Emre Konuk

Hepimiz Aynı Kurbanların Kurbanlarıyız

GeçtiÄŸimiz haftalarda hatırlarsanız sizlere, nasıl oluyor da bazılarımızın bizi üzdüğünü, yıprattığını hatta zarar verdiÄŸini bile bile, aynı erkekleri ya da aynı kadınları seçtiÄŸimizi, benzer iliÅŸki aÄŸları içersine girdiÄŸimizi ve bunların ipuçlarını görmekte güçlük çektiÄŸimizi, ya da görsek bile göz ardı ettiÄŸimizi anlatmıştım. Bunu da “davranışları tekrarlamaya zorlanma” veya gâvurcasıyla “repetition compulsion” terimi ile açıklamıştım.

Gerek literatür, gerekse klinik pratiğimiz, bu gibi ilişkiler içine giren kişilerin geçmişte istismar edildiğini gösteriyordu. Yani geçmişte fiziksel, ruhsal ya da cinsel olarak istismar edilen kişilerin büyük bir çoğunluğu ya kurban rolüne bürünüp zarar verici ilişkileri sürdürüyordu ya da saldırganla özdeşleşip zarar veren taraf, ya da cellâdımız oluyordu.

Bir kitapta okumuÅŸtum; yazar çocukluÄŸunda ÅŸiddete maruz kalan kiÅŸilerin yetiÅŸkinlikte eÅŸlerine, çocuklarına veya diÄŸerlerine ÅŸiddet uyguladığını ve rasyonelini anlatırken şöyle diyordu; “hepimiz aynı kurbanların kurbanlarıyız”. Yani çocukken annenizden dayak yediniz ve yetiÅŸkin yaÅŸamda çocuÄŸunuzu dövüyorsunuz gibi. Şüphesiz yazarın bu söylediÄŸi, günlük hayatta karşılığı olan bir ÅŸey; yetiÅŸkin olarak istismar edenlere ya da sürekli benzer ÅŸekilde istismar edilenlere baktığımızda, geçmiÅŸ yaÅŸamlarında bir ”istismar”ın olması çok olası. BaÅŸka türlü diyecek olursak; geçmiÅŸte yaÅŸanan travmatik bir olay, bugünümüzü ve geleceÄŸimizi ciddi biçimde etkileyebiliyor.

Önümüzdeki bir-iki hafta boyunca size klinik olarak “travma” diye adlandırdığımız süreci, etkisini ve zihinsel olarak nasıl bir iÅŸleyiÅŸin olduÄŸunu anlatacağım. Ama öncelikle yazarın kısmen doÄŸru bulduÄŸum “hepimiz aynı kurbanların kurbanlarıyız” sözünü karşı açıdan, yani bir antitez öne sürerek deÄŸerlendirmek isterim. Yukarıda da söylediÄŸim gibi evet, geçmiÅŸte istismar edilen bazı kiÅŸilerin ileride de kurban edici roller ya da saldırganla özdeÅŸleÅŸerek istismar yaÅŸantılarını sürekli kıldıkları doÄŸru ama ya diÄŸerleri?

ÇocukluÄŸunda annesi tarafından fiziksel ve duygusal istismara maruz kalmış, babası tarafında ihmal edilmiÅŸ bir danışanım var. Bu yaÅŸantıları dolayısıyla büyük ızdırap çekiyor, hatırladıkça gözyaÅŸlarına boÄŸuluyor, bir türlü bu yaÅŸadıklarını hazmedemiyor ve etkisinden kurtulamıyor. Evli iki çocuk annesi, üniversite mezunu, meslek sahibi, orta yaÅŸlarında bir bayan. Yıllar öncesi yaÅŸadığı bu olayları anlatmak bile ona çok güç geliyor. Tüm bunları hala bu kadar canlı yaÅŸarken aile iliÅŸkilerine, özellikle de çocuklarıyla iliÅŸkilerine baktığımızda, yukarda bahsettiÄŸim tekrarın olmadığını görüyoruz. EÅŸiyle,  Ã¶zellikle de çocuklarıyla gayet iyi iliÅŸkileri var. Çocuklarına bırakın ÅŸiddet uygulamayı, pek çok anne ile karşılaÅŸtırıldığında çok daha özenli davranıyor. Bazılarınızın “eh Emre Bey bu da diÄŸer uçta bir davranış, çocukken kendisi dayak yediÄŸi için kendi çocuklarının üstüne titriyor” dediÄŸinizi duyar gibiyim. Evet  Ã§ocukken kendisi ÅŸiddet gördüğü için kendi çocuklarına karşı oldukça hassas ama diÄŸer uçta deÄŸil. Çocuklarıyla sınırlarını ve mesafesini her zaman koruyor, yeri geldiÄŸinde “hayır” diyor ama bunu sözel iletiÅŸim kurarak yapıyor.

Fiziksel şiddet, sözel olarak ifade edilemeyen, ya da kontrol edilemeyen öfkenin, uygun olmayan bir şekilde dışavurumudur.

Danışanımız henüz yaşamının başlarında, öfke ve benzeri olumsuz duyguların ifadesini bu şekilde deneyimlemiş olmasına rağmen, yetişkin yaşamında kendi ilişkilerinde bu döngüyü kırabiliyor. Yani danışanım uygun olmayan bir şekilde, ifade edilmiş öfke veya benzeri olumsuz duygularını, zamanla sözel olarak uygun bir şekilde ifade etmeyi öğreniyor ve bunu öğrenme yaşam deneyimleriyle pekiştiriliyor.

Peki nasıl oluyor da çocukluÄŸunda istismar edilmiÅŸ bazı kiÅŸiler, yetiÅŸkin yaÅŸamlarında sürekli istismarın etrafında bir yaÅŸam sürdürürken, bazı kiÅŸiler tam tersi etkin iliÅŸkiler kurabiliyorlar? Bunun cevabını mesleÄŸimizde bir klasik haline gelmiÅŸ bir cümle ile ifade edeyim “Her insan parmak izi kadar birbirinden farklıdır”. Yani bireysel farklılıklar. Bu bireysel farklılıkların içine sosyal çevremizden tutun da, yaÅŸam koÅŸullarımız, aldığımız eÄŸitim, ikili iliÅŸkilerimiz, mizacımız, kiÅŸilik özelliklerimiz ve zihinsel kapasitemize kadar bizi biz yapan pek çok kiÅŸisel özellik ve deneyim giriyor. Travma ve travmayla baÅŸ etme söz konusu olduÄŸunda bu bireysel farklılıkların etkisini sıkça görüyoruz. Ancak buna geçmeden önce travmanın ne olduÄŸuna, nasıl bir süreç olduÄŸuna bakmamız gerekiyor, ama haftaya…

Kaynaklar

Yazıların sonunda, değindiğimiz konuları en iyi biçimde özetleyen kaynakları her zaman olduğu gibi vereceğim.

Üzerinde durduÄŸumuz temaların belirlenmesi, kaynakların taranması ve bazı ayrıntıların iÅŸlenmesiyle ilgili olarak meslektaşım Psikolog Hejan Epözdemir’e teÅŸekkür ederim.

14.16.2009

 

Benzer İçerikler :

İki Dillilik/Çok Dillilik Ve Beyin Gelişimi

Birden fazla dil bilmenin iletişim bakımından avantajları şüphesiz. Akademik ve mesleki alanlarda kişiye sağladığı faydalar da ortada. Peki ya beyin gelişimi ...

Dil ve Kognisyon - II

Geçtiğimiz hafta, özellikle kognitif psikoloji ve nöropsikoloji gibi alanlarda yapılan birçok bilimsel çalışmanın, dil ve düşüncenin evrenselliğine dair...

Ergenin Aklı 1

Ergenlik dönemi, çocuklar ve aileleri için genellikle biraz sıkıntılı bir dönemdir. Çocuk, ergenlik dönemine girmesiyle birlikte, kendi isteklerine göre ...

Yetkinlikler Meselesi 5

Geçen hafta, “Yetkinlikler Meselesi” ile ilgili olarak yanlış anlaşılan bir kaç noktayı netliÄŸe kavuÅŸturmaya çalışmıştık. Parantezi kapayÄ...

İlginizi Çekebilir :

Beyin Yıkama

Daha önceki yazılarımızda Kahneman ve öğrencilerinin karar alma ve bununla bağlantılı olarak, karar almayı etkileyen ikna yöntemlerinden söz etmiştik. İyi bir...

İletişim Kuramı Perspektifinden Psikanaliz

Bir süredir iletişim kuramı çerçevesinde çeşitli konuları ele alıyoruz. Bugün yine iletişim kuramı perspektifinden bir başka merak uyandıran konuya, ...

Örgütlü Şiddet ve Zorbalık

Bir yazımda “ÅŸiddet ve boyun eÄŸme” iliÅŸkisi üzerinde durmuÅŸ ve ÅŸu soruları sormuÅŸtum: Nasıl oluyor da bir Hizbullah üyesi evinin bodrumunda bir ...

Marka EvliliÄŸi 3

Önce geçen iki haftanın kısa bir özetini yapalım. Markanın bilinirliği onun iyi bir marka olduğunu garanti etmez. Çünkü hedef, markanın bilinir olması...