Otizm

Otizm

Otizm, yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan şiddetli ve yoğun farklılık gösteren bir gelişim bozukluğudur. Bu nörolojik bozukluğun etkilediği alanlar normal gelişmekte olan sosyal etkileşim ve iletişim becerileridir. Otizmi olan çocuk ve yetişkinler sözlü ve sözsüz iletişimde, sosyal etkileşimde ve oyun aktivitelerinde zorluk çekerler.

Otizm, Yaygın Gelişim Bozukluğu’nun altındaki 5 bozukluktan biridir.  Diğerlerini saymak gerekirse; Asperger Bozukluğu, Rett Bozukluğu, Çocukluk Dezintegratif Bozukluk (CDD), Belirlenmişin Dışındaki Yaygın Gelişm Bozuklukları (PDD-NOS). Bu bozuklukların hepsi APA’nın DSM-IV-TR tanımlarıyla bulunmaktadır.

Otizmin Sebepleri

Otizmin tek bir sebebe bağlı olmasa da beyin yapısındaki anormal yapıdan ve işleyişten  kaynaklandığı kabul edilmektedir. Beyin taramaları normal ve otistik çocuk beyinleri arasındaki yapı farklılığını açıkça gözler önüne sermektedir. Birçok değişik teorinin  araştırmacıları bu farklılığın sebebinin kalıtımla, genetikle veya medikal problemlerle ilişkili olup olmadığını araştırmaktadır. Çoğu ailede otizmin yarattığı birtakım yetersizliklerin değişik şekillerde görülmesi bu bozukluğun  genetik etkilerinin olması ihtimalini güçlendirmektedir.  Tek bir genin otizme sebep olduğu belirlenememişse de gen kodlama birleşenlerindeki düzensizliğin  kalıtımsal olup olmadığı hala araştırılmaktadır.  Bazı çocukların otizime yatkın olarak doğduğu ispatlanmış olsa da araştırmacılar hala tek bir tetikleyici faktörün otizme sebep olabileceği konusunda hemfikir olamamışlardır.

Otizme sebep olan genetik faktörleri araştıranların  yanısıra diğer araştırmacılar da hamilelik problemleri, çevresel faktörleri örneğin virüsel enfeksiyonları, metabolik dengesizlikleri veya çevredeki zararlı kimyasalları da incelemektedir.

Otizme, bazı medikal durumları olan insanlarda daha sık rastlanmaktadır. Örneğin Fragil x (kırılgan x) sendromu, tüberoz skleroz, konjenital rubella-doğumsal kızamık ve PKU bunlardandır. Bazı zararlı maddeler hamilelik esnasında alındığında otizm riskini arttırabilmektedir. 2002 yılında yapılan Toksik Atıklar ve Kayıtlı olan Hastalıklar  (ATSDR) adlı konferansta zararlı kimyasal atıkların otizmle tam anlamıyla bağlantısı olmadığına dair kanıtlar sunulmuştur. Ancak bu konudaki araştırmalar oldukça kısıtlıdır ve daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır. Bir diğer soru olan MMR aşısı ve otizm arasındaki ilişki hala tartışılmaktadır. 2001'deki İlaç Ensitüsü tarafından yapılan araştırmanın sonucunda bu bağ reddedilse de bu konuda da daha çok araştırmaya ihtiyaç vardır.

Sebebi her ne olursa olsun açıkça görünen şu ki çocuklar otizm ve PDD ile veya bu hastalıkları geliştirme riski ile doğuyorlar. Bunların sebebi kötü annne-babalık ile bağlanamaz. Otizm bir ruhsal hastalık da değildir. Otizmli çocuklar böyle davranmayı seçmemiş, ele avuca sığmaz  çocuklardır. Bunun yanısıra bugün hala otizme sebep olabilecek psikolojik faktörler bilinmemektedir.

Otizmin Görülme Sıklığı

Otizm en sık görünen Yaygın Gelişim Bozukluğudur. Yaklaşık olarak 1000 kişide 2 ile 6 kişiyi etkilemektedir (Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, 2001). Bu rakamların giderek artış gösterdiği saptanmıştır.

Bütün dünyada tutarlıklık gösteren sonuçlara göre otizm, erkeklerde kızlara göre 4 kat daha yaygın görülmektedir. Ayrıca ırk, köken, sosyal sınırlar, ailenin geliri, yaşam tarzı ve eğitim derecesi otizmin oluşmasında etkili faktörler değildir.

Otizm Öndeğerlendirme Ölçeği

1) Çocuğunuz gözünüze 1-2 saniyeden fazla süre bakar mı?
     Evet/Hayır

2) Çocuğunuz istediği bir şeyi göstermek için işaret parmağını kullanır mı?
     Evet/Hayır

3) Çocuğunuz size göstermek, paylaşmak üzere nesneleri size getirir mi?
    Evet/Hayır

4) Çocuğunuz isteklerini sözlü olarak anlatabilir mi?
     Evet/Hayır

5) Çocuğunuz çevresindeki kişilerin ona ne demek istediğini anlayabiliyor mu?
     Evet/Hayır

6) Çocuğunuzun konuşması (eğer varsa) yaşıtlarınınki gibi midir?
     Evet/Hayır

7) Çocuğunuz gördüğü ya da sizin istediğiniz hareketleri taklit edebilir mi?
     Evet/Hayır

8) Çocuğunuz evcilik türü oyunlar oynar mı?
    Evet/Hayır

9) Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir, onlarla birlikte olmak ister mi?
    Evet/Hayır

10) Çocuğunuzun “tanıdığı kişi”, “yabancı kişi” ayırımı yapar mı?
      Evet/Hayır

11) Çocuğunuz yeni durumlarla ilgilenir, merak eder mi?
      Evet/Hayır

12) Çocuğunuzun davranışlarının anlamını çözmek çoğunlukla mümkün müdür?
      Evet/Hayır

Soruların çoğuna “hayır” yanıtını verdiyseniz bir uzmanla görüşmeniz yararlı olacaktır. 

Otizm Tanısı

Otizmin tıbbi bir testi bulunmamaktadır. Tam olarak teşhisi kişilerin iletişimlerinin gözlemlenmesine dayanmalıdır. Bunun yanı sıra otizmin birçok belirtisinin diğer hastalıklarla da benzeşmesinden dolayı kesin bir tanı için bazı tıbbi testlere de  gereksinim duyulmaktadır.Tek ve kısa bir gözlem de kişinin kabiliyetleri ve davranışları hakkında doğru bir resim çizmeyecektir. Ailesel veya kişi ile ilgilenen kişilerin vereceği bilgiler ve gelişimsel geçmişi kesin bir tanımlamayı oluşturmadaki önemli parçalardır. İlk bakışta bazı otizmli kişiler zeka geriliğine, davranış bozukluklarına, duyma problemlerine ve alışılmadık davranışlara  sahipmiş gibi görünebilirler. Bu tip durumlar otizmle birlikte görülse de diğer durumlardan ayırımı yapmak ve erken teşhiste bulunup gerekli eğitim ve tedavi yöntemlerinin uygulanması gerekir.

Erken Tanı

Araştırmalar, erken tanının otizmi olan kişilerde belirgin iyiye gidişlere neden olduğunu göstermiştir. Erken teşhis edilmiş çocuk, özel hazırlanmış programlardan daha erken yararlanmaya başlayacağından  daha etkili sonuçlar alacaktır.

Tanı Yöntemleri

Otizmin karakteristik özellikleri bebeklikte (18-24 aylık)  bazen belli olsa da genellikle erken çocuklukta (24 aydan 6 yaşına kadar) kendini gösterir. Doktora kontrole gittiğinizde bebeğinizin gelişimini anlamak için gelişim taraması yapabilir.

Amerika’daki Milli Çocuk Sağlığı ve İnsan Gelişimi Ensitüsü (NICHD) tarafından yapılan listeye göre çocuğun 5 ana davranışında otizm araştırması yapılmaktaktadır:

  • 12 aylıkken heceleme yoktur.

  • 12 aylıkken hiç mimik yoktur.

  • 16 aylıkken tekli kelimeler söylememiştir.

  • 24 aylıkken kendi başına ikili kelime grubu oluşturmamıştır.

  • Herhangi bir yaşta dilsel veya sosyal becerilerde kayıp yaşanmıştır

Bu beş maddeden herhangi birine sahip olması çocuğunuzun otistik olması demek değildir. Bu bozukluk çok çeşitli özelliklere sahip olabilir. Bu sebeple değerlendirmenin çeşitli alanlardan örneğin nörolog, psikolog, gelişim pediyatristi, konuşma/dil terapisti ve ile uzmanlık alanı  otizm  olan ilgili profesyoneller tarafından ele alınması gerekmektedir.

Otizm tanısını koyabilmek için tek bir davranış veya iletişim testi yoktur. Tanı koymada birçok değişik tarama yöntemlerinden yararlanılır.

1. CARS DERECELENDİRME SİSTEMİ (Çocukluk Otizmi Derecelendirme Ölçeği):

1970’de geliştirilen sistem davranışların gözlemlenmesine dayanır. Çocukların diğer insanlarla ilişkileri, vücutlarını kullanmaları, değişikliğe adaptasyonları, cevapları dinlemeleri, sözlü iletişimleri profesyoneller tarafından 15 puanlı ölçek ile değerlendirilir.

2. CHAT ( Küçük Çocuklar için Otizm Tarama Listesi):

Simon Baron-Cohen tarafından geliştirilen bu soru listesi 18 aylık kadar küçük çocukları incelemede kullanılır. İki kısımdan oluşan soru formu içerir. Bir tanesi anne-baba diğeri de çocuğun doktoru içindir.

3. OTİZM TARAMA TESTİ:

40 maddeden oluşan testte 4 yaş ve daha üzeri çocukların iletişim becerileri ve sosyal yapıları değerlendirilir.

4. İKİ YAŞ İÇİN TARAMA TESTİ:

Üç ana alana, oyun, motor hareketleri, taklit etme ve dikkat  toplama alanlarına bakılarak iki yaş altındaki çocuklarda otizm verileri olup olmadığı anlaşılır.

Uzmanlarla Konsültasyon

Siz veya çocuğunuzun doktoru otizmden şüphelenirseniz çocuğu bu konuda uzmanlaşmış birinin görmesi gerekir. Bu, gelişim uzmanı, psikolog veya psikiyatrist olabilir. Bu profesyoneller çocuğunuzu belirlenmiş alanlarda teste ve gözleme tabi tutacaklardır. Değişik alanlarda uzmanlaşmış olan bu kişiler bir değerlendirme takımı halinde tedavi programı hazırlayacaktır.

Bu konuda aile ve uzmanların iş birliği içinde çalışması çok önemlidir. Çünkü uzmanlar, çocuğun eğitim seçenekleri için tavsiyeler vermede kendi deneyim ve bilgilerinden yararlanırken siz de çocuğun yapabilecekleri ve ihtiyaçlarını hakkındaki bilginizden yararlanacaksınız. Tedavi programlarında aile ile uzmanlar arasındaki iletişim çocuğun gelişimini izlemede çok önemli bir yer tutar.

Uzmanlarla çalışmada birkaç önemli noktayı vurgulayacak olursak:

Bilgilenin:

Bakımında aktif rol oynayacağınız için çocuğunuzun yetersizlikleri hakkında öğrenebildiğiniz kadar çok şey öğrenmeye çalışın. Uzmanlar anlamadığınız terimler kullandığında onlardan bunları açıklamalarını isteyin.

Hazırlıklı olun:

Doktorla, terapistle ve okul personeliyle görüşmeye giderken hazırlıklı olun. Merak ettiklerinizi ve sorularınızı yazın, cevapları not alın.

Organize olun: 

Birçok aile çocuklarının tanı ve tedavisi hakkındaki detayları düzenli bir şekilde not eder.

İletişim:

İyi veya kötü ama uzmanlarla mutlaka açık iletişimi sağlayın. Eğer uzmanla onun verdiği tavsiye hakkında hemfikir değilseniz özellikle nedenini sorun.

Tanı Konulduktan Sonra:

Genellikle tanının konulmasının hemen sonrasında aile için karmaşıklık, kızgınlık ve hayal kırıklığı gibi hisler zorluklara sebep olabilir. Bunlar normal duygulardır. Fakat yaşam otizm tanısından sonra da devam ediyor. Hayat otistik bir çocuk için ve onu tanıma ayrıcalığına sahip olan kişiler için denemeye değer olabilir. Bunu kabul etmek her zaman çok kolay olmasa da çocuğunuza yaşadığı dünyayı ilginç bulmayı ve oranın sevilebilir bir yer olduğunu öğretebilirsiniz.

Kaynak: http://www.autism-society.org/site/PageServer?pagename=whatisautism

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir:

Gençlerde Madde Bağımlılığı

Madde kullanımı ve bağımlılık çağımızın en büyük tehditlerinden birini oluşturmaya başlamıştır. Amerika ve Avrupa’da yaygınlığı ciddi boyutlara varmış ve ...

Özel Öğrenme Bozukluğu

Öğrenme bozukluğu dinleme, düşünme, konuşma, okuma, yazma, harfleme ve/veya aritmetik hesaplamaları yapmada kendini gösteren, sözlü/yazılı dili anlama ve/veya ...

Ev İçi Şiddetin Çocuk ve Ergenler Üzerindeki Etkileri

Geçtiğimiz son iki yüzyılda ev içi şiddetin toplumumuzda hakim olduğu daha fazla kabul edilir hale gelmiştir. Üstelik bazı kişilerin diğerlerine oranla daha ...

Seçici Konuşmamazlık (Mutizm)

Seçici konuşmamazlık (mutizm), çocuk/gencin çeşitli ortamlarda konuşuyor olmasına karşın okul veya oyun grupları gibi konuşması beklenen toplumsal ortamlarda ...