Emre Konuk

Dostlara Dair

Dostlar pek çok açıdan yaşamımızın “olmazsa olmaz” birer parçası. Ancak zaman zaman yoğun hayat temposu içinde kendimize odaklanmaktan bizler için ne denli kıymetli olduklarını unutabiliyoruz. Hatırlamak ve farkında olmak adına önümüzdeki birkaç haftayı dostluğa ayırmaya karar verdik.

Hayatlarımızı iyileştirmeyi hedeflediğimizde çoğumuz kendimize odaklanırız. Kendimizi geliştirme olanaklarına yönelir, çözümü kendi kişisel alanımızda ararız. Bir düşünün; ilkokuldan üniversiteye, iş hayatından aile hayatına yaşamınızın hemen her döneminde kendi bilgi ve becerilerinizi geliştirmek, daha başarılı bir “ben” olabilmek üzere uğraşmadınız mı? İyi bir öğrenci, iyi bir çalışan veya iş adamı, iyi bir anne ya da baba, iyi bir evlat, iyi bir arkadaş olabilmek için hep kendiniz üzerinde durmadınız mı?

Kendini geliştirmek kuşkusuz çok önemli. Ancak birçok zaman gözden kaçırdığımız çok mühim bir mesele daha var: İlişkilerimiz. Gerek kendi hayatımızı gerekse bir başkasının hayatını iyileştirmeyi dilediğimizde bireysel gelişimin ancak bir yere kadar fayda sağlayabildiğini aklımızda tutmamız lazım. Mutlu bir hayat; mutlu evlilikler, aileler veya gruplar için bundan daha fazlası gerekiyor. Esas olan, iki kişi arasındaki ilişki. İlişkiyi denklemden çıkardığımız zaman hiçbir şey yerinde kalmaz.

Dostluk ilişkileri, en temel insani ihtiyaçlardan biri. Dış dünya ile etkileşimlerimizde olduğu gibi iç dünyamızda da bu ihtiyacı hissederiz. Gerçek şu ki; insanın ilişkiye ihtiyaç duymaya biyolojik bir yatkınlığı var.

Sağduyu sahibi herkesin öngörebileceği gibi, dostlar, insanın güzel bir gün veya birkaç saat geçirmesi için birebirdir. Çalışmalar, eğer arkadaşlarla bir arada olabilme imkanı sunuyorsa en sıkıcı işin bile tahammül edilebilir bulunduğunu gösteriyor. Hatta çoğu kez bir arkadaşın varlığı en çekilmez anları dahi zevkli kılabiliyor. Birçok farklı ülkede, farklı kültürler kapsamında yapılan yüzlerce çalışma var ve hepsi de gösteriyor ki güçlü sosyal ilişkiler, mutlu olmanın başlıca önkoşulu.

Dostluk ilişkileri sağlımıza da iyi geliyor. Yapılan çalışmalara göre, dostlar stresli zamanlarda tampon vazifesi görüyor. Hayatın zorlukları karşısında destekleyici ve kimi zaman koruyucu rolleri oluyor. Sıkıntılı zamanlarında dostlarından güç alan kişinin stres seviyesi azalıyor, kardiyovasküler işleyişi ve dayanıklılığı ise artıyor.

2001 yılında ABD’nin en prestijli okullarından Duke Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmadan örnek verelim. Bu çalışma ile araştırmacılar, kalp rahatsızlığı bulunan kişileri takip ederek dostluk ilişkilerinin koruyucu etkisini ortaya koydular. Dört kişiden az arkadaşı olan kişilerin belirgin biçimde dezavantajlı oldukları görüldü; daha yalnız olan bu kişilerin dört sene içerisinde kalp rahatsızlığı sebebiyle hayatlarını kaybetme olasılıkları diğerlerine göre iki kat daha fazlaydı. Nedenini anlamak üzere çalışan araştırmacılar; stres, sosyo-ekonomik durum, sigara içiciliği veya hastanın rahatsızlığının seviyesi gibi birtakım çevresel veya psikolojik etmenler üzerinde duruyorlardı. Ancak 430 hastanın verileri kullanılarak yapılan istatistiksel analizler sonucunda bu etmenlerin hiçbirinin ölüm oranını arttırmadığı anlaşıldı. Öte yandan en az dört dosta sahip olan kişilerin belirgin biçimde daha uzun süre yaşadıkları tespit edildi.

Bu çalışmaya göre her birimizin en az dört arkadaşa ihtiyacı var. Ancak bu ne kadar çok arkadaş, o kadar iyi anlamına gelmiyor. Aynı araştırma beş, altı, yedi veya sekiz arkadaşı olan kişilerin birbirleriyle benzer oranda hayatta kalma olasılığına sahip olduklarını gösterdi. Yani, dört arkadaş bir nevi eşik seviyesi ve sağlayabileceği maksimum koruyucu etkiyi sağlıyor. Daha fazla arkadaş, daha fazla koruma anlamına gelmiyor. Başka bir deyişle, esas önemli olan arkadaşlıkların niteliği; niceliği değil. Birkaç tane olsun ama gerçekten dost olsun.

Kaliteli dostluk ilişkileri sağlığımıza iyi geliyor, mutlu bir yaşam sürmemize yardımcı oluyor, ömrümüzü uzatmaya destek oluyor. Bu ilişkilerden yoksun olmak ise kişinin psikolojik ve fizyolojik olarak yıpratıcı bir hayat geçirme ihtimalini olumsuz yönde etkiliyor. Şikago’daki Loyola Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Eugene Kennedy’nin ifade ettiği gibi sağlık ve mutluluk için her zaman ilaç veya tıbbi tedavi gerekmiyor; bazen yalnızca dost sahibi olmak yetiyor. Yazar Tom Rath’in da dediği gibi dostlar “Prozac’tan iyi gelebiliyor”.

Şimdi bir düşünün:

Üzgün olduğunuz zamanlarda sizi toparlayan kim?
Bir şey anlatmak istediğinizde ağzınızdan çıkan her bir kelimeyi en içten şekilde dinleyen kim?
İçinizde tutamadığınız sırlarınızı paylaşmak için en çok güvendiğiniz kim?
Rahatlamak ve iyi vakit geçirmek istediğinizde aklınıza gelen kim?
Daha siz konuşmadan o anda ne söyleyeceğinizi bilen kim?
Hep daha fazlasını başarmanız için size destek veren kim?
Hakkınızı ararken her daim yanınızda olan kim?
Sizi gerçekten yürekten seven kim?

Sizin dostlarınız kimler?

Yazı dizisinin devamını okumak için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.

Dostlara Dair II

Dostlara Dair III

Dostlara Dair IV

Dostlara Dair V

Kaynak: Rath, T.(2006). Vital Friends: The people you can’t afford to live without. NY: Gallup Press.

04.05.2011

İçeriği Paylaş:

Benzer İçerikler :

Mahalle Baskısı

Neredeyse bir yıl olmuştur, hepimizin hocası Prof. Şerif Mardin’in ‘mahalle baskısını’ gündeme getirmesi. Sanki hiç mahalle görmedik ve baskı ...

Örgüt Kültürü, PKK ve Öcalan

1900 yılında Amerika’da ilk 100 içinde yer alan firmadan bugün yalnızca 16’sı hayatta. İlk 500 firmanın da yalnızca 29’u listede. Son 15...

Şiddet ve Boyun Eğme

Genellikle sorulur: Nasıl oluyor da bir Hizbullah üyesi evinin bodrumunda bir insanı işkenceyle öldürüp, parçalara ayırıp gömüyor, sonra da, hiç bir şe...

Çalışanı Tanımak

Geçenlerde ekibiyle ilişkisini düzenlemek amacıyla bir araya geldiğimiz bir yöneticiyle “çalışan bağlılığının” organizasyona katkısı üzerinde...

İlginizi Çekebilir :

Türk'ün Türk'ten Başka Düşmanı Yoktur

Aslında hiç de niyetim yoktu Orhan Pamuk meselesine bulaşmaya. Çarşı zaten yeteri kadar karıştı, “bırak tarihçiler karar versin” dedim kendi ...

İnsanın Doğası 3

Geçtiğimiz iki hafta bir soruya cevap aradık: Tüm kültürlerde ortak, evrensel duygu ve davranış özelliklerinden söz edebilir miyiz? Antropolojiden ve diğer...

Egzersiz ve Depresyon

Geçtiğimiz haftalarda, düzenli olarak yapılan egzersizin beyin fonksiyonları üzerindeki olumlu etkisine değinmiş ve öğrenme kapasitesi ile ilişkisinden ...

Hayatın Tuzakları

Geçtiğimiz haftalarda sizlere özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmaların ya da başka türlü ifade edecek olursak; fiziksel, duygusal ya da cinsel ...