Duyguları Yönetmek
Fisher ve Ury’nin geliştirdiği ve istenen her durumda ve konumda uygulanmaya izin veren Harvard Uzlaşma Projesi’nin temel yaklaşımını kısaltarak bir özet yapalım:
İnsanlarla Problemleri Birbirine Karıştırmayın. Her uzlaşma girişiminde işin özünü (içeriği) ilişkiden ayırın. Dikkatinizi insanlardan çok amaca-içeriğe yöneltin. Karşı tarafın niyetlerini kendi korkularınızdan üretmeyin.
Kişilikler Üzerinde Değil Çıkarlar Üzerinde Durun. Kişileri ve pozisyonları değil çıkarları uzlaştırın. İnsanlarla İlgili Problemleri Ayrıca Ele Alın. Size yönelik bir saldırıyı probleme yönelikmiş gibi ele alın.
Seçenek Üretin. Tek cevap aramayın. Tercihlerini öğrenin.
Ortak çıkarların altını çizin.
İstediğiniz gibi oynamazlarsa, pozisyonlarına, statülerine, kişiliklerine saldırmayın.
Düşüncelerinizi savunmayın, eleştirmelerini isteyin, tavsiyelerini sorun.
Ölçülerinizin ve tuttuğunuz yolun adil olmasına dikkat edin.
Temel Korkularımız ve İhtiyaçlar
Değişik kültürlere baktığımızda birçok ortak kaygı ve ihtiyacın olduğu görülüyor. Bunların genetik mirasla yakın ilgisinin olduğu varsayılır ve bu nedenle de uyarıldığında hızla sorun haline gelebilir. Temel kaygı ve korkularımızın bir özelliği; temel ihtiyaçların karşılanmadığı durumlarda ortaya çıkmasıdır. Örneğin; güven ihtiyacı karşılanmadığında panik yaşayabiliriz. Duygularımızı yönetmekten söz ettiğimizde, doğal olarak bizi yıpratan ve ilişkileri zedeleyen olumsuz duygulardan söz ediyoruz. Olumlu duyguları, çok ender olarak dizginleme gereksinimi duyarız. Ayrıca, yaşamın akışı içinde olumlu duyguların sayısını ve süresini artırmanın, ilişkileri geliştiren ve güçlendiren bir yanı da vardır.
Özellikle sorun yaşadığımız ve çözmek durumunda olduğumuz ilişkilerde harekete geçen temel kaygılar ve ihtiyaçları özetleyecek olursak durum şu:
Bir gruba ait olma, birliktelik, bağlanmak. Buna bağlı olarak dışlanma korkusu.
Her toplum “bizden olanı” ve “bizden olmayanı” ayırır ve “bizden olan” esastır. Yani sürüler halinde yaşarız ve sürüyü sağlam tutmak için organize oluruz. Sürünün dışına atılma, yani dışlanma en ağır yaşanan travmalardan biridir.
İleriyi tahmin, önünü görmek. Buna bağlı olarak yaşanan bilinmeyenden korku.
Tüm toplumlarda gelecekle ilgili korkular vardır. Biliriz ki gelecek belirsizdir ve potansiyel olarak tehlikelerle doludur. Geleceğin netlik kazanması ve “önümüzü görebilmek” herkesi rahatlatır.
Önemsenme İhtiyacı ve Önemsenmeme Korkusu: Sayılma, anlaşılma, değer verilme, beğenilme. Bunlar karşılanmadığında yaşanan; aşağılanma ve küçük düşme.
Tüm toplumlarda kendi-imajımızla ve prestijimizle ilgili bir sözcük vardır. Prestijimizin ve imajımızın başkalarına bağlı olduğunu düşünürüz ve insanların bizi beğenmeyeceklerinden, daha da kötüsü bize önem vermeyeceklerinden fena halde korkarız.
Yukarıda sıraladığımız temel ihtiyaçlarımız karşılanmadığında ve korkularımızı tetiklediğinde, hepimizin bildiği, hergün yaşadığımız duygular ön plana çıkıyor. Hem çok yıpratıcı oluyor hem de ilişkilere hasar veriyor. Çok sık yaşadıklarımız şöyle:
Kızgınlık, öfke, korku, panik, nefret, kin, kıskançlık, kaygı, sabırsızlık, sinirlilik, suçluluk, üzüntü, ümitsizlik.. Gördüğümüz gibi, tüm olumsuzlukların anası; birkaç tane temel ihtiyacımız ve karşılanmadığında ona bağlı olarak ortaya çıkan duygularımız.
Ne Yapabiliriz?
- Bu duyguları yok saymak ve bastırmak o anı kurtarsa bile uzun vadede bir çözüm olmuyor.
- Bu duyguların yersiz ve geçersiz olduğuna yönelik verdiğimiz mesajlar mutlaka geri teper. Çünkü karşımızdakini “anlamıyor” oluruz.
- Bu duyguları analiz etmeye çalışmak yerine, onları ortaya çıkaran temel kaygılara yönelmek, anlamaya çalışmak ve karşımızdakine bunları anladığımıza, değer verdiğimize ve bunları dikkate alacağımıza dair mesajlar vermek ilişkiyi rahatlatır.
Birkaç Örnek:
- “Kaygılarınızı sanıyorum anladım. Bunları ortadan kaldırmak için neler yapabiliriz, birlikte düşünelim.”
- “Görüşlerinizin tümüne katılmıyorum ama mantığınızı kavradığımı sanıyorum.”
- “Olayları nasıl algıladığını görmeme yardım et."
- “Bu dile getirdiğim önerilerle ilgili olarak kaygılarınızı öğrenmek isterim.”
- “Saçma gibi gelecek ama yine de sormak istiyorum: Bu sorunlar aşıldığında ne gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir?”
- “Önerilerimin rahatsızlık yarattığını görüyorum. Kaygılarınızı paylaşabilir miyiz?"
Kaynaklar
- “Evet” Boyun Eğmeden Anlaşmaya Varmak ,William Ury , Roger Fisher, Bruce Patton İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
- İkna Teknikleri, Roger Fisher, Daniel Shapiro, Sistem Yayıncılık, 2008
- The One Thing You Need to Know ,Marcus Buckingham,Pocket Books, 2006
20.04.2008
Benzer İçerikler :
“Alışkanlık bir halata benzer. Her gün bir lifi örer ve sonunda onu koparamayacak kadar güçlü yaparız.” Herkesin yapmamayı dilediği ancak bir...
Gülsün Onay- https://twitter.com/gulsinonay Yo-Yo Ma –https://twitter.com/yoyo_ma New York Metropolitan...
‘’Beden algısı bozukluğu; kişinin dış görünümündeki önemsiz denebilecek kadar küçük veya hayali kusurlarıyla yoğun zihinsel uğraşı ...
Zekaya olan ilgi, geçtiğimiz yüzyıl boyunca kimi zaman artan kimi zaman azalan bir çizgi izlese de bilim adamlarının yanıt aradıkları sorular aşağı yukarı hep ...
İlginizi Çekebilir :
İnsanın psikososyal bir varlık olması, onu varlığını sürdürmek ve gereksinimlerini karşılamak için toplu halde yaşamaya ve diğer insanlarla iletişim kurmaya ...
Arkadaşlarınız ve diğer sosyal bağlantılarınızın olması hem fiziksel hem ruhsal sağlığınız için faydalıdır. Bu bağlantılar ne kadar sağlıklı ve sağlam temeller ...
“Ayrılıktan hemen sonra insanların “ruh keşfetme” faaliyetleriyle ilgili bir deney yapıyor. Bu süreçte insanların yapmayı sevdiği ama toksik ...
Epey oluyor, büyük bir şirketler grubunda çok başarılı bir geçmişe sahip olan, üst düzey yönetici bir danışanım, güven yitimi, panik atakları ve depresif...








