İyimser Çocuklar Yetiştirebilmek 2
Son yazımızda, iyimser ya da kötümser olmamızın iş yaşamında, okulda, yakın ilişkilerde, ruh sağlığında ve genel olarak sağlıkta çok şey fark ettirdiğini söylemiştik. Yaşamın kaçınılmaz terslikleriyle başa çıkmakta zorlanan çocukların ve gençlerin ortak özelliklerinden biri de; yaşadıkları sorunlara paralel olarak karamsar olmalarıydı. Bir de şu soruyu sorduk: İyimserliği öğretebilir miyiz?
Bizi iyimser ya da kötümser yapan şey, başımıza gelen kötü ve iyi olayları açıklama tarzımızla yakından ilgilidir.
İyimserler
1. Kötü olayları açıklarken; bu olayların nedeninin baÅŸkaları olduÄŸunu, geçici olduÄŸunu ve özel bir durum olduÄŸunu düşünürler: “Hoca yanlış taktik verdi, kaybettim”.
2. İyi olayları açıklarken; nedeninin kendileri olduÄŸunu, sürekli olduÄŸunu ve genel olduÄŸunu düşünürler: “Yetenekliyim, kazandım”.
Kötümserler
1. Kötü olayları açıklarken; bu olayların nedeninin kendileri olduÄŸunu, kalıcı olduÄŸunu ve genel bir durumu yansıttığını düşünürler: “Beceriksizin tekiyim”.
2. İyi olayları açıklarken; nedenini baÅŸkalarına veya durumlara baÄŸlar, geçici ve özel bir durum olduÄŸunu düşünürler: “Çok ÅŸanslıydım”.
AraÅŸtırmalara baktığımızda, iyimser ve karamsar düşünme tarzını çocuÄŸun erken dönemlerde özellikle anne-babayı ve iliÅŸkilerini model alarak öğrendiÄŸini görüyoruz. Ayrıca erken dönemde “kendini güvende hissetme, onaylanma, sıcak ve yakın iliÅŸki kurma” gibi bazı temel ihtiyaçların karşılanmamasının da önemli rol oynadığı anlaşılıyor.
Yukarıda söylenenlerden anlıyoruz ki, iyimserlik ve karamsarlık evdeki iliÅŸkilerin bir yan ürünü. Bu alanda her ÅŸeyi söylemek bu köşenin sınırlarını çok zorlasa da, bazı önemli noktaların altı çizilebilir. Bunun için meslektaşım çocuk ve ergen terapisti Olcay Güner’den anne ve babalar için çocuklarına iyimserliÄŸin ve güvenli baÄŸlanmanın tohumlarını atıcı bazı öneriler istedim.
Öneriler
Çocuklar en fazla anne babalarının kendi aralarındaki çatışmalarda kullandıkları yorumlama ve problem çözme biçimlerini kopyalarlar. Ama çatışmadan kaçmak da çözüm değildir. Anlaşmazlık hayatın bir parçasıdır. Önemli olan çocuklara çatışmaların nasıl çözümlendiği konusunda model olmaktır. Çatışmaların ve kavgaların zararlarını azaltmak için şunları yapabilirsiniz:
• ÇocuÄŸun önünde fiziksel ÅŸiddet kullanmayın. Buna bir ÅŸeyler fırlatmak ve kapı çarpmak da dahil.
• UzlaÅŸma ile sonlanmayacağından emin olduÄŸunuz bir tartışmayı çocuÄŸun önünde baÅŸlatmayın
• Åžayet eÅŸinizi çocuÄŸun önünde eleÅŸtirecekseniz tüm kiÅŸiliÄŸi ile ilgili eleÅŸtiriler yapmayın; o anda o duruma özel eleÅŸtiri yapın. Ör: “baban böyle yorgun olunca, biraz sinirli oluyor”.
• Kızgınlığınızı kontrol ederek model olun.
Tüm bunların yanı sıra anne baba olarak bebeklikten itibaren özellikle şunlara dikkat etmelisiniz:
• ÇocuÄŸunuzu çok uzun süre yatakta yalnız başına aÄŸlatmayın. İhtiyaçlarını zamanında karşılamaya çalışın.
• ÇocuÄŸunuza önceden tahmin edilemeyen durumlar yaÅŸatmamaya çalışın. Bu onları çaresiz, sinirli, üzgün ve pasif bir duruma düşürür.
• ÇocuÄŸunuza seçim olanakları tanıyın. ÖrneÄŸin; yemekleri aÄŸzın tıkıştırmayın. Masadaki yiyeceklerden hangisinden baÅŸlamak istediÄŸini sorun. Açık büfede tabağını kendisine hazırlatın. Mümkünse giysi seçimini de kendisi yapsın.
• ÇocuÄŸunuza keÅŸfetmesi, çevreyi araÅŸtırması için fırsatlar tanıyın. Güvenliksiz bir duruma gelmediÄŸi sürece yaptığı keÅŸifleri engellemeyin.
• Ceza vermek durumunda kaldı iseniz, cezanın nedenini anlamasını saÄŸlayın. Nedeni anlamaz ve sadece sizden korktuÄŸu için davranışını düzeltirse, ‘güvensiz’ bir birey olmaya aday olabilir.
• Övgüyü yerinde, zamanında ve yeterli miktarda kullanın. Neden övüldüğünü anlamasını saÄŸlayın.
• Uykuya yatmadan önce ‘yatak sohbetleri’ yapın. O gün başına gelen iyi ve kötü olayları paylaşın. Sıkıntılarından arınarak uykuya dalmasını saÄŸlayın.
• ÇocuÄŸunuzun önünde sergilediÄŸiniz olayları yorumlama tarzınıza dikkat edin. ÇocuÄŸunuzun kötümser yorumlarına tanık olursanız, ona olası diÄŸer iyimser alternatiflerin farkına varması için yardım edin.
Kaynaklar
1. Martin E. Seligman. Learned Optimism: How to Change Your Mind and Your Life, 2006
2. Martin E. P. Seligman. The Optimistic Child: A Proven Program to Safeguard Children Against Depression and Build Lifelong Resilience, 2007
22.06.2008
Benzer İçerikler :
Geçtiğimiz hafta, insanı ve insan yaşamını çalışanların sorguladıkları başlıca felsefi sorulardan birini ele almıştık: Doğa mı (genetik mi) yoksa yetiştirilme ...
Öğretmenler, aileden sonra çocuğu en çok etkileyen kişiler olarak ikinci sıradadırlar. Dünya nüfusunun büyük bir kısmı zorunlu eğitimlerini lise bittikten ...
Bazı düşünürler, sanatçılar ve bilim adamları paradigmalarımızla, haritalarımızla oynar ve ezberi bozarlar. Robert Rosenthal bunlardan biridir. Ön...
Kaldığımız yerden devam edelim. Üç hafta önce bir soru sorduk ve cevap aradık: Tüm kültürlerde ortak, evrensel davranış kalıplarından, değerlerden,...
İlginizi Çekebilir :
Her yıl, psikoloji alanında çok çeşitli bilimsel çalışmalar yapılıyor; bazıları, öngörülerimizi destekliyor, bazıları ise ters düz ediyor. Sürekli, insana dair ...
Bayağı bir haftadır travmalardan ve hayatın tuzaklarından söz ediyoruz. Son yazıda travmalarımızdan, hayatın tuzaklarından ve onların verdiÄŸi acÄ...
Geçen hafta beyin araÅŸtırmacısı Alvero Pascual-Leone’nin Harvard Tıp Merkezinde yaptığı devrim niteliÄŸindeki bir dizi araÅŸtırmasını özetlem...
Geçtiğimiz hafta, iletişim kuramı perspektifinden çift ilişkilerinden bahsetmiş, eşler arasındaki çatışmaların kaynaklarına değinmiş, ve ilişkinin simetrik ...



