Emre Konuk

Liderler Niye İzlenir?

Malum küresel kriz, tüm dünyayı olduÄŸu gibi Türkiye’yi de ciddi biçimde etkiledi. Ne yazık ki hala da etkilemekte. Hizmet verdiÄŸimiz pek çok ÅŸirket, Enstitüye baÅŸvuran danışanlar, çevremizdeki dostlarımız, beni her gün evime bırakan taksi ÅŸoförü, ekmek aldığım bakkal, herkes ama herkes hala bu krizin etkisiyle gelecek kaygısı taşıyor. İnsanlar iÅŸten çıkartılıyor, harcamalar kısıtlanıyor, primler ödenmiyor kısacası kemerler sıkılıyor. Ancak daha da ötesinde tansiyon giderek artıyor ve huzursuzluÄŸun ve güvensizliÄŸin hâkim olduÄŸu bir atmosfer oluÅŸuyor. Ancak bazı kurumlar hariç. Bu döngünün içine girmeyen, hatta krizi bir fırsat gibi gören ve rölantiye aldığı projeleri hayata geçirmeye çalışan kurumlara veya oluÅŸumlara baktığımızda ilk gözümüze çarpan ortak özellik bu organizasyonların başındaki liderler oluyor.

Peki, bu liderlerin diğerlerinden farkı ne? Nasıl oluyor da diğer meslektaşlarından farklı olarak, onlar yönettikleri ekibi ve onları izleyenleri etkilemeyi ve motive etmeyi kriz şartlarına rağmen başarabiliyorlar?

Yaşamınız boyunca sizi etkileyen, saygı duyduğunuz, hayran kaldığınız liderlere bir bakın? Yöneticilerinize, pür dikkat dinlediğiniz devlet adamlarına, saygı duyduğunuz, hayran olduğunuz kişilere bir bakın! Hepsini gözünüzün önüne bir getirin. Sizce tüm bu insanların ortak özelliği ne? Peki, daha da ötesinde onları takip eden, peşinden giden bizlerin ortak özelliği ne?

İşte önümüzdeki birkaç hafta boyunca beraberce bu soruların yanıtlarını aramaya çalışacağız. Bu süreçte sizlere liderler ve takipçileri ile ilgili bir dizi araştırma ve gözlem sonuçlarını sunacağım. Ama öncelikle liderlik kavramından biraz söz edelim.

Liderlik konusu Hitler’den bu yana gerek psikolojinin, gerek siyasetin, gerek iÅŸ dünyasının kısacası insanın ve yaÅŸamın olduÄŸu her alanda en çok araÅŸtırılan ve en popüler konulardan birisi olmuÅŸtur. Milyonlarca Yahudi’yi katleden Hitler’in nasıl olup da milyonlarca insanı arkasından sürükleyebildiÄŸi uzun zamanlar araÅŸtırmacıların aklını kurcalamıştır. Liderlik kavramına dair bu ilgi pek çok araÅŸtırmanın yapılmasına ve bu konuda pek çok farklı görüşün ortaya çıkmasına zemin oluÅŸturmuÅŸtur.

Doğuştan mı, Sonradan mı?

Birbirinden farklı pek çok yaklaşıma karşın, liderlikle ilgili tüm varsayımlar genel olarak iki ana teoriye dayanmaktadır: Liderliğin doğuştan olduğunu savunan, ve liderliğin öğrenilmiş olduğunu iddia eden yaklaşım.

Liderliğin doğuştan olduğunu varsayan teoriler, bazı insanların liderlik vasıflarına ve yetilerine sahip olduklarını, dolayısıyla şartlar ve imkânlar uygun olduğu takdirde bu gibi kişilerin kolayca diğer insanların arasından sıyrılarak parlayacaklarını savunurlar.

Diğer yandan, liderlik vasfı taşımayan insanların ise, aldığı eğitim, edindiği deneyim, sahip olduğu kapasite ne olursa olsun lider olamayacaklarını varsaymaktadır. Şüphesiz bu insanlar çok başarılı olabilir ama liderlik doğuştan gelen bir yetenektir ve öğrenme sonucu oluşmaz.

Liderliğin öğrenilmiş olduğunu savunan teoriler ise, lider olmanın belirli bir beceri setini gerektirdiği ve bu beceri setinin öğrenebileceğini iddia eder. Yani liderlik doğuştan değil, öğrenilmiş bir şeydir bu teorisyenlere göre.

Doğuştan ya da öğrenilmiş, peki bir lideri lider yapan gerçekten nedir? Liderlik hamurumuzda mı, yoksa onu kattığımız aşta mıdır? Ya liderleri, lider yapanlar, yani onların izini süren bizler?

Liderlikle ilgili bilinen en güvenilir çalışmalardan birisi, Gallup’un yaklaşık 50 yıllık bir birikimin sonucu ortaya koyduÄŸu araÅŸtırmadır. Bu araÅŸtırmada, yaklaşık 20.000 üst düzey-kıdemli yönetici-liderle derinlemesine yapılan görüşmeler ve 1 milyon ekiple yapılan çalışmalar yer almıştır. Daha sonra Gallup araÅŸtırma ekibi, dünyanın deÄŸiÅŸik ülkelerinde 10.000 kiÅŸiye, yaÅŸamlarında onları en çok etkileyen lideri neden izlediklerini sordular.

Önümüzdeki birkaç hafta boyunca sık sık referans göstereceğim ve detaylarıyla aktaracağım bu araştırma sonucunda liderlikle ilgili 3 önemli faktör ortaya çıkıyor:

1. En etkili liderler daima güçlü yanlara odaklanan ve güçlü yanları ortaya çıkartmaya çalışan kişilerdir: Başarılı ve etkin liderlerin, ekibinde olan kişilerin zayıf yanlarına değil, güçlü yanlarına daha çok önem verdiği ve yanında çalışanların güçlü yanlarını keşfetmeye çalışan ve buna yatırım yapan liderlerin çok daha başarılı oldukları görülüyor. Burada en önemli bulgu; güçlü yanlara odaklanıldığında, çalışanların bağlılıklarının da arttığıdır.

2. En etkileyici liderler etrafında doğru insanları barındıran ve ekibini bu gibi kişilerden oluşturan kişilerdir: Araştırma en başarılı ve etkileyici liderlerin etrafında çok iyi performans gösteren, yetenekli, çalışkan bir ekibin olduğunu gösteriyor.

3. En etkileyici liderler onu izleyenlerin (takipçilerinin) ihtiyaçlarını gören ve buna göre hareket edenlerdir: Araştırmanın son genel bulgusu ise; başarılı ve etkileyici liderlerin onu takip eden kitlenin ihtiyaçlarını iyi analiz eden, motivlerini, yani onların nereden beslendiklerini çok iyi anlayan ve ona göre stratejiler geliştiren kişiler olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki haftalarda çalışanların 4 temel ihtiyacının neler olduğu üzerinde duracağız.

Haftaya devam…

18.10.2009

Benzer İçerikler :

Denileni Anlamak

İki haftadır temaları bir biriyle yakından ilişkili iki yazı yazdım. İlkinde temel soru şuydu: Nasıl oluyor da artık savaşlarda sivilleri, çocukları öldürmek ...

Derde Deva FotoÄŸraflar

Pek çoÄŸumuz hatırlarız; küçükken doktora gitmek hiç kolay iÅŸ deÄŸildi. “Korkutucu” aletler, can yakabilen iÅŸlemler, tadı acı ilaçlar... Bir çocuk...

Türk'ün Türk'ten Başka Düşmanı Yoktur

Aslında hiç de niyetim yoktu Orhan Pamuk meselesine bulaÅŸmaya. Çarşı zaten yeteri kadar karıştı, “bırak tarihçiler karar versin” dedim kendi ...

İnsanın Doğası 2

Geçen hafta tüm kültürlerde ortak, evrensel duygu ve davranış özelliklerinden söz edebilir miyiz diye sorduk. Bu soru önemliydi çünkü eÄŸer insan davranışınÄ...

İlginizi Çekebilir :

Çalışanı Tanımak

Geçenlerde ekibiyle iliÅŸkisini düzenlemek amacıyla bir araya geldiÄŸimiz bir yöneticiyle “çalışan baÄŸlılığının” organizasyona katkısı üzerinde...

Uzak Durulacak Kadınlar ve Erkekler

Okurlar bazı yazıları ısrarla kendilerine göndermemi isterler. Bu yazı en çok talep görenlerden biri. İki yıl önceye ait. İmbikten geçmiş uzman görüşü, bayram ...

Örgüt Kültürü ve Değişim

Geçen hafta, örgütlerin ve şirketlerin bir değişim programı uygulasalar da, kültürlerini değiştirmedikleri için nasıl saf dışı kaldığı üzerinde durmuştuk...

Zihni Rahatlatabilmek: Festinger'in Deneyleri

Yıl 1950. Yer Amerika BirleÅŸik Devletleri… Minneapolis’te Lake City kasabasında yaÅŸayan ve sıradan bir ev kadını olan Marion Keech, adının Sananda ...