Beyin Nasıl Yıkanır
Beyin yıkama, bir başka deyişle diğerlerinin beynini bir anlamda kontrol altına alma, uzun zaman anlaşılamamış bir fenomen aslında. Ancak, bugün, bilimsel gelişmeler aracılığıyla bu konuda daha fazla bilgi sahibi olmak mümkün. Özellikle, bireysel ve grup davranışı konusunda anlayışımızı geliştiren sosyal psikolojinin ve insan beyninin gizemine ışık tutan sinirbilimin, duygusal ve bilişsel psikolojinin buna katkısı var.
Özgür irade yok değişim var
Sosyal etkileşimlerimizin çoğu iki olguya dayanıyor; özgür irademiz ve sağlamlık inancımız. Beyin yıkamada, kişinin özgür iradesi ortadan kaldırılırken kişinin hala özgür hareket ettiğini düşünmesi sağlanıyor. Sağlamlık inancımız, yani kişiliğimizin, değerlerimizin değişmeyeceğine dair güçlü düşüncemiz ise, beyin yıkayan kişi tarafından değiştiriliyor. Yani, en tanıdık olduğumuz ve en zor değişeceğini sandığımız düşünce ve tutumlarımızın bile kolayca değiştirilebileceği varsayımı ile hareket ediliyor.
Ya davranışını değiştir, ya inancını
Buradaki bir diğer önemli nokta da, bilişsel uyumsuzluk ilkesi. Bu ilkeye göre, bir davranışımızla bir inancımız arasındaki uyumsuzluğa tahammül edemiyoruz ve bunu gidermek için ya inancımızı ya da davranışımızı değiştirmek zorunda kalıyoruz. Bu ilkeye dayanarak, beyni yıkanan kişiye sadece sözel komutlar verilmiyor, onlardan bazı davranışlarda bulunmaları da isteniyor. Bu durumda, kendini bir anda vatan aleyhine yazılar yazarken bulan bir kimse, bu davranışını değiştiremediğinden tek çare olarak inancını değiştiriyor.
Belirsizlik ve korku
Aynı süreci duygusal açıdan ele aldığımızda da, durumun şizofreni hastalarının yaşadığı komut veren halüsinasyonlardan farklı olmadığını görüyoruz. Bir beyin yıkama sürecinde mağdur:
1. Kontrolü kaybettiğine dair korku ve endişe yaşıyor
2. Başka birisi/birileri tarafından kullanılıp hükmedildiklerini hissediyorlar
3. Benlik duygularını kaybettiklerini hissediyorlar
Tüm bu hisleri yaşadıkları bir ortamda çok daha kolay etki altında kalabiliyorlar.
Sık tekrarla sinir ağlarını güçlendirmek
Tüm bunları bir kenara bırakarak, olaya nörolojik açıdan bakacak olursak, inançlarımız aslında bir grup sinir hücresinin oluşturduğu ağdan ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Çoğumuzun bildiği gibi, beyin sinir hücrelerinden oluşuyor ve bu hücreler birbirlerine sinyal göndermek için özelleşmişler. Bir hücrenin aktive olması, bir diğerini aktive etmesi ve onun da bir diğerini harekete geçirmesi üzerine bir sinir ağı ateşlenmiş oluyor. Bu sinir ağı, her zaman bu şekilde aktif olarak kalmıyor; bir ömrü var, bir süre sonra sönüyor. Fakat önemli olan şu ki, aradan belli bir zaman geçmeden bu hücreler yeniden uyarılırsa, aynı sinir ağı harekete geçirilmiş oluyor. Yani kısa süre önce uyarılmış olan hücre yeniden uyarılmaya daha müsait. Bu nedenle kısa aralıklarla bir şeyin tekrar edilmesi, aynı hücreler topluluğunun uyarımını, yani öğrenmemizi sağlıyor. Beyin yıkama da benzer şekilde, birey ardı ardına sık ve yoğun sinyallere maruz bırakılıyor ve böylelikle nöronlar arasındaki bağlantılar giderek güçleniyor.
Haftaya konunun medya/alışveriş merkezleri ve tüketici davranışları ile ilişkisinden söz edeceğiz.
28.07.2010
Benzer İçerikler :
Paranın geçici de olsa insanları mutlu ettiğini biliyoruz. Ama geçici. Acaba mutluluğun para getirdiğini söylemek mümkün müdür? Eğer bu olabiliyorsa, o zaman ...
Bu köşeyi sıklıkla takip eden okurlarımız bilirler, bilinmeyenlere ve yanlış bilinenlere değinmeyi kendimize vazife edinmişizdir. Geçen haftalarda popüler ...
Bu yazı dizisinde, içsel bir motivasyonla, en doğal biçimiyle yaptığımız aktivitelerden, girdiğimiz ilişki biçimlerinden, öğrenme tarzlarından söz ettik. İçsel ...
Gallup araştırmalarını özetlemeyi sürdürüyoruz. En iyi yöneticiler birçok şeyi diğerlerinden farklı yapıyor. Şimdilik başarılı yöneticilerin üstlendikleri ...
İlginizi Çekebilir :
Dünyada 7 bin küsur yaşayan dil olduğu söyleniyor. Bu diller, bildiğiniz gibi,fonetik, morfolojik, semantik, etimolojik ve çeşitli bakımlardan birbirinden çok ...
Geçtiğimiz haftalarda sizlere özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmaların ya da başka türlü ifade edecek olursak; fiziksel, duygusal ya da cinsel ...
Geçen hafta, Yetkinlik Modelinin ortaya çıkışından bu yana neredeyse 40 yıl geçmesine karşın, geçen zamana ve literatüre baktığımızda amacına ulaşamadığını...
Efendim malumunuz geçen hafta 14 Şubat Sevgililer Günü idi. Her yıl olduğu gibi çiçekler, böcekler, tek taş yüzükler alındı, rezervasyonlar yapıldı. Etra...


