "Mutlu Çocuk" yetişmenin formülünün rahat ve mutlu bir hamilelikten başlayıp, ergenlik dönemine kadar uzandığını söylüyor ve göre mutlu çocuk yetiştirmenin formülünü şöyle sıralıyor:
Çocuk ile Doğduğu Andan İtibaren Güvenli Bir Bağ Kurmak Gerekir
Kucağınıza alıp, göz temasında bulunup, gülümseyerek konuştuğunuzda o bağ kurulmaya başlar. Bol bol kucağınıza alarak, fiziksel olarak da sevginizi gösterebilirsiniz.
Bebekleri veya Çocukları Mutlu Etmenin En Kolay Yolu Onunla Oyun Oynamaktır
Oyunun bir amacı olması gerekmez. Önemli olan birlikte keyifli vakit geçirmektir. Aktif bir şekilde oyunda yer almanız, çocuğunuzun dış dünyayı algılamasını kolaylaştırır, hayal dünyasını genişletir ve enerjisini doğru bir yere boşaltmasını sağlar. Kazanmayı ve kaybetmeyi, kendini güvende hissettiği aile ortamında oyunlarla öğretirseniz, çocuğun günlük hayattaki iniş çıkışlara karşı direncini arttırabilirsiniz.
Sabah / 15.05.2013
Haberin devamını pdf formatında okumak için tıklayınız.
Benzer İçerikler :
Yakın zamana kadar çalışanların en büyük kâbusu olan performans baskısı, yeni çalışma modelleriyle tarihe gömülüyor. Y Kuşağı çalışanlarını korku ve ...
Davranış Bilimleri Enstitüsü (DBE) 17 Ağustos 1999'da merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan Marmara depreminin 20. yılı dolayısıyla "20 Yıl ...
Teknolojik imkanların sınırsızlaşması bağımlılığın pekişmesi için dönüm noktaları oldu. Sosyal medyada her bireye kendisine ait profil oluşturma ve ...
Mükemmelin peşinde koşan pek çok anne, psikolojik sorunlar yaşıyor. Çağımızda "süper kadın sendromu" olarak adlandırılan bu durum, kadınlara zarar ...
İlginizi Çekebilir :
Çocukları birbiriyle karşılaştırmanın doğru olmadığını biliriz. Yine de, "normalin ne olduğunu anlamak için başka çocukların nasıl olduğunu bilme ihtiyacı ...
Anne olmak, kadının hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri. Peki, bir kadın anne olacak duygusal erişkinliğe ne zaman kavuşur? Erken yaşta anne olmak ...
Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Psikolog Çift ve Aile Terapisti Şirin Hacıömeroğlu Atçeken, “Çağımızda kadın erkekten; daha duygusal oluşu, ...
Onlar da Neler Olduğunu Merak Ediyor Geçtiğimiz hafta Aylan Kurdi’nin sahile vurmuş cansız bedeniyle ilgili haberleri okurken aynı yaşlarda bir erkek...









