Cinsel Terapi

69618565_Cinsel_TerapiÇok sayıdaki araştırmanın değerlendirilmesinde her üç kişiden birinin cinsel yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını ortaya koymaktadır. Değişik toplum ve kültürlerde yapılan çalışmalar, cinsel işlev bozukluklarının rastlanma sıklığı konusunda birbirine benzer sonuçlar vermektedir. Ancak cinselliğin yasaklandığı, cinsel eğitimin olamadığı, cinselliğin bir tabu olarak algılandığı ve bekâretin çokça önemsendiği toplumsal kesimin kadınlarında vajinismusun ve cinsel istek bozukluklarının, erkeklerinde ise cinsel istek ve boşalma bozukluklarının nedeni olabilirken, cinsel özgürlüğün daha geniş kapsamlı algılandığı kesimlere göre daha yüksek oranlara rastlanmasına neden olmaktadır.

Yine cinsel deneyim yetersizliği olan erkeklerde erken boşalma görülürken kadınlarda ise çeşitli orgazm güçlüklerinin diğer kesimlere oranla daha sık rastlandığı gözlenmektedir.
Ülkemizdeki cinsel sorunların önemli bir bölümü yetersiz verilen eğitim ve bilgi eksikliği olup bununla cinsel davranışlarımıza yön veren toplumun cinselliğe yaklaşımı, ön yargıları, tabuları, gelenek ve görenekleri cinsel problemler için önemli bir sorun kaynağı teşkil etmektedir.
DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden cinsel terapi hizmeti alabilirsiniz. Randevu almak için tıklayınız.

Cinsel Yaşam

Cinsel davranış kişiden kişiye göre oldukça farklılık gösteren ve
çeşitli faktörlerin karmaşık etkileşimleriyle belirlenen bir durumdur.

Cinsellik biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel, geleneksel, ahlaki,
dini, antropolojik, politik ve ekonomik gibi çok boyutlu olan karmaşık
bir olgudur ve insanın cinsel yaşamı bunların dışında tutularak
incelenemez. Modern cinsel tedaviler ise bireye, çifte, topluma ya da
kültüre özgü uygun biçimleri de kapsar.

Cinsel sağlığın korunması Dünya Sağlık Örgütü tarafından bireysel temel
bir hak olarak belirlenmiş olup cinsel sağlığı “cinsel açıdan fiziksel,
psikososyal ve sosyokültürel tam olarak iyi olma hali ve bunun
devamlılığı” olarak tanımlamıştır.

Dünya Cinsel Sağlık Birliği’nin (World Association for Sexual Health)
Cinsel Haklar Bildirgesinde “CİNSEL ÖZGÜRLÜK”; cinsel otonomi, cinsel
bütünlük ve vücudunun güvenliği, cinsel mahremiyet, cinsel eşitlik,
cinsel zevk, duygusal cinsel ifade, özgürce cinsellik içeren ilişki
kurma, özgür ve sağduyulu üreme seçimi yapma hakkı, bilimsel araştırmaya
dayalı cinsel bilgi edinme hakkı, kapsamlı cinsellik eğitimi ve cinsel
sağlık bakımı hakkı şeklindeki madde başlıklarında tanımı yapılmıştır.

Biseksüel Gelişim

Kişinin cinselliği ve tüm kişiliği öyle birbirinin içine girmiştir ki,
cinselliği ayrı bir oluş olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu
bağlamda “psikoseksüel” terimi, kişinin cinselliğinden etkilenen kişilik
gelişimi ve işlevini belirtmek için kullanılır.

Cinsellik, birbiriyle ilişkili dört etmene bağlıdır:
1. Seksüel kimlik (biyolojik cinsel kimlik)
2. Cinsel kimlik
3. Cinsel yönelim
4. Cinsel davranış

Seksüel kimlik (biyolojik cinsel kimlik); kişinin biyolojik olarak
cinsel özellikleridir: kromozomlar, dış ve iç genital organlar, hormonal
durum, gonadlar ve sekonder seks karakterleri. Normal bir gelişmede,
bunlar bütünsel bir patern oluşturur ve böylece kişi cinsiyeti hakkında
şüpheye düşmez.

Cinsel kimlik; kişinin kendini erkek ya da kadın olarak hissedişidir.
2-3 yaşlarında, hemen herkesin “ben erkeğim” ya da “ben kızım” şeklinde
kesin kanıları vardır. Cinsel kimlik aile üyeleri, arkadaşlar,
öğretmenlerle yaşananlardan ve kültürel oluşumdan gelen neredeyse sonsuz
ipucunun sonucunda ortaya çıkar.

Cinsel yönelim; kişinin cinsel dürtülerinin nesnesini ifade eder:
heteroseksüel (karşı cins), homoseksüel (aynı cins) ya da biseksüel (her
iki cins).

Cinsel davranış ise içinde arzu, fanteziler, partner arama, otoerotizm
ve cinsel gereksinimlerin ifadesi ve doyurulmasıyla ilgili etkinliklerin
tamamı yer alır. İç ve dış uyaranlara karşı psikolojik ve fizyolojik
yanıtların bileşenidir.

Mastürbasyon (öz doyum) ; nesne ilişkili cinsel davranışın normal bir
parçasıdır. Genellikle kişi için yaşam boyu süren bir cinsel haz alma
yoludur. Bazı kültürlerde uzun dönemler boyu yasak kabul edilmesine
rağmen başka hiçbir cinsel etkinlik mastürbasyon kadar evrensel
değildir.

Cinsel Öğrenme ve Cinsel Davranış; Cinsel dürtü doğuştan gelir ve cinsel
dürtünün gücü insanlar arasında farklılık gösterir; ama cinsel davranış
daha çok öğrenilir. Erken cinsel deneyimlerin, özellikle de ergenlik
(puberte) ve erken ergenlik döneminde yaşananların belirleyici etkisi
olabilir. Eğer haz verici ve gerilimi azaltıcı etkisi olursa, bu
deneyimler tekrarlama eğilimindedir ve kişi belirli bir cinsel ifade
şekline koşullanır. Normalde, cinsel öğrenme yaşam boyu devam eder,
cinsel davranış repertuarı zenginleşir ve davranış kültürel normlara
uygunluk gösterir.

Cinsel Sorunlar Nasıl Tedavi Edilir?

Bunun için öncelikli olarak sorunun psikolojik veya organik kökenli
olup olmadığı araştırmalıdır. Cinsel sorun tıbbi veya biyolojik bir
nedene bağlıysa tedavisi ilaç veya diğer tıbbi tedaviler olacaktır. Bu
durumda tedaviyi özellikle bu konuda uzmanlaşmış üroloji, kadın
hastalıkları ve doğum ya da psikiyatri uzmanları yönlendirmek olacaktır.
Eğer cinsel sorun psikolojik etmenlerle ilişkili ise veya tıbbi bir
nedene bağlı olarak gelişmiş olsa bile psikolojik etmenler durumu
ağırlaştırmışsa, cinsel terapiler uygulanmalı ya da ilave edilmelidir.
Cinsel terapileri ise cinsel terapi konusunda eğitim almış psikiyatr ve
klinik psikologlar yapabilir.  Bütün tedaviler gibi cinsel tedaviler de
bilimsel veriye ve bilgiye dayalı olmak zorundadır.

Cinsel Terapiler

Cinsel terapilerin cinsel işlev bozukluklarının tedavisindeki etkisi, 70´li, 80´li yıllarda bilimsel ortamlarda tartışılmış ve karşılaştırmalı araştırmaların bilimsel dergilerde yayınlanması ile 30 yıl önce kanıtlanmıştır. Dünyada ve Türkiye´de 1970´lerden beri “Cinsel Terapi” ile Vajinismus ve Erken Boşalma olgularının pek çoğu başarıyla, cinsel isteksizlik, erkeklerin sertleşme bozukluğu ve kadınların uyarılma ve orgazm bozuklukları gibi diğer cinsel işlev bozuklukları da büyük ölçüde tedavi edilmektedir.

Cinsel sorunun tipine ve sorunlu çifte göre değişiklikler olmakla birlikte, cinsel tedaviler ortalama olarak 2-4 ay ve 8-16 seans sürer, ama kişiye göre bir iki görüşme ile kısa zamanda düzelen vakalar olabildiği gibi, tedavisinin bir iki yıl gibi uzun sürmesi gereken vakalar da olabilir.

Cinsel sorunları olanlarda uygulanan ve etkili olduğu bilinen cinsel terapiler aslında özel bir öğrenme biçimidir.

En etkili tedavi yollarından birisi de destekleyici, psikodinamik ve içgörü yönelimli psikoterapiyle entegre edilmiş cinsel terapilerdir. Cinsel işlev bozukluğunu tedavisinde kullanılan davranışçı tekniklere psikodinamik kavramları eklemek, başka psikopatolojiyle ilişkili olan cinsel bozukluğu olan hastaların tedavisine olanak verdiği gibi terapinin optimal sürede tamamlanmasını sağlar.

Kaynak: www.cetad.org.tr
Kaplan&Sadok’s Comprehensive textbook of psychiatry 2007