Emre Konuk

Çalışan Bağlılığı ve Kişiliğim

Geçtiğimiz birkaç hafta, yaptığımız bir dizi araştırmayı özetlemeye başlamıştık. Bunlardan ilki şu soruya cevap arıyordu: Acaba iyi giden evliliklerle, kötü giden evlilikler söz konusu olduğunda kişiliklerimizin, ya da kişilik özelliklerimizin payı nedir? Gördük ki, kişiliklerimiz evlilikten aldığımız doyumu ve beraberliklerimizin kalitesini ve geleceğini önemli ölçüde etkiliyor.

Bu hafta özetleyeceğimiz araştırmada, bu kez kişilik özellikleri ile çalışan bağlılığı arasındaki ilişkiyi irdeledik.

Çalışan Bağlılığı; çalışanların beklenenden daha fazla performans göstermesi, yönetici- çalışan-ekip ilişkisinin verimli olması, çalışanların yeteneklerini sonuna kadar kullanabilmesi, kendilerine değer verildiğini hissetmeleri, yaptıkları işin ödüllendirilmesi ve işi iyi yapabilmek için gerekli araç-gereçlerin temin edilmesi gibi unsurları içeren büyük ölçüde duygusal bir bağ olarak tanımlanmaktadır. Altının çizilmesi gereken en önemli yan ise; çalışan bağlılığı ile, iş sonuçları arasındaki yakın ve sıcak ilişkidir. Yani bu grubun performansı son derece yüksektir.

Çalışan Bağlılığı Düşükse

Şirketinizde bir çalışan bağlılığı araştırması yaptığınızda, çalışan bağlılığı yüksek çıkan kişiler ve iş birimleri ile ilgili verilerle ne yapacağınızı, işinize nasıl yaratacağınızı az çok bilirsiniz. Ancak, çalışan bağlılığı düşük kişiler ve gruplarla ne yapılacağı hiç bir zaman belli değildir.

Onların bedenleri işte, ruhları başka yerdedir. Hep şikayet ederler. Çok çalışanlardan nefret ederler. Hayatlarından memnun değillerdir. Bir kısmı depresif depresif dolaşırlar. Zor insanlardır. Ve doğal olarak performansları çok düşüktür. Yani atsan atamazsın, satsan satamazsın bir durum sözkonusudur.

Kurumlar bu grupla ne yapacaklarını bilemezler. Bu grubu yeterince tanımazlar da. Çünkü tanımak için araştırma filan yapmak gerekir ki, bu da bu işe para ayırmak anlamına gelir. Biz bu soruna cevap bulabilmek için kaynak ayırmaya değer bulduk.

Aslında iş şöyle gelişti: Terapiye gelen profesyonellerin bir bölümü son derece yetenekli, eğitimli, geçmişinde başarıları olan kişilerden oluşuyordu. Ancak performansları ciddi biçimde düşmüş olurdu. Bu insanlar bir süre terapi ilişkisine girerlerse toparlanıyor ve performansları da artıyordu. Yani belki de bu grup insan için hala yapılacak bir şeyler vardı.

Sonuçlar

Çiftlerle yaptığımız araştırmada, psikolojik uyum ya da eski değimiyle “nevrotik eğilimle” evlilikteki uyum arasında yakın bir ilişki çıkmıştı. Aynı sonuç, çalışan bağlılığı araştırmasında da çıktı: Psikolojik uyum ile, çalışan bağlılığı arasında yakın bir ilişki çıkıyordu.

Haftaya devam.

Kaynak

Burcu Çanacık, Hejan Epözdemir, Emre Konuk

“Özel Sektörde Çalışan Bireylerin Kişilik Özellikleri ve Çalışan Bağlılığı Arasındaki İlişki”
15. Ulusal Psikoloji Kongresi, 2008.
09.11.2008

Benzer İçerikler :

Mutluluk: 5 Gerekli Unsur

Mutluluğumuzu arttıracağını düşündüğümüz çoğu şey yanlış yönlendirmelerden kaynaklanan bilgiler ve genelde de çoğu tümüyle yanlış. Genel olarak mutluluğun ...

Egzersizin faydaları I

Çoğumuz spor ve egzersiz yapmak deyince, ya kalp krizini önlemeyi ya da zayıflamayı anlarız. İşte egzersizin faydaları. Egzersiz ve Bağışıklık...

Travmadan Performansa - III

Son iki yazımızda, yaşamlarını geçmişte yaşadıkları travmatik süreçlerin etkisinde sürdüren, kendileriyle ilgili tanımlarını ve duygularını (ben sevilmem,...

Sevgiliyi Kullanım Kılavuzu

Geçen hafta kişisel gelişim kitapları ile ilgili bazı gerçekler ve efsaneler aktarmıştık. Bu hafta, kişisel gelişim kitaplarının kadın-erkek ilişkisine ...

İlginizi Çekebilir :

Niye Zayıflayamıyoruz?

Önce geçen haftanın önemli noktalarını bir özetleyelim: Kilonun, yani bedende biriken yağın kendisi kalp, kanser, diyabet, gibi rahatsızlıkların nedeni...

Motivasyon - III

Geçen yazımızda motivasyon kuramının tarihsel sürecini ele almış ve bunun iş dünyası için ne anlama geldiğini paylaşmıştık. Bilimin ortaya koyduğu bulgularla...

Mutluluk ve Başarı

Temel sorumuz şuydu: Başarıyı; kıyaslamanın ve yarışın tuzağına düşmeden, örselenmeden ve yıpranmadan yani tadını çıkararak ve mutluluğu ıskalamadan yaşamak...

İkna ve Etkileme: Kendi Yalanına İnanmak

İnsan denen yaratık çelişkiyi sevmiyor. Beyin, duygularla düşünceler arasında, düşüncelerle davranışlar arasında bir çelişki olmamasına gayret ediyor....