Erken Çocukluk Döneminde Model Alma

Erken Çocukluk Döneminde Model Alma

'Erken Çocukluk Döneminde Model Alma' konusuna başlamadan hemen önce erken yaş dönemlerinin özelliklerine bir göz atalım. Doğumdan sonraki ilk üç yılı geride bıraktıktan sonra pek çok çocuk da, artık ondan her istenilene “hayır” deme ve inatlaşmanın yerini girişkenlik alır. 3-4 yaşlarındaki çocuk fiziksel açıdan oldukça gelişmiş ve çok hareketlidir. Bundan dolayı çocuğun eylem, istek ve hedefleri de genişlemiştir. “Girişim”, yaptığı her işin zorunlu bir parçasıdır. Bitmek bilmez bir öğrenme merakı ile enerjisi hiç bitmeyecekmiş gibi sürekli hareket halindedir ve dış dünyayla ilgili pek çok soru sorar. Sorularına da bıkmadan, sabırla, uygun ve doğru cevaplar vermek öğrenme motivasyonunun kırılmaması açısından çok önemlidir. İnce motor becerileri de gelişmiştir, kalem tutmaya bir şeyler karalamaya başlar. Bu dönem tehlikeli durumlara daha fazla maruz kalabilecekleri, kazaların sıkça yaşanabileceği yaşlardır. Bu sebeple anne ve babaların çok dikkatli olmaları gerekir. Ama bunu fazla abartmadan yapmak, koruyuculuk hissine de bir sınır koyabilmek çok önemlidir. Unutmamak gerekir ki bu süreç de çocuğun olumlu bir benlik olarak geliştirdiği girişim duygusu, onun özgür düşünmesini ve bağımsız davranmasını sağlayarak, onun geleceğe yönelik hedefler kurmasına, bir işe kalkışmak için özgüvenin gelişmesine ve kendini güçlü hissetmesine yardımcı olacaktır. Eğer çocuğun yaptığı her hareket, giriştiği her eylem anne baba tarafından kısıtlanır, yasaklanır ise bu durumda girişimciliğin yerini suçluluk duygusu alacaktır. Çocuk yaptığı her davranışta aileden bir tepki gördüğü için kendini hatalı görecek, kısıtlanmış hissedecek, ceza korkusu ve suçluluk hissi duyacaktır. Böyle bir çocukta özgüveni eksik, ürkek, çekingen, yaptıklarının sorumluluğunu alamayan, ailesine bağlı bir birey olarak yetişecektir.

Motor hareketlilik ile birlikte sosyal, zihinsel ve dil becerileri de gelişme göstermiştir. Benmerkezcilikten bir parça daha uzaklaşmış olan çocuk artık yavaş yavaş bir oyun arkadaşı ile oyun oynamaya hatta bir grup içerisinde bulunmaya başlar. Arkadaş ilişkileri biraz daha gelişir, paylaşmayı öğrenmeye başlar. Grubun istemediği bir şey yaptığında ve ısrarcı olduğunda kabul görmeyeceğini bilir. Yaptıklarının neticesinde ne ile karşılaşacağını öğrenmeye başlar. Birine vurduğunda onun canını acıttığını, annesini kızdırdığında onun sinirlendiğini üzüldüğünü anlar. Kuralları anlamaya, onlara uymaya, bazen kendi kendine çözümler bulmaya başlar. Dikkat süresi biraz daha fazlalaşmıştır. Beş dakikada bir oyuncak değiştirmeden, daha uzun süre bir oyunla oynayabilir. Kelime sayısı da oldukça fazlalaşmıştır. Kendini daha iyi ifade eden cümleler kurmaya başlar. Öz bakım becerileri de gelişir artık kendi kendine yemek yemek, giyinmek, soyunmak, diş fırçalamak vs. onun için daha kolaydır.

Kendinin diğerlerinden farklı bir birey olduğunun farkındadır. 3 yaşındaki çocuk artık kız mı erkek mi olduğunu bilir. Özellikle karşı cinsten bir kardeşe sahip olan çocuk bunu daha kolay fark eder. Kız, annesi ile erkek çocuk da babası ile birbirlerine benzediğini fark eder. Önceleri farklı cinse olan ilgi ve merak yavaş yavaş yerini hemcinse benzemek ve onunla özdeşleşmeye bırakır. Bu yaşlarda çocuğun hayal dünyası oldukça gelişmiş olduğundan yaptıkları faaliyetler de yaratıcı olmaya başlar. Kendilerini en sevdikleri masal kahramanının yerine koymayı, hikayeler uydurmayı, dinlemeyi çok severler. Hayal gücünün içine başkalarını taklit etmek de girer. Örneğin en sevdikleri arkadaşları ya da yuva öğretmenleri gibi konuşmak, yürümek, onlar gibi davranmak çok hoşlarına gider. Tabi en fazla taklit edilen kişiler anneler ve babalardır. Çünkü en fazla vakit, evde onlarla geçirilir. Küçük yaşlardan itibaren çocuk evde annesini gözlemlemeye başlar, bir yaş civarında özellikle annenin yüzündeki mimiklerden çok etkilenir. O gülümsüyorsa, bebek de gülümser. Ağlıyorsa o da üzgün görünür. Anne bir şeyden ya da birinden korkmuş, tedirgin gözüküyorsa bebeğin de o ortamda korkuyor görünmesi çok normaldir. Çünkü annesi onun aynasıdır, anne nasıl hissediyorsa bu bebeğine de yansır. Hamilelik dönemi ve sonrasında, annenin sürekli mutsuz, üzgün olmasının, çocuklarının gelişimlerini olumsuz yönde etkilediğini görebiliyoruz. Bu nedenle küçük yaşlardan itibaren annenin çocuğuna yansıttığı duruş çok ama çok önemlidir.

Büyüdükçe ve becerileri geliştikçe anneyi taklit etme daha da fazla alana yayılır. Onun gibi konuşmak, ev işlerini taklit etmek (süpürmek, toz almak, sofraya tabak dizmek, yatağı toplamak, telefonla konuşmak vs.) en sık görülen davranışlar arasındadır. Zamanın çoğu anne ile geçirildiğinden hem kız hem de erkek çocuğun anneyi özellikle ev işlerinde daha fazla model aldığı görülebilir. Ama zamanla, erkek çocuk baba ile özdeşim kuracağından babayı model almaya başlar. Banyoya gidip o da traş olmaya çalışır, araba kullanmak ister, onun gibi yürümeye ve oturmaya çalışır.

Taklit etme sadece anne ve baba ile sınırlı değildir. Özellikle anne çalışıyorsa ve çocuk evde bir bakıcı ya da anneanne veya babaanne ile vakit geçiriyor ise onları kendine model alır. Bununla birlikte, televizyonda izlenen programların niteliği de oldukça önemlidir. Çocuk kendine bir çizgi film, masal kahramanını model alabilir. Bu nedenle ailelerin bu konuda da tedbirli olması, uygun olmayan programların izletilmemesi açısından önemlidir.

Model almak en önemli öğrenme yollarından biri olduğundan çocuğun gelişimi açısından büyük önem taşır. Anne ve babalar çocuklarında görmek istemeyecekleri, tasvip etmeyecekleri davranışları kendileri de yapmaktan uzak durmalıdırlar. Bir problemle karşılaşıldığında anne ve/veya baba agresif davranıyor, küfürlü konuşuyor ise, çocuk da bir çözüm yöntemi olarak agresifliği öğrenecektir. Tam tersi olarak da, çocuk da görülmek istenilen olumlu davranışın, anne baba olarak çocuğun önünde sürekli sergilenmesi, onun bu davranışı öğrenmesine yardımcı olacaktır. Örneğin, bağırıp çağırmadan sakince konuşup sorunları çözebilmek, sırasını bekleyerek konuşmak, kitap okumak, her gün saatlerce TV seyretmemek vs. gibi.

Sonuç olarak, her anne babanın çocuğunu olumsuz davranışları nedeniyle eleştirmeden, ona ceza vermeden önce bir dönüp kendilerine bakmaları,“Ben nasıl davranıyorum, onun için iyi bir örnek oluşturuyor muyum?”sorusunu kendilerine sormaları önemlidir.

Anne ve Babalara Düşen Görevler

  • Çocuğunuzu her koşulda sevdiğinizi gösterin. “Uslu bir çocuk olmazsan seni artık sevmem” gibi cümlelerden uzak durun.

  • Ne tamamen çocuğu ürkütecek katı bir disiplin anlayışı, ne de tutarsız, kuralsız, kontrolsüz bir disiplin yöntemi uygulayın. Mantıklı kurallar koyun. Ailedeki herkesin fikirlerini rahatça söyleyebildiği, paylaşımcı, ortak kararlar alınabilen bir ortam oluşturun. Anne baba olarak da bu düzeni korumaya öncelikle siz özen gösterin.

  • Çocuklarınıza tutamayacağınız sözler vermeyin.

  • Annelik kadar babalık rolünün de çok önemli olduğunu unutmayın. Olumlu yönde kurulmuş bir baba-oğul ilişkisi, çocuk için doğru bir rol model oluşturacağı gibi, kız çocuk için de karşı cinsle kurulmuş ilk ilişki olduğundan, bundan sonraki yaşamında kuracağı ilişkilere dair temelleri oluşturur.

Aslı Kızıltoprak Tuna, Uzman Klinik Psikolog - DBE Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi

İçeriği Paylaş:

Benzer İçerikler :

Okul Olgunluğu

Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun okula hazır oluşu ile ilgili endişelendiğinizde öncelikle bu konuya dair bilgilenmeniz ve gerekli olduğunda uzman görüşü almanız ...

Çocuklar ve Koronavirüs

Ülkemizde Koronavirüs etkisini günden güne gösteriyor. Okullar iki haftadır tatil, birçok kurumsal firma evden süreci yönetmeye başladı. 1 ay, 1 hafta hatta ...

Çocuklarda Duygu Düzenleme (Regülasyon) Becerileri

Her bebek kendine özgü kalıtımsal ve fizyolojik özellikler ile dünyaya gelir. Bunun yanı sıra, erken dönemdeki deneyimler sağlıklı bir sosyo-duygusal gelişim...

Tatil Mevsimi

Hem öğrenciler hem de aileler için yoğun bir eğitim-öğretim yılının sonuna geldik. Yıl içindeki dersler, faaliyetler, geziler temposunu daha çok yaz ...

İlginizi Çekebilir :

Ağlamanın Çocuklar için Faydaları

“Ağlama” Demek Yerine Çocuğunuzun Ağlamasına İzin Verin! Araştırmalar ağlama gerçekleşmediğinde birçok problem yarattığını, ağlamanın ne kadar ...

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

Bizi Arayın Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu; çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde görülen Dünya Sağlık Örgütü ve Amerikan Psikiyatri Birliği ...

Televizyon ve Şiddet

Bu güne kadar televizyon izlemenin çocuklar üzerindeki etkisiyle ilgili bir çok çalışma yapıldı. Geldiğimiz noktada televizyonun çocukları nasıl etkilediğine ...

Üç – Dört Yaş Çocuklarında Kötü Sözlere Dikkat!

3-4 Yaş Çocuğun Genel Psikolojik Özellikleri Nelerdir? Bilişsel, duygusal ve sosyal gelişim olarak 3-4 yaşı kapsayan iki yıllık yelpaze deki farklılıklarla ...