Nasıl Dolandırılıyoruz? Uzmanlar Ne Diyor?
Terörist Dolandırmaz Çeker Silahını Haraç Alır
Profesörler, sanatçılar, emekli polisler... Türkiye'de her gün pek çok kişi dolandırılıyor. Psikologlar "Herkes dolandırılabilir" diye uyarıyor. Terör uzmanı Prof. Dr. Nihat Ali Özcan ise "Terörist dolandırıcılıkla uğraşmaz ama terörün yarattığı kaos fırsatçılar için ortam oluşturur." diyor.
Çok eski tarihlerden beri var olan dolandırıcılık, toplumların en büyük problemlerinden. 1960'lı yıllarda Sülün Osman adıyla nam salan Osman Ziya Sülün, Türkiye'nin en tanınmış dolandırıcısıydı. Galata Kulesi'ni, Dolmabahçe Sarayı'nı bile insanlara satmıştı. 90'lı yılların ünlü dolandırıcısı Selçuk Parsadan ise sahte kimliklere bürünerek dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ı, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'i dolandırmıştı. 2000'lerde ise değişen teknolojiyle birlikte telefon ve internet üzerinden yapılan dolandırıcılık yöntemleri öne çıkıyor.
Kendini devamlı yenileyen dolandırıcılar; her gün farklı bir kılıkta ortaya çıkıyor. Bazen "Para puan kazandınız" diyerek insanları kandırıp kontör çalıyor, bazen de "Hesabınızdan otomatik ödeme talimatıyla terör örgütüne yüksek miktarda para aktarılmış. Düzeltebilmemiz için size söylenilen yolu izleyin" şeklinde terör örgütünün adını kullanarak insanların korkularından faydalanıyorlar. Geçtiğimiz hafta "terör örgütü hikayesiyle yaklaşık 4 milyon lirası çarpılan ceza hukukçusu Prof. Dr. Erdener Yurtcan ise tanınan mağdurların sonuncusu. Bu durum Prof. Dr. Erdener Yurtcan'ı halk arasında "Koca profesör dolandırıldıysa, biz ne yapacağız" şeklinde yorumlara yol açsa da psikologlar bunun tam aksini söylüyor: "Eğitimli kişiler de dolandırılabilir. Dolandırıcılar insanların korku duygusunu körükler." Mantıklı düşünme kapasitesi devre dışı DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü Başkanı Psikolog Emre Konuk, eğitimli insanların da dolandırılabileceğini, bu durumun "otoriteye boyun eğme eğilimi" olduğunu ifade ediyor.
"Otoriteye boyun eğme eğilimi" iyi satıcı, karşısındakinin profilini iyi okur, ona göre bir dil oluşturur ve satar. Dolandırıcı da aynı yaklaşımı benimser. Bir eğilimden söz edeceksek bu "dolandırılmaya yatkınlık" olarak değil, "otoriteye boyun eğmek" olarak adlandırılabilir. 1960'lı yıllarda Stanley Milgram'ın yaptığı bir dizi araştırmada, insanların değerlerine aykırı bile olsa otoritenin önerilerine boyun eğme eğiliminde olduğunu ve bunların içinde akademisyenlerden öğrencilere kadar ve değişik sosyoekonomik düzeyde insanların yer aldığını görmüştük.
Ülkemizde yüzyıllara kadar dayanan, Cumhuriyet kurulduğundan beri de devam eden bir "devlete güvenmeme" durumu söz konusu. Dolayısıyla insanlara bir korku yerleşti. Dolandırıcıların "korkuyu" çok iyi kullandıklarını görüyoruz. Paradoks şu ki teröristten korkup devlete-polise sığınmaya yol açıyor yaşadıkları süreç. Bunu da çok ustaca kullanıyorlar. Unutmayalım; polise yansıyanlar dolandırıcıların başarılı olduğu durumlardır. Çok sayıda girişimde başarılı olmadıklarını, başardıklarında da bunların basına yansıdığını söyleyebiliriz.
Milliyet Cumartesi / 25.10.2015
Haberin devamını pdf formatında okumak için tıklayınız.
Benzer İçerikler :
Hepimiz birilerini bir şeyleri yapmaya ikna etmeye çalışıyoruz. İş hayatında ise ikna etmemiz gereken en az bir kişi var, ki o da yöneticimiz. Kimi zaman...
Doğum sonrası dönemde anneleri en çok zorlayan konulardan biri de, bebeklerinin geceleri sık sık uyanmasıdır. Klinik Psikolog Dr. Ayşe Bombacı nın hem annelik...
Çocuk için kariyer planı, ne onu baskılayarak ne de seçimi tamamen onun deneyimsiz isteğine bırakarak yapılabilir. DBE Davranış Bilimleri...
Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş sınavı TEOG’un ilk aşaması 23-24 Kasım tarihlerinde yapılacak. Sınava yaklaşık 1.2 milyon öğrenci girecek. Yani 1.2...
İlginizi Çekebilir :
"En büyük acı dediğimiz zaman hepimiz ölümü düşünürüz. Ama bir yandan da aslında hepimiz ölümü bilerek büyürüz. Din de, sosyal çevre de bizi buna hızla...
Bir dönem internetin insan ilişkilerini bozacağı, yuvaları yıkacağı, bireyleri yalnızlaştıracağı konuşulurdu. Her ne kadar o dönem için tüm bunlar bir kıyamet...
Hepimiz kendi kendimize olmayı seviyoruz. İnternet teknolojilerinin de etkisiyle yalnızlığımızı pekiştiriyoruz. Ama ya duygular... İletişim araçları cenneti...
Doğumdan önce başlayan anne-çocuk ilişkisi yaşamın sonuna kadar devam eden en uzun ömürlü sevgi türünü barındırıyor. Bilim insanları nedenini...









