Köln Katedrali, Bach ve Zurna
Kargalar henüz kahvaltılarını yapmadan toplantıya başlıyoruz. Bu gavur tayfası erken yatıyor, erken kalkıyor. Köln Katedrali’nin hemen dibinde bir otelde, yedi Avrupa ülkesinden akademisyenler ve klinisyenlerin katılımıyla, ruh sağlığı açısından önemli bir soruna çare olacağını düşündüğümüz bir terapi yaklaşımının gerçekten işe yarayıp yaramayacağını kapsamlı bir araştırmayla görmek istiyoruz.
Sorunu bir özetliyeyim: Depresyon terapiye başvurular içinde ön sıralarda yer alıyor. Bu nedenle toplumsal maliyeti çok yüksek. İlaç ve terapi bir kısım danışanda kalıcı olarak iyi geliyor ve tekrarlamıyor. Ama önemli bir kısmında ya bir işe yaramıyor ya da yarasa bile bir zaman sonra yine ortaya çıkıyor. Özellikle depresyonun tekrar ettiği kişilerin geçmişinde olumsuz yaşam olaylarının, başka türlü söyleyecek olursak; travmaların diğerlerine göre daha yoğun ve sık yaşandığını gözlemliyoruz. Depresyonda uygulanan terapilerde ise travmaya neredeyse hiç odaklanılmadığını görüyoruz. Neticede yedi ülkeden yedi merkez toplanıp travmaya odaklanan bir yaklaşımın geçerliliğini bilimsel bir araştırmayla kanıtlamak istiyoruz.
Alt yapısını 7-8 ayda oluşturduğumuz tasarımı farklı görüşleri uzlaştırarak gece 10.30’da noktalıyoruz. Herkes keyifli. Çıkıp yemeğimizi yiyoruz. Sonra da herkes oteline çekiliyor. Dönerken ünlü katedralin yanından bir yerden piyano sesi duyuyorum. Sese yöneliyorum. Adam katedralin önüne tekerlekli bir platformun üstüne yerleştirdiği piyanoyu çekmiş çalıyor. Bir de kutu var. Gelen geçen para atıyor. Her yer kapalı. Neredeyse piyanodan başka bir ses yok. Yakındaki kafede insanlar oturmuşlar müziği dinliyor. Belli ki adamın ve de Bach’ın gedikli müşterileri.
Ben de oturuyorum. Bir kadeh şarabımı alıyorum. Sonra dalıyorum. Katedral’in yapımına 13. yüzyılda başlanmış, 19.yüzyılda son şeklini almış. Mimarisinde, estetiğinde ne bir fazla var, ne bir eksik. Altıyüz yıl hep birileri kafayı takmış. Bütünü bozmamışlar. Gönüllü emek vermişler. Bütün bunlar “karanlık çağ” diye bildiğimiz Ortaçağ döneminde olmuş. Engizisyona katılan da cennette arazi satan da, bu katedrali planlayan, ortaya çıkaranlar da papazlar. Ortalık ne kadar karanlık da olsa birileri durmadan iyiyi ve güzeli arıyor. Ortaçağda veba Avrupa’nın doğusundan giriyor, öbür tarafından çıkıyor. 30 milyon insan ölüyor. O sıralar Avrupa’nın nüfusu ne kadar ki? Pasteur’ler gece gündüz, kar kış demeden bodrum katında oturup verem aşısını buluyor. Tabii veremin aşısı olabiliyorsa başka her melanetin aşısı olabilir diyor birileri.
Amca bu arada piyanosunda uçuyor. Bir ara Paganini’nin zor diye bilinen bir parçasını çalarken şimdi Vivaldi’yi caz formatında çalıyor. Gelen geçen bazen durup dinliyor, bazen hiç durmadan geçiyor ama birçoğu mutlaka şapkaya parayı atıyor. Belli ki o müziğin, piyanonun ve amcanın hep orada olmasını istiyor. Bugünkü toplantıya gidiyorum. Aynı ruh. Birileri iyiyi ve güzeli ya yaratıyor ya da yaşatıyor ve birileri de yıkmaya çalışıyor. Ve bu hep böyle oluyor.
Tam bu sırada bambaşka bir müzik devreye giriyor. Biraz ötede üç genç zurna ve akordeon ve dümbelek eşliğinde uzun havaya başlıyor. Ben iyi niyetle Bach’ı ve katedrali ve uzun havayı ve zurnayı bir araya getirmeye çalışıyorum. Aslında olmayacak şey değil ama niyet her şeyi kirletiyor. Kafedekiler seslerini çıkarmıyor. Malum etnik ayırımcılık yapmamaları gerekiyor. Amca piyanoyu kesiyor. Bakıyorum bu meseleye benim el atmam gerekiyor. Gençlerle kısa bir süre konuşuyoruz. Neyse beklemediğim bir esneklik gösteriyorlar. “Tamam amca” diyorlar. “Dede” filan da diyebilirlerdi. Toplanıp gidiyorlar. Kafenin önünden geçerken kısa bir zurna patlatıyor reisleri. Kafedekiler yürekten alkışlıyor. Piyanocu işinin başına dönüyor. “Enseyi karartma” diyorum, “bak Ying ve Yang her zamanki normal dansını icra ediyor”.
11.11.2010
Benzer İçerikler :
Son zamanlarda bu kelimeyi fazlaca duyar olduk. Zaman zaman okurlarım da yaşadıklarını anlatırlar, yardım isterler. Gittikçe artan bir oranda danışan olarak da ...
Daha önce en çok satan ilişki manuellerine kadın ve erkeklerle ilgili tutumların yansımalarından bahsetmiştik. John Gray örneğinden yola çıkarak, ...
Nedeni Yanlış Anlamak II Geçen hafta sizlere, insanların nedensel çıkarımlarda bulunurken yaptıkları bazı hatalardan bahsetmiştim. Bu hafta, bu mantık ...
İnsan denen yaratık çelişkiyi sevmiyor. Beyin, duygularla düşünceler arasında, düşüncelerle davranışlar arasında bir çelişki olmamasına gayret ediyor....
İlginizi Çekebilir :
Efendim malumunuz geçen hafta 14 Şubat Sevgililer Günü idi. Her yıl olduğu gibi çiçekler, böcekler, tek taş yüzükler alındı, rezervasyonlar yapıldı. Etra...
Çocuklar bugün Facebook, myspace gibi alanlarda yüzlerce arkadaş edinebiliyor olsalar da, araştırmalar bu arkadaşlıkların gerçek dost sayısını belirlemediğini ...
Bilgi çağı diye anılan 21.inci yüzyılda, bilgi edinmek kadar, yanlış bilgi edinmek de mümkün. Psikoloji, günlük hayatımızda var olan bir sürü konu ile ...
Ne çok işitmişizdir: "İnsan akıllı hayvandır". Ama değildir. Yani aklımızı düşündüğümüzden çok daha az kullanırız. Örneğin; matematik problem...

