Kurumsal Gelişim Merkezi

İleri İletişim Becerileri

İleri İletişim Becerileri

İletişim için en az iki birim, transfer edilebilecek duygu, düşünce veya bilgi ve bir iletişim kanalı gereklidir. İki birim olunduğunda ise iletişim kurmamak olanaksızdır. Aradaki mesajı taşıyacak kanal her zaman sözel kanal olmaz, hiç konuşmadan da iletişim kurulur. Sözel olmayan iletişim diğerinden etki ve geçerlilik bakımından daha üstündür, denilebilir.

İletişim ilet’mek köküyle bize birimler arası/kişilerarası mesaj kanalındaki eylemi hatırlatır. “iş” eki ile iletişim için iki kişinin gerekliliği, “m” iyelik eki gibi düşünüldüğünde ise iletişimdeki “ben”im rolümün öneminin vurgulandığını varsayabiliriz. Bu metafordan hareketle iyi iletişebilmek için iletişim sürecinin karşılıklılığı, mesajın açıklığı ve iletişimde kişisel becerimiz gerekmektedir.

İletişim becerileri dendiğinde zihin okumak, sadece kendini duymak, dikkatsizlik gibi temel iletişim hatalarından kaçınmak önce akla gelmelidir. İnsanlar eğer isterlerse iletişim becerilerini geliştirebilirler. Süreçteki yanlışları fark ederek, kendimizi tanıyarak, karşıdakini doğru okumaya çalışarak bunu başarabiliriz.

Sözel iletişimde dinleme ve ifade etme ödevlerimizi gerçekleştirirken bazı hassas noktalara dikkat etmemiz gerekir. Örneğin bir kendini ifade biçimi olarak “ben dili” kullandığımızda, suçlama tonuyla ifade ettiğimizde kesinlikle karşılaşacağımız karşımızdakinin direnci  ile karşılaşma olasılığımız ortadan kalkacaktır. Bu iletişimi kolaylaştırır, yanlış anlamayı önler ve ilişkiyi zedelemez.

İletişimi salt dil ile yapmadığımızda işin nörolojik ve psikolojik boyutu daha çok belirir. Beden dili gerçektir, yalan söyleyemez bu durumda dil ile söylediğimiz ne olursa olsun beden ile her zaman daha çok şey söyleyeceğizdir. Bir arkadaşınıza yeni ilişkinizde ne kadar mutlu olduğunuzu anlatırken mutsuz ifadeler veya düşük bir ses tonu ya da zaman zaman derin iş çekişleriniz varsa arkadaşınızın kafası karışacaktır, ama sözle dinlemeye daha çok alışkın olduğumuzdan ne olduğunu anlaması kolay olmayabilir. Bu durumda “dil susar ama beden susmaz” diyebiliriz.

İdeal iletişimde görevlerimiz öncelikle kendi payımıza düşen kısımda net ve kolay anlaşılabilir olmaktır. Süreçte neler olduğunu fark etmek, sözle ve beden dili ile ilişkiyi karşılıklı olarak nasıl tanımladığımıza dikkat etmek ve karşımızdakinin hem dili ile hem bedeni ile söylediklerini duymak için istekli olmak önemlidir.

Diğerinin varlığında, iletişim kurmamak mümkün değildir. Ancak davranış ve sözlerin doğru deşifre edilmesi için dikkate ve ilgiye ihtiyaç vardır, bu beceri geliştirilebilir.

Benzer İçerikler :

Monoton Çalışanlar 3 Kat Stres Altında

Türkiye'de 15-55 yaş arasındaki nüfusta ene yaygın hastalıklardan içinde depresyonun ilk beşte yer aldığını söyleyen DBE Davranış Bilimleri ...

İş Yerinde Adalet

Adaletsizlik Duygusu Adalet kavramı günlük lisanda, herkesin ve her şeyin yerli yerinde, olması gereken yerde olması;  herkesin hak ettiğini alması ...

İş Dünyasında Aşil Sendromu (Gizli Başarısızlık Korkusu)

“İş dünyasında çalışanlardan, yaratıcılığı, bilgi birikimini ve yeteneklerini kullanarak gereğinde bir şekilde görevlerini yerine getirmeleri beklenir....

DEĞİŞİM YÖNETİMİNE ÇEVİK BİR YAKLAŞIM

İş dünyası tartışmasız son bir yılda son dokuz yıla göre daha fazla değişime uğradı. Sayısız gelişme birbirini izledi ve değişime uyum sağlamak başka birçok ...

İlginizi Çekebilir :

İK liderlerinin daha insani bir kurum yaratmalarının 6 Yolu

Tarihsel olarak iş stratejileri, üretim ve iş çıktısına odaklanmıştır. İnsan sermayesi amaca ulaştıran adımdan fazlası olarak görülmemiştir. Tim ...

İŞ YAŞAMINDA EQ EMOTIONAL QUOTIENT/DUYGUSAL ZEKÂ’NIN ÖNEMİ VE GELİŞTİRME YÖNTEMLERİ

“Artık şirketler de işe alımlarda ve terfi süreçlerinde duygusal zekâyı hesaba katarak çalışmalar yapıyor. Etrafındaki kişilerin isteklerini...

Türkiye'de Koçluk

Türkiye’de firmaların Koçluk konusuna yaklaşımı birkaç sene önce biraz merak ve yenilik arayışının getirdiği çok da bilinçli olmayan bir şekilde başladı. ...

Mutlu ve Verimli Çalışan

Çalışan mutluluğu çalışanın gün içerisinde yaşadığı pozitif duyguların çokluğu, negatif duyguların azlığı ve hayattan alınan haz olarak açıklanmaktadı...