Özel Okula Giden Çocukların Yaşam Becerileri
Ebeveynler çocuklarını, gelişimlerine olumlu katkı sağladığını düşünerek özel okulda okutma istek ve arzusundadırlar. Kendini ifade edebilen, özgüveni gelişmiş, lisan avantajına sahip olabilecek, dünya vatandaşı olan, spor, sanat aktivitelerinden ayrıcalıklı yararlanabilen, gelecek iş ve meslek başarısına kavuşmaya yakın olma kapsamında daha iyi bir eğitim ve öğretim alacaklarını düşünmektedirler.
Ancak bu amaçlarla çelişen aile yaklaşımı, tutumu ve ortamlarında olan çocuklar yaşam becerilerini geliştirmekte zorlanıyorlar. Evlerinde yardımcı abla, teyze, hizmetli, bakıcı, dadı sıfatıyla tüm ailenin işlerini hafifleten kişiler var. Kapılarının önünden kalkan, hatta yağmurlu günlerde şemsiyelerin eşliğinde onları ıslanmaktan koruyan hostes ablalarla okullarına gidiyorlar. Özel korumalı sitelerde oturup, özel arabalarla ihtiyaçları karşılanıyor. Yıldızlı otel ve lokantalarda doğum günü partileri yapıyorlar. Özel marka talepleri akıllarına sokulup, geliştiriliyor. Bilgisayar, PSP, Playstation gibi bir çok eğlence uyaranlarına sahipler, öğrenme becerilerini geliştirmek yerine hemen özel öğretmen desteği alabiliyorlar. Tüm koşullar onlara hazır sunuluyor.
Sorumluluk alanları gittikçe daraltılan, her türlü ihtiyacı anında elde eden bu çocuklar okulda dersi dinleme, ödev yapma gibi sorumlulukları üstlenmekte zorlanıyorlar. Onun merkezde olmadığı durumlardan sıkılıyorlar. Aileler “tek sorumluluğu okul onu da sevmiyor, istemiyor.” gibi şikayetlerde bulunuyorlar. İhtiyaç için değil tüketme alışkanlıklarını tatmin etmek için harcama yapıyorlar. Bu çocuklar kendi yaratılan dar, korunaklı çevresinin dışına çıktığında tedirgin, aciz, korkak, problem çözemeyen, şikayetçi, bir duruma gelebiliyor.
Sorumluluk alanları belirlenmiş çocukların kabul ve dayanıklılık sınırı, çalışma potansiyelleri daha farklılıklar gösterebiliyor. Başarı ve durumu değiştirme koşulu olarak derslerine, çalışmalarına daha çok değer verebiliyorlar. Öğrenmeyi zorlayıcı değil gerekli bir süreç olarak görebiliyorlar. İlerde mesleki alanlarında daha azimli, çözüm odaklı, çalışkan ve sebatkar özellikleriyle kariyerleri hızla yükselebiliyor.
Çocuklarımıza ne kadar sorumluluk verirsek onların bağımsız, öz güveni gelişmiş, ayakları yere basan, kişilikli birey olmalarına destek oluruz. Sabah saatini kurup kendisi uyanabilir, kahvaltısını hazırlamaya yardım edebilir, tabağını kaldırabilir, kendi başına, kendi ihtiyacı olan beden ısısına uygun giyinebilir, kendi başına yıkanabilir, dişlerini siz hatırlatmadan fırçalayabilir, odasını toplu tutabilir, okul çantasını kendi hazırlayabilir, özel dikkat ve öğrenme sorunu yaşamıyorsa ödevlerini kendi başına yapabilir, marketten, bakkaldan alışveriş yapabilir, karşıdan karşıya trafiği kontrol ederek geçebilir, tanımadığı kişilerle iletişim kurabilir. Eğer anne babalar izin verirlerse…..
Şeyda Özdalga, Uzman Klinik Psikolog - DBE Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Benzer İçerikler :
Günümüzde ülkemizdeki kadınların, aile bütçelerine katkıda bulunmak, ekonomik özgürlüklerini kazanmak, kariyer yapmak, yeni bir çevre edinmek, eşinin yanında ...
Uzun ve yorucu bir kış mevsiminden sonra çocuklar tarafından en çok beklenilen, özlem duyulan ve bir adı da “tatil mevsimi” olan yaz aylarındayız....
Görünürde sağlıklı olan bir bebeğin 1 yaş öncesi hiçbir ön belirti göstermeden ve başka tıbbi nedenlerle açıklanamayacak bir biçimde uyku sırasında beklenmedik ...
Yetişkinler olarak üzerine çalışmak istediğimiz ya da değiştirmek istediğimiz şeyler hakkında hedef belirleme konusunda iyi tutumlarımız...
İlginizi Çekebilir :
OKULLARIN KAPALI OLDUĞU BU DÖNEMDE YENİ BİR EV RUTİNİ NASIL OLUŞTURULABİLİR? Son dönemde birçoğumuz hayatımızda korona virüsün sebep olduğu...
Öğretmenler en çok hangi veliler ile iletişim kurmakta zorlanıyor? Hemen hemen her öğretmenin konuşmaktan kaçındığı, rahatsız olduğu, iletişim kurmakta...
Ebeveynlik, birçok sorumlulukla kapımızı çalan ve hayat boyu devam eden bir yolculuktur. Ebeveyn olduktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmaz ve bu çoğu zaman...
“Çocukken maruz kalınan bu travmaların sayısına ve yoğunluğuna göre; kalp ve damar hastalıkları, kanser, diyabet, obezite ve bağışıklık sistemindeki ...









