1999 Marmara Depreminden Bugüne Travma

1999 Marmara Depreminden Bugüne Travma

19 yıl önce deprem olduktan sonra, biz aslında travmanın ne olduğunu ve yaşanan travmatik süreçlerin yaşamımızda nasıl bir rol oynadığını gördük. Psikolojik ve psikiyatrik sorunların neredeyse tamamının temelinde, yaşanan travmatik süreçlerin yattığını 99 depreminden sonra öğrendik ve üzerinde durabildik. Travma perspektifinden dünyaya bakıp üretebildik.

Dolayısıyla depremin büyük acılar ve ciddi maddi ve manevi, ekonomik, sosyolojik sorunlar yarattığı bir gerçektir. Ama ruh sağlığı hizmeti alanında bize çok katkısı olmuştur. Deprem ve orada yaşanan acılar sayesinde biz Türkiye’de henüz daha paylaşılmayan bilinmeyen yeni sulara açılarak araştırmalar yapmak zorunda kaldık ve iyi, güzel sonuçlar elde ettik. Depremin böyle bir katkısı oldu.

Örneğin; 2-3 sene önce Gölcük’te “Travmanın yol açtığı sorunlar” başlığında bir seminer verdik. Katılımcılar arasında ordu mensupları ve vatandaşlar vardı. "15 yıl önce büyük bir deprem yaşadık, o depremi yaşayanlar ve hatırlayanlar var mı?" diye sordum ve birçok kişi el kaldırdı. "Kaç kişi gece ışık yakarak uyuyor ya da hızlı bir araç geçince kaç kişi irkiliyor?" diye sorularıma devam ettim yani bir depremi çağrıştıran tetikleyicilerin etkisi altında kalan kaç kişi olabileceğine baktım ve gördüm ki çoğu elini kaldırmıştı. Üzerinden 15 yıl geçmişti ama hala karanlıkta uyuyamayan, bir gürültü olduğunda ya da bir çığlık duyduğunda hala irkilenler vardı. Yani bir travma 15- 20 yıl kalıcı olabiliyordu bunu biliyoruz.

1999’da travma ile uğraşan ruh sağlığı profesyonellerinin 3-5 kişiyi geçmediğini gördük. O dönemde yurtdışından travma eğitmenleri getirdik, eğitime çok ağırlık verdik ve hala da veriyoruz.

Öğrendiğimiz şey şuydu sadece çok büyük olaylara travma demiyoruz. Yani deprem, trafik kazası, asansörün sıkışıp ipinin kopup düşmesi veya deniz kazası geçirmek gibi büyük ve hayati tehlike yaratan olaylarla sınırlanmadığını gördük. Hatta tek olay söz konusu olduğunda, örneğin havaalanı bombalanması, depremi yaşayıp yakınlarını kaybetmek gibi ne kadar ağır bir travmatik olay olsa da bizim bunları aşmak için bir kaç seansa ihtiyacımız olduğunu artık biliyoruz. Yani Travma Sonrası Stres Bozukluğu bundan 20-30 yıl önce çaresi mümkün olmayan bir rahatsızlık olarak biliniyordu. Vietnam Sendromu olarak bilirdik ve nelere mal olduğunu, insanların giderek nasıl alkol ve madde bağımlısı olduğunu, şiddette eğiliminin arttığını gördük. Bu sorunlar yani aşılamaz diye bilinen sorunların artık bizim birkaç seansımızı aldığını ve nasıl müdahale edileceğini biliyoruz.

Travmaların sadece bu ağır hayati tehlike oluşturan olaylardan kaynaklanmadığını da gördük. 0-18 yaş arasında evin içinde yaşanan ve hayati olmayan ihmal, terk, önemsenmeme, dışlanma, aidiyetin oluşmaması gibi çok temel ihtiyaçların karşılanmaması ve çok temel korkuların giderilmemesi, ev ortamında, aile içinde sürekli şiddet yaşanması sonucunda çok ağır kişilik bozukluklarına ve sonradan aşılması çok zor sorunlara neden olabileceğini gördük. En büyük kazancımız da bu oldu. Bunları dikkate almamız gerektiğini öğrendik. Bir aile içinde birkaç kardeşten birinin yeteri kadar sevilmediğini kronik olarak düşünüyor, yaşıyor olmasının kendisi için hiç önemi yokmuş gibi davranmasına rağmen sonradan bu kişide çok ağır sonuçları olabileceğini gördük.

Tıbbın henüz bir çare üretemediği sorunlar var. Örneğin migren ve fibromiyalji bunlardan iki tanesi. Bunlara benzer birçok sorun var. Bunların tıbbi literatürde geçen adı “tıbbi olarak açıklanamayan sorunlardır”, daha önce “psikosomatik sorunlardı”, DSM'de (Teşhis kitabında) “somatoform bozukluklardı”. Yani bu sorunlar, tıbbi nedene dayanmıyor, altında psikolojik sorunların yattığı düşünülüyor ama sonuçları yüzünden tıp tarafından ele alınıyor. Migren ve fibromiyalji gibi kronik hale gelmiş bu sorunlar, çaresi bilinmeyen hastalık olarak adlandırılıyor. Bunların sancısı ve ağrısı hafifletebiliyor ama çaresi bulunamıyor.

Bundan bir kaç sene önce migrenin başlamasında, yaşanan travmatik süreçlerin rol oynadığını düşündük. Bir danışanın panik atak sorunu ile çalışırken paniğinin geçtiğini ve bu sırada migreninin de geçtiğini gördük. Panik atağı için travmasına yapılan müdahale migreninin de geçmesini sağladı. Bu gözlemin sonucunda migrene çözüm bulmak için bir proje ürettik. Pilot çalışma yaptık, sonrasında daha büyük bir çalışma gerçekleştirdik. Burada gördük ki gerçekten travma prespektifinden yaklaşılınca, travma terapisi sonrasında migrenin ekstra tıbbi ilaçlar kullanılmadan baş edilebilir bir sorun olduğunu ve müdahale edilebilir olduğunu gördük. Ayrıca fibromiyalji ile ilgili de bir proje geliştirdik. Çok merkezli ve kapsamlı bir çalışma yapıldı. Birçok merkezde fibromiyaljiye müdahale edildi. Bu proje için Amerika EMDR Vakfı’ndan “EMDR Research Foundation’ın Araştırma Fonu Ödülü’nü” aldık. Bu araştırmamız henüz bitti. Bunun sonucunda da yaptığımız çalışmaların fibromiyaljinin giderilmesinde çok ciddi bir katkısı olduğunu gördük. Travma perspektifinden yaklaştığımız için EMDR Terapsi’ni uyguladık. Başka bir travma perspektifinden yaklaşım da aynı sonucu alabilir. Bizim yaptığımız araştırma dışında başka bir araştırma yok.

Yıllardır birçok travmatik sürece müdahale ettik. Soma maden faciası, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndaki patlama gibi.. Hava limanı patlamasından sonra yaklaşık 1500 kişiye temas ettik. Yaklaşık 2,5 ay 40 terapist çalıştı. Böyle bir organizasyon da kurabildik. EMDR Derneği’nin 1500 üyesi var. Bu üyeler bütün Türkiye'ye dağılmış durumdalar ve herhangi bir felaket anında 30 dakika gibi kısa sürelerde bir araya gelebiliyor. Şu anda Tekirdağ'da tren faciası sonrasında desteğe ihtiyacı olanlara ekipler müdahale ediyor.

Suriyeli mültecilerle de çalıştık. Mültecilere travmaları için kısa sürede iyi gelecek çalışmalar yapılmamıştı veya bu çalışmalar yok denecek kadar azdı yani çok sınırlıydı. Bir dizi çalışma yaptık. Önce bir pilot çalışma gerçekleştirdik ve sonrasında yakın tarihli travmaya müdahale çalışması ve verimi arttırmak için grup çalışması yaptık. Bunlar daha önce hiç yapılmamış yeni çalışmalardı. Bu çalışmalar ile baş aktörler olarak EMDR Derneği ve DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü olarak arka arkaya ödüller aldık. Örneğin EMDR Avrupa Derneği’nin en saygın ödülü olarak kabul edilen Francine Shapiro Ödülü’nü, EMDR Avrupa Kongresinde “HAP – İnsani Yardım Programları” Ödülünü, EMDRIA (EMDR International Association/(Uluslararası EMDR Derneği) tarafından EMDR Outstanding Research Award / EMDR Olağanüstü Araştırma Ödülü gibi birçok ödül aldık.

Dolayısıyla hem psikolojik hem de tıbbi diye bilinen sorunlar hem de akut ciddi felaket zamanlarında olumlu sonuçlar aldığımız birçok girişimde bulunabildik. Tüm bunların sonucunda da makalelerimiz bilimsel olarak dünyanın en büyük bilimsel dergilerinde yayınlandı. Halen de birkaç tane makaleyi yayına hazırlıyoruz.

DBE Kurucu Başkanı Emre Konuk

Yurt dışında yayınlanan bilimsel makalelerimiz için tıklayınız.

Ödüllerimiz ve kilometre taşlarımız için tıklayınız.

DBE Yetişkin ve Aile Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Bizi Arayın  Terapistlerimiz

İçeriği Paylaş:

Benzer İçerikler :

Yemekle Kavga Etmeyin

Zayıflama çılgınlığıyla hayattaki en önemli değerin “güzellik” haline gelmesi ve bunu yitirmeme düşüncesine saplanıp kalmak, kendimize yaptığımız ...

Hangi Sınırlar Özgürleştirir?

Ruh sağlığı uzmanları sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturduğu ve güçlü bir öz-değer duygusu sağladığı için sınırlara çok önem verirler.  Sınırlar ...

En Pozitif 10 Duygu

Hissettiklerimizle baş edebilmemizin önemli bir kısmı duygularımızın ne olduğunu anlamak ve onları fark etmekten geçer. Hissettiğimiz duyguların farkında...

SANATIN İYİLEŞTİRİCİ GÜCÜNÜ KEŞFEDİN

Yaratıcılığı kullanmayı gerektiren aktiviteler, stresi azaltır, kişilerarası iletişimi kuvvetlendirmeye yardımcı olur ve bilişsel gelişimi destekler. Yapılan ...

İlginizi Çekebilir :

Arkadaşlarımızın Yaşamımızdaki Rolü

Önce Geçen Haftanın Bir Özetini Yapalım Bir çalışan iş yerinden memnun olabilir ama bu onun iş yerine bağlanmasını garantilemez. Aynı şekilde bir müşteri ...

Aşık Olmak Evlilikte Mutluluk İçin Yeterli mi?

Aşık bir çiftin evlilikten umut ve beklentilerinin çok yüksek olduğunu tahmin etmek zor değil. Bunun için aşkın hemen her yerde geçerli, evrensel diline bakmak ...

KİŞİLİK ÖZELLİĞİ Mİ KİŞİLİK BOZUKLUĞU MU?

Ruh hastalıkları sıfat, hakaret ve damgalama aracı değildir. Fakat özellikle kişilik bozukluğu olan kişiler, bu tür damgalanmalara maruz kalabiliyor üstelik ...

Uyuşturucu Bağımlılığı

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, “sağlık nedenleriyle alınanların dışında, yaşayan organizmaya alındığında, organizmanın bir ya da birden çok...