Emre Konuk

Dostlara Dair II

Geçen hafta dostluk ilişkilerinin önemini vurgulamış, yaşantımızda büyük rolleri olduğundan bahsetmiştik. Hepimizin birkaç yakın arkadaşa ihtiyacı olduğunu dile getirmiş; kaliteli dostlukların mutlu bir yaşam sürmemize yardımcı olduğunu, sağlığımıza iyi geldiğini ve ömrümüzü uzatmaya destek olduğunu paylaşmıştık.

Bu hafta dostluğa tartışılmaz biçimde gereksinim duyulan bir dinamikten; hayat arkadaşları arasındaki ilişkiden bahsedeceğiz. Çoğunlukla kişinin yaşamında en çok yer kaplayan ilişki, hayat arkadaşı veya eşi ile olan ilişkisidir. Üstelik hepimizin zaman zaman deneyimlediği gibi, bu ilişkinin etki alanı yalnızca kendisiyle sınırlı değildir; hayatımızın tüm alanlarını kapsar. Sağlığımız, işimiz, arkadaşlıklarımız önemli ölçüde bu ilişkinin durumuna bağlıdır. Gerek deneyimlerimize gerekse yapılan çalışmalara dayanarak söyleyebiliriz ki ilişkiden alınan doyum mutluluğu getirir, doyumdan yoksun bir ilişki ise mutsuzluğu. Bunun yanı sıra, mutluluk yalnızca ilişki doyumuna bağlı değil; hayatımızı birlikte geçirdiğimiz kişinin mutluluğu da çok önemli bir kriter. Başka bir deyişle mutlu olabilmemiz için, ilişkinin tatmin etmesi yeterli değil; eşimizin ya da hayat arkadaşımızın da kendi içinde mutlu olması gerekiyor. Zaten yakın ilişkilerde bir taraf mutsuz olduğunda öbürünün mutlu olması pek mümkün olmuyor.

Sayılara ihtiyaç duyuyorsak İngiliz ekonomist Nick Powdthavee'nin çalışmasına bir bakalım. Eş ilişkilerinin değerini ölçülebilir kılmak üzere karmaşık formüller geliştiren araştırmacı, kişinin mutluluğundaki yüzde 30'luk bir artışın, eşinin mutluluğu üzerinde muazzam bir fark yaratma gücüne sahip olduğunu tespit etti. Mutluluğu istatistiğe dökmek, yüzde 30 artmasından bahsetmek günlük hayatımızda alışık olduğumuz bir şey değil; ancak şunu anlatmaya faydası olacaktır: Siz daha mutlu oldukça, hayat arkadaşınız da daha mutlu olur ve hayat arkadaşınız daha mutlu olursa siz de daha mutlu olursunuz. Bir de ilişkideki olumsuzluğun yansımalarını gösteren bir çalışmaya değinelim. Öncesinde bir hatırlatma yapalım: Olumlu ve olumsuz etkiler yalnızca mutluluk ve mutsuzluktan ibaret değil; sağlıklı veya sağlıksız olmak gibi diğer önemli meseleler de spektrumun içinde. 2005 yılında ABD'deki Ohio State (Devlet) Üniversitesi'nin araştırmacıları, stres ve tartışmaların evli çiftler üzerindeki etkisini anlamak üzere bir deney yaptılar. Araştırmacılar öncelikle, deneye katılmayı kabul eden 42 çifti hastaneye yatırdılar. Burada katılımcılar birer anket doldurdular ve kan tahlili yaptırdılar. Daha sonra araştırmacılar, her bir katılımcının omuzunda su toplamasına benzeyen sekiz küçük yara oluşturdular. Takiben, yaraların üstüne iyileşmeyi ölçen ufak cihazlar yerleştirdiler. Sonuç çarpıcıydı: Olumsuz duyguların hakim olduğu çiftlerde, olumlu duyguların hakim olduğu çiftlere göre yalnızca yüzde 60 iyileşme gerçekleşiyordu. Başka bir deyişle, mutsuz bir evlilik, kişinin iyileşme sürecini neredeyse yarı yarıya düşürüyordu. Kan tahlillerinin de ortaya koyduğu önemli bir bulgu vardı: Olumsuz duyguların yoğunlukta olduğu çiftlerin kan örneklerinde, olumlu duyguların yoğunlukta olduğu çiftlerinkilere göre 1.5 kat daha yüksek interleukin-6 (IL-6) seviyesi görülmüştü. Yüksek seviyedeki IL-6 proteininin; bazı kanser türleri, kalp rahatsızlıkları, Tip 2 diyabet, alzheimer, arterit, osteoporoz ve diğer birtakım hastalıklarla ilişkili olduğu biliniyor. Başka bir deyişle iyi gitmeyen bir beraberlik, kişiyi ciddi sağlık sorunları için daha riskli bir duruma getirebiliyor. Kısacası mutsuz hayat ortaklığı, sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor; mutlu ilişki ise hem kısa hem de uzun vadede sağlığımızı korumamıza destek oluyor. Üzülerek söylüyoruz ki istatistikler, evliliklerin hemen hemen yarısının boşanma ile sonuçlandığını gösteriyor. Bu, evli çiftlerin en azından yarısının olumsuz bir ilişki yaşadıklarını düşündürüyor.

Peki sizce ayrılmak yerine çiftleri seneler boyu birlikte tutan şey ne? Çiftler ve evlilik konusunda önde gelen isimlerden Dr. John Gottman'a göre cevap, çiftin arasındaki dostluğun kalitesi. Psikoterapist olan Gottman, zorluk yaşayan çiftlere, birbirleriyle güçlü ve uzun soluklu bir dostluk kurabilmeleri için öncelikle küçük, günlük etkileşimlere odaklanmalarını öneriyor. Çiftlerin bir diğerine gününün nasıl geçtiğini sorması, ev işlerinde yardımcı olması ve sıradan anları birbirleri ve kendileri için daha olumlu kılmaya çalışmaları buna birkaç örnek. Bazı çalışmalar Gottman'ın görüşü ile paralel olarak, çiftin arasındaki dostluğun kalitesinin, evlilikten duyulan tatmin üzerinde yüzde 70 gibi bir etkisi olduğunu ortaya koyuyor. Çarpıcı bir başka bulgu da tatmin söz konusu olduğunda dostluğun kalitesinin, çift arasındaki fiziksel yakınlıktan, yani cinsellikten beş kat daha önemli bulunduğu yönünde.

Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Dostlara Dair I

Dostlara Dair III

Dostlara Dair IV

Dostlara Dair V

Kaynak: Rath, T. (2006). Vital Friends: The people you can't afford to live without. NY: Gallup Press.

14.05.2011

İçeriği Paylaş:

Benzer İçerikler :

Çalışanı Tanımak

Geçenlerde ekibiyle ilişkisini düzenlemek amacıyla bir araya geldiğimiz bir yöneticiyle “çalışan bağlılığının” organizasyona katkısı üzerinde...

Hayatın Tuzakları 2

Birkaç haftadır travmalardan ve ‘Hayatın Tuzaklarından’ söz ediyoruz. Önce kısa olmasına gayret ederek bir özet yapalım: 1. Bir yaşantının ...

Akıldışının Cazibesi - Son Söz

Bildiğiniz gibi, bir süredir, insanın irrasyonel tarafı üzerine konuşuyor; sıklıkla inkar edilen bu yönümüzün, hayatımızdaki yansımalarına değiniyor ve çeşitli ...

Davranışsal Ekonomi Üzerine - V

Son yazımızda davranışsal ekonomi alanındaki araştırmacıların ekonomi dünyasıyla tanıştırdıkları birtakım olgulardan bahsetmiş ve deneysel çalışmalarına...

İlginizi Çekebilir :

Uzak Durulacak Kadınlar ve Erkekler 2

Beş haftadır beraberlikleri ciddi risk taşıyan eşlerin birbirlerine neler ettiklerini anlattım. Bu konuyu artık noktalayalım. “Akıbeti mevt” ...

Sezgiler

İnsanlar 6 saniye içinde hiç tanımadığı birinin öğretme becerisi veya dışadönüklük gibi bir kişilik özelliği hakkında doğru tahminde bulunabiliyor. Son ...

Epigenetik İlkeler: Bir Paradigma Değişimi

İnsanı ve insan yaşamını çalışanların seneler senesi tartıştıkları belli başlı felsefi sorular vardır. Bizler özgür iradesiyle kendi hayatına yön veren...

Kültler ve Tehlikeli Kapalı Gruplar

Önce son iki haftanın özetini yapalım: Eğer kişide bir davranış değişikliği olur ve bu da değerleriyle ve inançlarıyla çelişirse, o kişi rahatsızlık yaşar. ...