Çalışanınızı Yalnız Bırakmayın
Geçen hafta organizasyonlardaki üç farklı çalışan grubundan bahsetmiştik.
1) Kuruma ve işine bağlı olanlar.
2) Kuruma ve işine bağlı olmayanlar.
3) Aktif olarak kurumdan ve iÅŸinden “kopmuÅŸ” olanlar.
Bunlar kimlerdir sorusuna cevapla başlayalım isterseniz. Kuruma ve işine bağlı olan çalışanlar-tahmin edebileceğiniz gibi- işlerinden memnun olup işyerleri için bir şeyler üretmeye çalışan kişilerdir. Bu çalışanlar kendilerinden ne beklendiğini bilmek isterler, çünkü bu beklentinin ötesine geçip kurum için katma değer yaratmak isterler; performansları sürekli olarak yüksek seviyede seyreder ve güçlü yönlerini kurumları için kullanmak isterler.
Kuruma ve iÅŸine baÄŸlı olmayan çalışanların ÅŸirketleriyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir tavır içinde olmaları gerekmez. Bu çalışanlar ÅŸirkete, iÅŸine ve iÅŸ arkadaÅŸlarına “bekle ve gör” mantığıyla yaklaşır; kendilerini ÅŸirkete ve iÅŸlerine adamazlar.
Aktif olarak kurumdan ve iÅŸinden “kopmuÅŸ” olanlar her ÅŸeye muhalefet eden çalışanlardır. Bunlar, iÅŸlerinde mutlu deÄŸillerdir ve iÅŸine baÄŸlı çalışanların yaptıklarını küçümser, hatta bazen onların iÅŸlerini engelleyen bir tutum içine bile girebilirler. Elbette yöneticiler kuruma baÄŸlı olan çalışanları ellerinde tutmak ister. Bunu yapmak için, çalışanla yönetici arasında sıkı bir iliÅŸkinin olması gerekir. Sıkı bir iliÅŸkiden kastettiÄŸim, ‘çalışana giden yolun’ çok net olarak çizilmesi. Ayrıca bu kiÅŸilerin çalışma arkadaÅŸlarıyla da sıkı bir iliÅŸki içinde olmaları gerekir. Yöneticilerin, bu çalışanların yetenek ve becerilerini de geliÅŸtirmeleri ve güçlü olduÄŸu yönleri bulmalarına yardımcı olmaları beklenir.
Çalışanların kuruma ve işe bağlılıkları için hem kurumun hem de kendi hedeflerini sahiplenmeleri de gerekmektedir. Burada geçen hafta bahsettiğim çok kritik bir noktaya tekrar dikkat çekmek gerekiyor. Bazı yöneticiler en iyi adamlarını yalnız bırakıp işlerine hiç karışmama eğiliminde olabilirler. İyi yöneticiler, bunun tam tersini yapar. En iyi adamlarının güçlü yönlerini ve potansiyellerini ortaya çıkarmak için onlarla birlikte olurlar. Bu şekilde işine bağlı bir çalışanı aynı seviyede tutabilirler. Ancak işler her zaman istendiği gibi gitmeyebilir. Ve işine, kurumuna bağlı bir çalışan bir alt kategoriye doğru kayabilir. Böyle bir eğilimin bazı göstergeleri vardır:
- Yönetici ile çalışan arasındaki bağlar zayıflar.
- Çalışan potansiyelinin boşa gittiğini düşünmeye başlar ve becerilerini/yeteneklerini işinde yeterince kullanamaz olur.
Böyle bir durumda tekrar başa dönüp beklentilere odaklanmak gerekir. Acaba çalışan, işyerindeki rolüyle ilgili belirginliğini mi kaybetti? Başka bir deyişle, iş tanımında bir değişiklik mi oldu? Acaba yöneticisinin kendisiyle ilgili beklentisi konusunda kafası mı karıştı? Bunları belirledikten sonra doğru araçları kullanıp doğru bilgileri edinmek ve sonuçlarına bakmak gerekir. Bu noktada çalışanın beceri ve yeteneklerini tekrar gözden geçirmekte yarar vardır. Çalışanla tekrar iletişime geçip doğru yaptığı şeyleri yakalamak gerekir. Yani çalışana, onu fark ettiğinizi hissettirmelisiniz. Ayrıca kurumun değerleriyle, çalışanın hangi davranışlarının bu değerleri ortaya çıkardığını belirlemek büyük fayda sağlar.
Toparlayacak olursak:
- Beklentileri açıklıkla ortaya koyun.
- Çalışana doğru aracı verin.
- Çalışana odaklanın, iletişimi koparmayın.
- En iyi çalışanlarınızı belirleyin.
20.02.2005
Benzer İçerikler :
Geçtiğimiz hafta, iletişim kuramı perspektifinden hipnozu ele almıştık. Atlamış olanlar için, öncelikle, hipnozun klinik bir yöntem olarak kullanılmasının, ve ...
İddiamızı yineleyelim: 1. Bir iş yerinde çalışanların mutluluğunun artması; o iş yerinde satış, kar, verim, işten ayrılma, iş kazaları, ölümler gibi pek çok...
Bildiğiniz gibi birkaç haftadır dostluk ilişkilerinin hayatımızdaki önemini konu ediyoruz. Güçlü sosyal ilişkilere ve kaliteli dostluklara sahip olmanın, ...
Geçen hafta insan ruhunun, özellikle sorunları aşmak söz konusu olduğunda olumsuza, ters gidene, aksayana odaklanma eğiliminde olduğunu söylemiştik. Bu...
İlginizi Çekebilir :
Birkaç haftadır kolesterolle ilgili “ÅŸehir efsanelerini” yazıyorum. Geçen haftayı özetleyelim: Kolesterolle ilgili araÅŸtırmaların toplandığı, ...
Bayağı bir haftadır travmalardan ve hayatın tuzaklarından söz ediyoruz. Son yazıda travmalarımızdan, hayatın tuzaklarından ve onların verdiÄŸi acÄ...
Geçen hafta dostluk ilişkilerinin önemini vurgulamış, yaşantımızda büyük rolleri olduğundan bahsetmiştik. Hepimizin birkaç yakın arkadaşa ihtiyacı olduğunu ...
Geçen hafta beyin yıkamanın ne olduÄŸundan söz etmiÅŸ ve örnek olarak Patricia Hearst olayını vermiÅŸtik. Patricia Hearst’ın zalimce SLA tarafından ...


