Emre Konuk

Stres

Tahminlerimize göre, baÅŸlık “stres” olunca, ilk akla gelen, stresin fiziksel saÄŸlığa iliÅŸkin olumsuz etkileri. Ancak bugün, çok önemli olsa da, sıkça üzerine konuÅŸulan bu iliÅŸkiden bahsetmeyeceÄŸiz. Onun yerine, çoÄŸumuzun daha az bilgisi olan bir konuyu ele alacak; yakın dönemde gerçekleÅŸtirilen bilimsel araÅŸtırmalardan yararlanarak stresin biliÅŸsel becerilerimizi nasıl etkilediÄŸinden söz edeceÄŸiz.

Stres yaratan bir unsur/durum ile karşılaşıldığında, beyindeki “alarm sistemleri” devreye girer ve bazı hormonların salgılanmasını tetikler. Bu hormonlar, diÄŸer pek çok deÄŸiÅŸimin yanı sıra, kan basıncının yükselmesine, kalp atımının hızlanmasına, nefes ihtiyacının artmasına sebep olur. Etkiler, fizyolojik semptomlar ile sınırlı deÄŸildir; biliÅŸsel ve davranışsal boyutlarda da belirgin semptomlar gözlemlenir. ÖrneÄŸin, öğrenme ve hatırlama becerilerimiz, yaÅŸanan stresten anlamlı biçimde etkilenir. Günlerce hazırlanıp da bildiklerinizi unuttuÄŸunuz sınavları veya üzerine uzun uzadıya düşündüğünüz parlak fikirlerin aklınıza bir türlü gelmediÄŸi iÅŸ görüşmelerini anımsayın. BirçoÄŸumuzun başına gelmiÅŸtir; sınavdan veya toplantıdan yalnızca birkaç saat sonra, hatırlanamayan bilgiler zihne akın eder. Bunun olası bir açıklaması; yaÅŸanan stresin, baÅŸka bir deyiÅŸle, kaygının, hafızayı zayıflatması.

Ancak konu stres olunca, açıklamalar bu denli basit değil, çünkü stresin hafıza üzerindeki etkileri oldukça çeşitli. Stres, zihinsel işlevlerimizi her zaman olumsuz yönde etkilemiyor. Yapılan çalışmalar, duyumsanan psikolojik baskının, hatırlama becerilerini, kimi durumlarda zayıflattığını, kimi durumlarda ise güçlendirdiğini gösteriyor. Bunun yanı sıra, stresten etkilenen bilişsel materyalin niteliği de denklemi değiştiriyor.

Peki; stres, hatırlama becerilerimizi ne zaman zayıflatıyor, ne zaman geliÅŸtiriyor? AraÅŸtırmalar, stresin etkisinin, stres unsurunun deneyimlendiÄŸi zamanlama ve süreye baÄŸlı olduÄŸuna iÅŸaret ediyor. 2006 yılında Amsterdam Üniversitesi’nden Marian Joels ve meslektaÅŸlarının yaptığı bir çalışma, stresin, yalnızca, hatırlanması istenen olay ile aynı anda veya hemen sonrasında deneyimlenmesi ve söz konusu olay ile aynı biyolojik sistemleri aktive etmesi durumunda hafızayı pekiÅŸtirdiÄŸini ortaya koyuyor.

Stres, hatırlanması istenen olaydan önce veya dikkate değer bir süre sonra deneyimlendiğinde, yani adrenalin ve kortizol gibi stres hormonları, olay ile eşzamanlı olarak salgılanmadığında, ve farklı nöron (sinir hücresi) bağlantıları aktive edildiğinde ise, hafızayı zayıflatıcı etkisi olduğunu gösteriyor. Araştırmacıların da dikkat çektikleri çok önemli bir koşul, stresin kısa süreli olarak deneyimlenmesi. Tekrarlayıcı veya kronik biçimde stres unsuruna maruz kalındığında herhangi bir fayda görülmüyor; aksine, zarar görülüyor.

Joels ve meslektaşları, stresin hafıza üzerindeki zıt etkilerini açıklayan bir mekanizma önerdiler. Buna göre, bedenin stres ile karşılaşıldığında verdiği reaksiyon iki aşamalı oluyor. Önce stres, dikkati arttıran ve beyin hücreleri arasındaki bağlantıları pekiştiren nöronların ve nöronlar arası iletişimi gerçekleştiren kimyasalların (nörotransmitterler) salgılanmasını sağlıyor. Ancak daha sonra, yaklaşık bir saat içerisinde, kortizol hormonu başka bir süreci başlatıyor ve dikkati desteklemek yerine, anıları sağlamlaştırmak üzere çalışıyor. Böylelikle, stres yaratan deneyim ile ilişkisi olmayan yeni bilgilerin edinilmesi engelleniyor. Başka bir deyişle, nörobiyolojik süreçler sebebiyle, stres, başlangıçta algı ve öğrenmeyi kolaylaştırıyor; daha sonra ise zorlaştırıyor.

Daha önce de deÄŸindiÄŸimiz üzere, stres, zamanlama ve süreye baÄŸlı olduÄŸu gibi, biliÅŸsel materyalin niteliÄŸine göre de farklı etkilere sebep oluyor. Hafızada, her deneyim rastgele ve tekdüze biçimde depolanmıyor. AraÅŸtırmacılar Mathias Schmidt ve Lars Schwabe’nin açıklamasından yararlanarak açıklarsak, hafızamız, deneyimlediÄŸimiz ve öğrendiÄŸimiz her ÅŸeyi içine attığımız büyük bir çekmece gibi deÄŸil; daha ziyade, her biri farklı nitelikte bilgiyi barındıran pek çok çekmecesi olan dev bir dolaba benziyor. Beyinde depolanan bu bilgilerin bir kısmı; örneÄŸin, hayat deneyimleri ile iliÅŸkili olan epizodik hafıza, strese karşı aşırı derecede duyarlı. 2005 yılında Düsseldorf Üniversitesi’nden Sabrina Kuhlman ve meslektaÅŸlarının yürüttüğü bir araÅŸtırmada, duygusal veya nötr nitelikli biliÅŸsel materyallerin hatırlanmasının, stresten nasıl etkilendiÄŸi araÅŸtırıldı. Deney gereÄŸi, öncelikle tüm katılımcılara çeÅŸitli kelimelerin yazdığı bir liste verildi ve pozitif, negatif veya nötr içerikli bu kelimeleri ezberlemeleri istendi. Ertesi gün, bir grup katılımcıya, bir dizi stres deneyimini içeren (nesnel anlamda zarar vermeyen) bir sosyal stres testi uygulandı ve kısa bir süre sonra her iki gruptan, önceki gün ezberledikleri kelimeleri hatırlamaları istendi. Deney içerikli strese maruz bırakılan ve bırakılmayan iki grup karşılaÅŸtırıldığında, stresin, nötr nitelikli kelimelerin hatırlanmasını etkilemezken, duygusal nitelikli kelimelerin hatırlanmasını anlamlı biçimde etkilediÄŸi görüldü. İlk gruptakiler, ikinci gruptakilere kıyasla daha az sayıda duygusal nitelikli kelime hatırlayabildiler. Bu çalışmanın da gösterdiÄŸi üzere, duygu yüklü bilgi ve deneyimler, stres hormonlarının hafıza üzerindeki etkilerine karşı oldukça duyarlı. Bunun bir sebebi, stres hormonlarının, duyguların iÅŸlenmesinde önemli rolü olan beyin yapısı amigdalayı harekete geçiriyor olması olabilir.

Üç cümleyle özetleyelim:

Azı karar, çoğu zarar; süre mühim.
Zamanlama her ÅŸey.
Duygular işi karıştırıyor.

Kaynak

Schmidt, M. V.,&Schwabe, L. (2011, Eylül/Ekim). Splinteredbystress. ScientificAmericanMind, 22(4), 22-29.

18.01.2012

Benzer İçerikler :

Çocuğunuzun Güçlü Yanları - 3

Bu yazı dizisinde, içsel bir motivasyonla, en doğal biçimiyle yaptığımız aktivitelerden, girdiğimiz ilişki biçimlerinden, öğrenme tarzlarından söz ettik. İçsel ...

Epigenetik İlkeler - II

Geçtiğimiz hafta, insanı ve insan yaşamını çalışanların sorguladıkları başlıca felsefi sorulardan birini ele almıştık: Doğa mı (genetik mi) yoksa yetiştirilme ...

Büyü nasıl bozuldu?

Filistin’deki terapistlerin eÄŸitimi ve süpervizyonu için son zamanlarda birkaç defa Filistin’e gittim. EÄŸitimler ve süpervizyon deÄŸiÅŸik...

Hayatın Tuzakları 4

Bayağı bir haftadır travmalardan ve hayatın tuzaklarından söz ediyoruz. Son yazıda travmalarımızdan, hayatın tuzaklarından ve onların verdiÄŸi acÄ...

İlginizi Çekebilir :

İstanbul Nereye?

Geçen hafta yanına yaklaşılmaması, daha doğrusu uzak durulması gereken kadın ve erkeklerden söz etmiştik. Aslında daha önce yayınlanmış bir yazıydı. Ama ...

Sarkozy Bir Ümit Olabilir mi?

İki haftadır kafayı Fransa’ya taktık. Bu hafta son. Ama önce bir özet: Fransızın “dışarıyla/yabancıyla” iliÅŸkisi söz konusu olduÄŸunda üç...

Zihni Rahatlatabilmek: Festinger'in Deneyleri

Yıl 1950. Yer Amerika BirleÅŸik Devletleri… Minneapolis’te Lake City kasabasında yaÅŸayan ve sıradan bir ev kadını olan Marion Keech, adının Sananda ...

Egzersiz ve Depresyon - II

Geçen yazımızda, egzersiz ve depresyon ilişkisini ele almış; depresyona, depresyondaki kişinin beyninde gerçekleşen değişikliklere ve ilaç ile egzersizin ...